Bedrettin Cömert’ i Anarken / Murat Özhan
Birçoklarına Bedrettin Cömert (1940-1978) ismi yabancı gelecektir hiç şüphesiz. Çünkü 11 Temmuz 1978’de arabasının içinde şer odaklarınca katledildi. Öldürülen birçok aydının cinayeti gibi, onunki de çözülemedi, fail ya da failleri yakalanamadı ne yazık ki. Ona yapılan saldırı, Türkiye’nin aydınlık geleceğini, demokrasiyi, dostluğu, emeği, özgürlüğü hedef tahtasına koymak demekti.
Bedrettin Cömert, bu topraklarda yetişmiş çok değerli bir bilim adamıydı. Bir yandan Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeliği görevini sürdürürken öte yandan da Roma Üniversitesi’nde çalışmalar yapıyordu.
Yabancı dildeki çok önemli yapıtların Türkçeye kazandırılmasında büyük emekleri vardır onun. Özellikle dilimize çevirdiği E.H. Gombrich’in “Sanatın Öyküsü” adlı kitabı ile onun doçentlik tezi “Benedetto Croce’nin Estetiğinde İfade Kavramı ve İfadenin İletim Sorunu”nu anmak isterim burada.
Bedrettin Cömert’in şairlik yönü de vardı. “Kalmasın Ellerim Sizlerden Uzakta” şiir kitabıyla sanatçı duyarlılığını da göstermişti.
Sevgili Bedrettin Cömert’in, o dönemde, sanatta kuramsal boşluğu doldurmak amacıyla yazdığı eleştiri ve incelemeler, bilimsel eleştiriye ışık tutacak nitelikteydi. Aradan 31 yıl geçmesine rağmen hâlâ güncelliğini korumaktadır estetik ve eleştiriye dair bu yazılar. Marksist bakış açısıyla kaleme aldığı yazılarda, “kuşku”yu şiar edinerek doğru bellediği yolda yalnız kalacağını da bilse, sözünü sakınmadan söyledi o. Eleştiri ve inceleme yazıları, sonradan Hasan Hüseyin Korkmazgil tarafından “Eleştiriye Beş Kala” adıyla bir kitapta toplanmıştır. İleriki bir zamanda, Eleştiriye Beş Kala adlı bu kitaptan, Bedrettin Cömert’in bir yazısını da yayımlayacağım.
Bedrettin Cömert’in eleştiriye dair aşağıya aldığım sözlerine yer vererek bu yazıyı noktalarken onu bir kez daha sevgiyle anıyorum..
İzlenimci, ayaküstü eleştirinin defteri bizde de dürülüp çoktan rafa kaldırıldığı halde, hâlâ izlenimciliğin rahat döşeğinde keyifle keselenen sözümona eleştirmenlerin ardı arkası kesilmiyor. Öznel-nesnel kavgasının kısır döngüsünden kurtulamayan nesnelcilerimizin çoğu susmuş durumda. Toplumcu eleştirimiz ise, edebiyat yapıtının izlenimcilerce saklı tutulan, çoğun saklı tutulmasında yarar görülen ‘içerik’ gerçeğini kararlılıkla göstermiş olmasına karşın, içerikçilik bağnazlığında ilk uykusuna yatmak üzere. (…) Evet, eleştiri gerçekçi olmalıdır, ama kaba ve kolaycı bir gerçekçilik, toplumcu eleştiriye ancak zarar getirir. Toplumcu eleştiri hiçbir güçlükten kaçmayan, önüne çıkan her sorunu, her ayrıntıyı, ciddi bir sorun kabul edip onu çözecek en sağlam ve gelişmiş araştırma yollarını arayan, amacına ulaşmak için hiçbir yolu ve aracı küçümsemeyen eleştiridir. Yoksa, yalnız içerik, işin daha gülüncü, ‘belirli bir içerik’ yöresinde dolanıp duran ve edebiyat yapıtının kendine özgü yapısal özelliklerine söz olsun diye şöyle bir değinip geçen eleştiri yöntemi, tek sözcükle çağdışıdır. (Bedrettin Cömert’e Armağan, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi, Beşeri Bilimler Dergisi, ÖZEL SAYI, Ankara, 1980)
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 February 2012



Son Yorumlar