Toplam okunma 2.741
ana sayfa > biyografi > Can Yücel’in Ardından – 1 / Murat Özhan

Can Yücel’in Ardından – 1 / Murat Özhan

Pazar, 23 Ağu 2009 yorum ekle Go to comments

Çatal yüreğimle türkülü yollara
Düştüm ki o kadar olur…
Seke seke ben geldim
Sike sike gidiyorum…(1)

Kendi adıma söyleyeyim, ölenin ardından her yazma edimi, hele bu, yere göğe konduramadığım bir kişilikse, insanın içini ister istemez tarif edilemez bir bungunluğa sevk ediyor. Ama teselli bulmama yol açan çok önemli, gönendirici etkenler de yok değil: Şair ve yazarların arkada bıraktıkları yapıtları, onları ölümsüzlük payesi ile anmamıza vesile olur ki burada tek ölçüt, tek mihenk taşı da zamandır aslında.

Can Yücel, 12 Ağustos 1999 tarihinde sonsuzluğa göçmüştü. O, aramızdan ayrılalı 10 yıl geçmiş. Yaşamın bu akışında sonsuza kadar var olmak, ancak ve ancak zamana hükmetmekle mümkündür. Bunu da yazdıklarınızdaki içerikle başarabilirsiniz. Nasıl bir insanlık durumunu, hangi koşullarda, ne tür biçimlerde verdiğinizle birebir örtüşür zamana direnebilmek. Can Yücel, bunu başarabilen ender şairlerden bence. O, çok az şaire nasip olan bir sevgi seli ile birçok insanın gönül tahtında oturuyor. Sanırım onu bunca sevdiren, dosdoğru ve içten bir söyleyiş tarzını benimsemiş olmasıdır.

Mevcut statükoya, geleneksel eğitim sistemine öfke duyar ve bunları şiirlerinde eleştirir, siyasi duruşuyla tam bir muhaliftir Can Yücel. “Bir Siyasinin Şiirleri” kitabındaki “Sekiz”(2) adlı şiirde, paradoksal bakışla, bir yandan gençlik için nutuklar çeken efradı yererken öbür yandan mahpus olan gençliğin hal-i pür melalini gözler önüne serer.

Sekiz

Bugün Ondokuz Mayıs,
Mayısın ondokuzu!
Sen ey Türk istiklâlinin koruyucusu,
Sen ey ülkemizin geleceği,
Ulusumuzun gözbebeği,
Sen ey demirparmaklıklarda barfiks yapan,
Ranzalarda parende atan
Sportmen ve kahraman Türk Gençliği,
Önünde senin bütün Kilit-bahirler açık,
Ama herzaman Samsun’a çıkılmaz a,
Bu sabah da avluda volta atmağa çık!

Argo ve küfrü, bağlamı içinde böylesine kullanan birini (Şair Eşref ve Neyzen Tevfik’i saymazsam) daha görmedim desem abartmam sanırım. Aslında küfür, yöneldiği hedefe ve yerine göre kullanıldığında etkili bir silah olabileceği gibi bir deşarj nesnesidir de aynı zamanda. Yukarıda yazının başına aldığım Can Yücel şiiri, “Sike sike gidiyorum” dizesi ile biterken, sistem, dozu bir hayli sertleştirilmiş biçimde eleştirilir.

Aslolan, bir bağlam içinde yahut okunan bir metinde, algımızın küfür ile ilgili nasıl şekillendiğidir. Egemen sınıfların yerilmesi anlamında küfrün kullanılması farz sayılabilir. Velhasıl, bu bağlamda küfrün hedefinin ne olduğuna bakmak gerek. Yüzeysel değil de derin anlamda okuyan bir göz, Can’ın bu tarz şiirlerindeki küfrün fetişleştirilmesinden ziyade, insan onurunu hiçe sayan feodal düzenden arta kalan kırıntılar ile içinde bulunduğumuz kapitalist üretim ilişkilerinin acımasızca ve hiç şüphesiz haklı olarak küfür yoluyla yerden yere vurulduğunu kavrayabilir. Can Yücel’in “Kadın Olaydım –II-“(3) şiirindeki şu dizeler, hangi bakış açısıyla okunursa nereye varılır acaba:

(…)
Kadın olacaktım ilk kez,
Allah beni sevebilir ama
Ben onu kabul etmiyorum
Haşa! O da onun kabahati,
Bıktım artık siki çarşafa dolanmış erkeklerden
Onlar artık çarşafa girsinler
Düdenler’in ebem çarşafına!..
Milyonlarca yıldır süren ve milyarlarla
Süründüren insanlığı bu babaerkil düzen
Gidip anababakıl düzen gelmeli
Şu ana-baba gününde,
İçinde yaşayıp da yaşamadığımız!

“Ölürsem neye gam yerim ki en çok? / Bidaha küfredemeyeceğime”(4) derken onun hayat damarlarından birinin de ne olduğunu kendi ağzından öğreniriz. “Kendi ağzından” öğrenmek konusu açılmışken bir yanlışlığın da bu vesileyle altını çizmek istiyorum.

İnternet, sınırsız bir derya ve bu sanal deryada kulaç atarken insanların doğru bilgilenmesi için, “temiz” bilgi ile “kirli” bilgiyi ayırt etmek amacıyla hiç olmazsa küçük çaplı(!) bir araştırma zahmetine katlanmak gerekiyor. Bilhassa son aylarda web sitelerinde, Can Yücel’e ait olmadığı halde ona atfedilerek yayımlanan şiirler gırla gidiyor. Örneğin, “Yerin seni çektiği kadar ağırsın / Kanatların çırpındığı kadar hafif “ diye başlayıp “Sevdiğin kadar sevilirsin” dizesiyle biten ve Can Yücel’e atfedilen “Her Şey Sende Gizli” adlı şiiri Google arama motoruna yazıp arattığınızda, neredeyse dudak uçuklatan yaklaşık 357.000 arama sonucu, vahametin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. (Bu yazım yayımlanmadan önce; araştırdım, Can Yücel’in elimdeki on üç şiir kitabında bu şiir yok. Şairin bende olmayan diğer şiir kitaplarını Gezintiler, Portreler-Seçki 1, Ben ve Bizimkiler-Seçki 2, Ölüm ve Oğlum’u da temin ettikten sonra -ki bu şiir, onun tarzına hiç de uymuyor- bu şiirin Can Yücel’e ait olup olmadığını teyit edip kesinkes bir yargıya varmak söz konusu.. ) Bu noktada bir bakıma, tersinden de yaklaşılabilir konuya: Can Yücel’in ne kadar sevildiğinin de bir göstergesidir bu durum..

Ama.. Can Yücel’in diye bu şiirleri yayımlayanlar, şüphesiz ki onu sevdiklerini belgelemek, göstermek isterlerken öbür yandan da ona haksızlık ediyorlar aslında. Yapılması gereken ise, imkânlar el verdiği ölçüde, ilk elden kaynaklara yani şair yahut yazarın eserlerine ulaşmaktır. Böyle bir yöntemden yoksun isek, internet sitelerindeki içeriğe pek itibar etmemek, kuşkuyla yaklaşmak lazım. Çünkü birçoğu, kopyala yapıştır mantığı ile birbirinden alıntılıyor. Hal böyle olunca, doğruyla yanlışı birbirinden ayırmak neredeyse imkânsızlaşıyor ve yanlışlar silsilesi birbirinin aynı uzayarak devam edip gidiyor..


Notlar
(1)Can Yücel, Seke Seke, “Önsöz” adlı şiir, sf.7, 8.Baskı, Doğan Kitap, Ağustos 2008
(2)Can Yücel, Bir Siyasinin Şiirleri, sf.66, 17.Baskı, Doğan Kitap, Ağustos 2008
(3)Can Yücel, Seke Seke, sf.19, 8.Baskı, Doğan Kitap, Ağustos 2008
(4)Can Yücel, Güle Güle / Seslerin Sessizliği, “XXI” başlıklı şiir, sf.113, 9.Baskı, Doğan Kitap, Ağustos 2008

Fotoğraf, Bekir Karadeniz

Bu yazı, 14.05.2010 tarihinde güncellenmiştir.

Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

  1. Pazar, 23 Ağu 2009 zamanında 15:50 | #1

    Merhaba ;Can abi bir söyleşisinde”öfke ile sevgi arasında çırpınan bir çelişkinin içinde yaşıyorum ben”demiş.Aslında gerçekten her birimiz çelişkiler yumağıyız ve bunu o şiirlerinde çok güzel ifade etmiş.
    Diğer taraftan bugünlerde internette dolaşan dini içerikli şiirlerin Can Yücel’e mal edilmesi canımı sıkıyor.Bilen bilir ama yeni nesil araştırmadan kabul etmeye çok meyilli.
    Sağlıcakla kalın

  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları