Toplam okunma 1.428
ana sayfa > deneme > Can Yücel ve Zamana Hükmetmek / Murat Özhan

Can Yücel ve Zamana Hükmetmek / Murat Özhan

Pazar, 22 Ağu 2010 yorum ekle Go to comments

Öldükten sonra bile, zamana hükmetmek, (zamanın dışında ve içinde olmak budur herhalde), her babayiğidin harcı değildir ama bu ölçü, Can Baba için geçersiz kılınıyor.

O, yaşadığı toplumun şiir gelenek ve kabullerini elinden geldiğince kendi poetikasında uygulamaya çalışmış koca yürekli bir “şair”. (“şairdi” diye geçmiş zaman kipiyle yazmadım; çünkü o hâlâ aramızda). İçine doğduğu toplumun davranış ve düşünce sistemine külliyen karşıt olsa da, biliyordu ki onlara rağmen bir kurtuluş yolu da yoktu. Buna rağmen, kendi bildiği yoldan şaşmadı. Şiirleriyle bir nebze de olsa tünelin ucundaki ışığı göstermeye çalıştı.

Her ne olursa olsun, Can Baba, şiirleriyle, daha da önemlisi gönül verdiği düşünce yapısıyla egemen şer odaklarına cevaz vermedi, asla yılmadı, Nâzım gibi mahpuslarda yattı. Hatta o kadar trajikomik ki, Che ve Mao’dan çevirdiği şiirler yüzünden içeriye girdi. Daha önceki bir yazımda, yurdumda kadın olmak zor demiştim, ama şair olmak çok daha zor bir iş vesselam.

Can Yücel’in “Halime Tercümandım” şiirini bir kez daha okuyunca ona olan hayranlığım ve bağlılığım daha da arttı (Gerçi hep öyleydi ama gönlümde daha bir katmerli hâle geldi.).

Onun gerek Yunus Emre gerekse Kaygusuz Abdal’a yaptığı atıflarla günümüz Türkiye’si ve kendi felsefi sistemi arasında kurduğu bağ, eşine az rastlanır niteliktedir. Örneğin, Yunus’un: “Çıktım erik dalına / Anda yedim üzümü” ile Kaygusuz Abdal’ın “Kaplu kaplu bağalar / Kanatlanmış uçmağa” ile başlayan şiirlerini görmeden mümkün mü Can’ın bu şiirini yorumlamak? Şüphesiz ki hem Yunus hem de Kaygusuz, bulunduğu dönemin koşulları içinde, tekke-tasavvuf edebiyatının şathiye türü mantalitesi içinde söylemişti koşuklarını. Can Yücel, elbette ki o günün düşünce sistematiğine göre hareket etmez ama söyleyiş biçemini kendi düşünce yapısına uydurur ve pek de güzel becerir. Mizahın ete kemiğe büründüğü ender şiirlerden biridir bu. Müthiş bir ironi ile, kendi eşini bile Havva kadın sanacak olgunluktadır.

Sevgili Can kanımca, Yunus ve Kaygusuz için şapka çıkarırken, ben de hem Yunus hem Kaygusuz hem de Can için şapka çıkarıyorum. Ne müthiş bir duygu ve düşünce birliği…

Kitaplarını elimden hiç düşürmediğim Can Yücel’i, ölümünün on birinci yılında bir kez daha sevgi ve minnettarlıkla anıyorum.

Dipdiri o sol yanım…

Halime Tercümandım

Sözümona insandım
Hamsiydim buğulandım
Koynumdaki hatunu
Havva anamız sandım

Beyazıt Kulesiydim
Hem Kumkapıdaki yangın
Arap itfaiyeciynen
Kendi derdime yandım

Pir Sultandım abdaldım
Düz rakıya dadandım
Çekip çekip kafayı
Anacağımı andım

Banazdaydı bazlamam
Ve radyodaki reklam
Yaşamı yandaş sayıp
Bana bir ekmek bandım

Arşa vardı feryadım
Firazda kör kadıydım
Kararsızlıktan cayıp
Katlime karar aldım

Gül benizli isyanım
Eksi çıktıkça kanım
Arta durdu bicanım
Ben ölsem ölsem bile

Dipdiri o sol yanım

Can Yücel


Can Yücel, Rengâhenk, s.59, Papirüs Yayınları, 12.Basım, Haziran 1998, İstanbul

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları