Doyulmaz Dünyada; İnsanın Çilesi Ölüm-2
Murat ÖZHAN
Yurdumun güzel insanları bu hain faklardan, bu insanlık dışı eylemlerden fazlasıyla nasibini aldı. Bedelini ise canlarıyla ödediler. Ocak ayının içimizi titreten soğuğuna, yine bu ay içinde bedeni toprağa karışanların da eklenmesi yüreğimize işleyen acıyı katmerleştiriyor. Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Cemal Süreya, Necati Cumalı hiç unutulabilir mi? Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy gibi katledilerek bedeni ortadan kaldırılan biri daha var: Onat Kutlar..
Hani, “Ne kaldı ne kaldı bizden geriye?” diyerek insanlık namına yaratılan güzelliklerin adım adım yok oluşlarına sitem edişini dile getirdiğin o soru var ya Onat ağabey, ne çok şey anlatıyor. Sen, haksızlıklar karşısındaki duruşun, onurlu kişiliğin ve sonsuzluğa akıp giden zamanda taçlandırdığın eserlerinle dimdik ayaktasın. Yaşadığının kanıtı değil mi şu anda seni anımsamam? Fazla söze hacet yok..
Demokrasi düşmanı şer odaklarınca The Marmara Oteli’nin pastanesine konan bombanın patlaması ile yaralanıp hastanede tedavi görürken “Ölüm varken, ben yokum. Ben varken, ölüm yok.” diyen Lucretius’u haklı çıkarırcasına zamansızca aramızdan ayrılan sevgili Onat Kutlar’ın anısına ve sessiz kalmamak adına olsun…
Onat Kutlar ve Necati Cumalı
Ne Kalacak Bizden Geriye (Bir Soru)
Akşamüstü oturdum yol kıyısına
Düşündüm
Ne kalacak bizden geriye
Balkan yaylasından ve bozkırlardan
Kafdağlarına giden şu bulut
Sonsuz mevsimlerle esmerleşen
Şu toprak ve derin çınar ağacı
Biz yokken de vardı
Çocukların şu gülen sarı feneri
Ayışığı
Ve ıssız balkonlarda
Kırmızı biberlerle üzgün yaşlıları
Aynı mandalda kurutan güneş
Çayırda gölgeler bırakacak
Dalgın yeryüzünde çekilirken
Kalabalık çarşılara tortusu
Çökecek
Tüccarın kanpazarından
Mezarlığa taşıdığı paranın
Değirmeni döndüren ter ırmağı
Kuruyunca ardında tuz kalacak
Ve bir anı öfkeli işçilerden
Sinirli kediler bir tekir şerit
Olacak
Ve bir çöl esintisi
Dörtnala kaybolan arap atları
Bir çavdar haritası çizecek
Bozkırı terk eden tarla faresi
Kuş tüyleri gökyüzünün camını
Buzlu yazılarla donatacak
Her şey değişiyor ama ne yapsak
Duracak
Tarihin uzun duvarı
Taşlara kırmızı izler bırakan
Ve aynı kıyıdan yürüyen köle
Silecek kralların adını
Gene de karanlık dağ başlarında
Yarın bir kin gibi hatırlanacak
Kanlı soy ağacının dalları
Kiraz ve kamıştan kavalımızın
Sesleri
Dağılıyor havada
Bir kuyu ağzından geçiyor gibi
Rüzgarı mor fistanlı zamanın
Bu güzel şarkı da unutulacak
Kıyımlar acılar kanlar içinde
Savrulurken yaşadığımız günler
Bu soruyu mutlaka soracaksın
Ne kaldı ne kaldı bizden geriye?
Onat KUTLAR
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012



Son Yorumlar