Toplam okunma 1.527
ana sayfa > deneme > Doyulmaz Dünyada; İnsanın Çilesi Ölüm-1

Doyulmaz Dünyada; İnsanın Çilesi Ölüm-1

Perşembe, 08 Oca 2009 yorum ekle Go to comments

Murat ÖZHAN

Doyulmaz dünyada; insanın çilesi ölüm.
Ne çare, geldi türküler yakılası ölüm
Ah! Böyle mi kahredilir? Yıkılası ölüm

(Enver Gökçe)

Zamanın sonsuz döngüsünde her dem, yaşama yeni adım atanların yanında, vakti dolanlar da bir yandan ayrılırlar yaşamdan. Kimi vakitli, kimi vakitsiz bırakır gider arkada kalanları. Her ne kadar bu vakitli-vakitsiz ayrımı kişiden kişiye değişse de sanırım değişmeyen, şairin dediği türden gerçekliği imler yakıcı bir şekilde: “Her ölüm, erken ölümdür.”

Yüzyıllardan belki de binyıllardan bu yana ölüm üzerine neler söylenmemiş ki, ölümün felsefesine dair neler döktürülmemiş ki? Ölüm üzerine enikonu “düşünülerek” felsefesi ortaya konsa da, hiçbir şey yaşamsal olanın yerini tutmaz şüphesiz ki. Yaşamsal olan derken, pratiği, yapıp etmelerimizi kastediyorum burada tastamam. Peki ölümün pratiği ne ola ki? Ölümle yüz yüze gelmek midir acep? Kendi açımızdan düşündüğümüzde, şüphesiz ki kendimizin dışında gelişen etmenlerden ötürü (Tersi, intihardır, ki kastettiğim bu değil) ölümle burun buruna gelmektir, ölümden kıl payı kurtulmaktır ölüm pratiğini tecrübe etmek.. Bedenimizle, benliğimizle her şeye rağmen yine yaşamamızdır şu alemde. Ölenlere bakarak, kendimizi yaşıyor olduğumuzdan her nedense şanslı addederiz şu sayılı günlerimize rağmen. Akıl sır erdiremem bir türlü bu duruma.

Şu üzerinde yaşanılan evrenin en akil, en sağduyulu, en duygulu varlığının insan olduğu söylenegelir. Buna rağmen, insan dediğimiz, aklıselim tutumlar geliştirmek ve bunları uygulamak yönünde aciz kalabiliyor. “Uygar” dediğimiz dünyanın haline bakar mısınız? İnsanın insanı hem de gözünü kırpmadan boğazladığı şu “uygar dünya”nın içine düştüğü bok çukurundan çıkacağı ihtimali de epey bir uzak görünüyor şimdilik heyhat. İliklerimize dek hissetmek zorunda bırakıldığımız şiddet içre dünyanın acımasızlıkları kiminden teğet geçerken kiminin can evinden vurur. Kiminin yüreğini karanlık bir kurşun delip geçer, kimininse  şarapnel parçaları ciğerini parçalar… Dünyanın en ücra köşesinde yaşanan bir acıya “insan” olanlar kayıtsız kalabilir mi? Yanı başımızdaki İsrail’in Gazze vahşetine ise yürek dayanmıyor. Parçalanmış insanlar görmek, o yere göğe konduramadığımız sözde “demokratik”, “insancıl” ve “uygar dünya”nın hoşuna gidiyor herhalde! “Demokratik” Batı dünyası, barbarlığa hâlâ bel bel bakıyor. Batı’nın çifte standardı bu olmalı..

Devam edecek…

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

Categories: deneme Tags: , ,
  1. NİHAL UMUTLU
    Cumartesi, 10 Oca 2009 zamanında 14:05 | #1

    Murat, bu dünyanın uygar bir dünya olduğunu düşünmek sence ne kadar akli ki?
    Uygar dediğimiz bir dünya yok bence… Sadece ağızlarında “uygar” lafını kullandıkça kendilerine bile yabancılaşmış insanlar ve ülkeler var..

    İçi boşaltılmış uygarlıklar, demokrasiler, kültürler ve ne yazık ki insanlıklar…
    İnsan olanın kayıtsız kalamayacağı bu yaşadığımız günlerdeki olaylara insanlar ve dünya ülkeleri sadece karşıdan bakıyorlar ne yazık ki…
    Bakıyorlar ve birgün kendilerinin de başlarına gelebileceğini düşünemeyerek seyirci olmayı yeğliyorlar…

    Beni üzen şeylerden bir diğeri de insan denilen varlığın bu derece şiddete alışıp normal görmesi…
    Şiddet dediğimiz insanlığın batağı ne yazık ki her geçen gün derinleşiyor ve bilmiyorlar ki bu bataklık kurutulmazsa herkesi bir gün yutacak…

    Evet sevgili murat insanlığımızı unutmadığımız, insan olmaktan utanmayacağımız günler diliyorum hepimize

  2. Cumartesi, 10 Oca 2009 zamanında 18:16 | #2

    Sevgili Nihal,

    Her nedense bakmayı daha çok seviyoruz,çünkü düşündüklerimizi eyleme dökmek zordur.İnsanın doğasında vardır kolay olanı seçmek.Onu koşullar zorlamadıkça yahut kendisine dokunmadıkça yaşananlar karşısında seyre dalar insan..Tıpkı Filistinli çizer Naci Ali’nin Hanzala’sı gibi.Bakmak,seyirci kalmak onaylamak değil midir?

    Ama olumsuzlukları düzeltmek için ona müdahale edilmesi gerektiği de kaçınılmazdır öte yandan.

    Şu,yadsınamaz bir kabüldür Nihal: Şiddeti olumlayanlar,aynı şiddetin yarın birgün kendilerine de uygulanabilirliğini koşulsuz onaylıyorlar demektir.

    İnsan olmaktan bizler utanmıyoruz,utanmayacağız da sevgili Nihal.İnsan dışılıkları,şiddeti bize reva gören alçaklar,soysuzlar,ceberutlar utansınlar.

    Biz,insan olmanın onurunu başımız dik,alnımız açık taşıyoruz,her daim onurumuzla da yolumuza devam edeceğiz.

    Sevgi her daim..

     

  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları