Toplam okunma 1.951
ana sayfa > deneme > Geçmiş, Şimdi ve Gelecek / Murat Özhan

Geçmiş, Şimdi ve Gelecek / Murat Özhan

Cuma, 28 Ağu 2009 yorum ekle Go to comments

El değmemiş, dipdiri, güzelim bugün,
Sarhoş bir kanatla yırtar mı bizim bu
Kar altında unutulmuş katı gölün
Donakalmış uçuşlar dolu buzunu?

(Stéphane MALLARMÉ)

Yaşam, bir daha tekrarı olmaksızın baş döndürücü bir hızla akmaya devam ederken beri yanda onu her daim doğası gereği, arkadan izleyerek anlamlandırmaya çalışan insanın etkinlikleriyle dolup taşıyor. Bu sonsuz döngüde, gerek yaşamla gerekse kendisiyle ilgili konularda, kimi boşa koyar dolmaz, doluya koyarsa almaz algısından paçasını kurtaramazken kimi de her daim yoluna çıkan tüm handikaplara rağmen hedefine düşe kalka varmaya çalışır. Aslında hepimiz, Âşık Veysel’in dediği gibi bir ucu doğuma diğeri ölüme açılan iki kapılı bir handa konaklayan yolcularız. Kimimizin yolu kısa, kimimizinse uzundur. Yola düşende, dar vakitte bir fidanken göçer gider kimi.

Yaşamın bu akışında yolculuk, şüphesiz ki hareketi gerekli kılar. Mümkün müdür eyleme geçmeden yol almak? Mümkün tabii. Zihinde tasavvur ederek de bir yolculuğu kurgulayabilirsiniz. Ama bu yolculuk salt düşünce düzeyinde kalır da, şuradan şuraya bir adım dahi atmazsanız, çürümeye başlarsınız.

Bu çürümenin bir başka hali, kendini zamanın algılanmasında gösterir. Salt bir “evvel zaman” yahut belirsiz bir “gelecek zaman” düşüncesiyle yatıp kalkanlar da, hiçbir zaman mutlu ve huzurlu olamazlar. Bu kaygılar, içlerini sürekli kemirir durur.

“Gündelik hayat şimdiki zamanda, düşünce ve hayal dünyasında, yaşanan hayat ise geçmişte yer alır. Eylem ve Bellek.”(1)

Yaşam, yaşanmışta ve yaşanandadır; “yaşanacakta” değildir. Yaşanacak olanı, henüz yaşanmadığından ve belirsizlik tedirginliğini sürekli bağrında taşıdığından tekin bulmam. O bakımdan, içinde bulunulan ânı ve hareketi, çok önemsiyorum. Çünkü yaşamın özü, harekettedir. Çünkü, sözden önce hareket vardı. Şayet söylediklerimiz o kanaldan (yaşamdan) güç almıyorsa, söylenenlerin de bir hükmü, değeri, geçerliliği kalmıyor. Söylediklerimiz ve söylenenler yaşamdan ve yürekten gelsin ama içtenliksiz olmasın. Çünkü yaşam ve yürek gerçektir, acıdır, içtendir, somuttur, var olandır.

Ne geçmiş ne gelecek.. Her şey bugün içindir.” düşüncesinin, böyle bir bakış tarzının bizi olumluya taşıyabileceğini düşünmüyorum. Ânı yaşamak, şüphesiz ki değerli ve yaşamsaldır. Ancak, şunu unutmamak gerekir ki, bugün kullandığımız bilgisayardan, su içtiğimiz cam bardağa kadar her şey, insanlığın geçmiş bilgi, kültür, emek ve duygu birikimiyle yaratılmıştır. Yoksa yaşamsal olanın bilgisi gökten zembille inmiş değildir. Öte yandan atomdan atom bombasının bilgisine ulaşmak için de gelmiş geçmiş tüm bilim adamlarının katkısı oldu. Ne yazık ki bu bilginin kullanılması yani atom bombasının insanların yok edilmesi için atılması, insanlık tarihinin sayfalarına bir kara leke olarak kazınmıştır. Şer odaklarınca kullanıldığında bilginin canavarlaşabileceği deneyimine de sahibiz. Tüm bunlardan hareketle olumlu yahut olumsuz bugünkü yaşam evrenimiz, hareket kabiliyetimiz geçmişle çok sıkı fıkı. Bana kalırsa, bunu reddetmek varlığımızın olumsuzlanmasına değin işin götürülmesi demektir ki bu da anlamsızlığa işaret eder.

Geçmişi yok saymadan bugüne hizmet eden anlayış ve uygulamaları işe koşmak, birincil görev olmalıdır bizim için. Bir atasözü şöyle der: “Aslını inkâr eden, haramzadedir.” Bu atasözünü “geçmiş”le ilintilendirerek biraz eğip bükeyim: “Geçmişini inkâr eden, haramzadedir.”

Geçmişi reddetmeden, onu da yedeğine alıp (ama geçmişin meftunu olmadan) bugün için yürümek derken tastamam “geçmişle hesaplaşma”yı kastediyorum aslında. İyisi ve kötüsüyle, eğrisi ve doğrusuyla, günahı ve sevabıyla geçmişimize, tarihimize odaklanabilmeliyiz. Yoksa olumsuzlukları görmezden gelerek bunlardan bir ders çıkarmazsak yahut güzellikleri salt “görüp” onları bir adım daha ileri taşımazsak yani değiştirmek için var gücümüzle çabalamazsak “bugünü”müzü inşa etmek ne kadar gerçekçi olacaktır acaba?


Notlar:
(1)Cesare Pavese, Yaşama Uğraşı, sf.122, e yayınları, 4.Baskı, İstanbul 1990

{Cesare Pavese’nin aslında birbirini tamamlayan farklı iki düşünceyi vermek istediği bu iki bölümden oluşan cümlesi, temelde aynı noktayı anlatır. Cümlenin ikinci kısmını oluşturan “yaşanan hayat” da şimdiki zamanı imler. Çünkü “yaşanan” fiilimsisine eklenen “-an” sıfat-fiil eki, şimdiki zaman eki “-yor” un işleviyle aynıdır.
Bu bakımdan “yaşanan” sözcüğü yerine, cümlenin bağlamına uygun düşecek kavram olarak “yaşanmış” sözcüğü getirilmelidir. Murat Özhan }

Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 25 May 2013

Categories: deneme Tags: , , , , ,
  1. Cuma, 28 Ağu 2009 zamanında 12:56 | #1

    Hayat bir otomobil kullanmak gibi:)dikiz aynasındaki geçmişimizle geleceğimiz arasında koordinasyonu bize bağlı(bu benzetmeyi bir kitapta okumuştum)
    sağlıcakla kalın

  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları