Toplam okunma 846
ana sayfa > deneme > Geçmişi Reddetmeden Bugün İçin / Murat Özhan

Geçmişi Reddetmeden Bugün İçin / Murat Özhan

Cuma, 05 Mar 2010 yorum ekle Go to comments

“Umut”, kavram olarak hep “geleceği” çağrıştırır. İyi, güzel günler, sevgiler yarınlardadır, ötelerdedir ama bizim bir türlü bilgisine ulaşamayacağımız bir zaman ve mekânı imler daima.

“Yarın”, sanki bir kurtarıcı imiş gibi bizi her daim beklenti içinde bırakarak belirsizliklerden medet ummamıza yol açar. Bence “yarın” aldatıcıdır, samimiyetsizdir. İyi dilek ve temennilerin çekim alanına girmemek, cazibesine kendimizi kaptırmamak kolay değil elbette. Bundan ötürü de denize düştüğü için, “belirsizlik” yılanına sarılır “ertelemeci mantık”. İnsanlar hep bir merak ve beklenti içinde bırakılır bilinçli yahut bilinçsiz. Yarınla ilgili net bir şey söylenemez, aslında söylense bir hedef konsa sorun kalmayacak. Ne yazık ki çok konuşmaktan, laf üretmekten iş yapamaz olduk her alanda. Bu bakımdan “yarın”a dair söylenecek her söz, her daim fludur. Oysaki şu an, şimdi, var olduğunu bildiğimiz sorunları, yetersizlikleri, aksaklıkları bir nebze olsun niçin düzeltmeye çalışmayız? Niçin kirlenmişliklerin üzerine gitmeyiz? Sanırım iliklerimize dek işlemiş adam sendecilik mantığı! Alışkanlık haline getirmişiz ertelemeyi.. Bu alışkanlıklar konusuna da değinmek elzem oldu. Bir sonraki yazıda..

Geçmişe yapılan atıflarla bugünümüzü inşa edebiliriz. Bakışlarımızı geçmişe çevirmeden atılan her adım bizi köreltir, şaşırtır, sendeletir. Önemli olan; şimdi, şu an, bugündür. Çünkü varlığımla dünyada, evrende, sonsuz uzayda “bugün” bir yer kaplıyorum. Yarın da yer “doldurabilirim”. Ama dikkat edile “doldurabilirim” dedim. Ama bu ifade bir olasılık anlamını da içinde barındırıyor aynı zamanda. Yani “gelecek”; yönsüzdür, muğlâktır, ne idüğü belirsizdir.

Tüm çirkinlikleri, kirlilikleri, kokuşmuşlukları, sevgisizlikleri külliyen ortadan kaldırmanın olanakları ve koşulları “bugün” elimizde varken neden hep bir sonraki bahara ertelenir bunlar, neden hep umut edilir?

Ahkâm kesmekten, oturmaktan, laf yetiştirmekten öte yaptığımız hiçbir şey yok. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyetinden kurtulamadığımız, yüreklere inemediğimiz, eyleme geçemediğimiz, yürümediğimiz müddetçe, düze çıkmamız pek olası görünmüyor ne yazık ki…

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 February 2012

Categories: deneme Tags: , , , ,
  1. nihal umutlu
    Cuma, 05 Mar 2010 zamanında 12:37 | #1

    Evet Murat…
    aslında sözün bittiği yerdeyiz ve artık sözün ötesine geçmek gerekiyor…
    sevgiler

  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları