Toplam okunma 860
ana sayfa > deneme > Lâmevcutlar, Her Zaman Haksızdır

Lâmevcutlar, Her Zaman Haksızdır

Cumartesi, 02 Ağu 2008 yorum ekle Go to comments

Murat ÖZHAN

-Tersanelerde asgari ücretle çalışırken trilyonluk yatların altında can veren işçiler,
-Çöken binaların (depremden ötürü değil ) altında can veren insanlar,
-Bombalamalar yüzünden ölen vatandaşlar,
-Belki de hemen herkesin ailesinde vardır, bir hiç uğruna yakınlarını kaybettiği trafik kazaları,
-Sokakta yürürken, işlenen “dik baktın” cinayetleri,
-Ancak on yıllar sonra yetişebilen doğa zenginliği ormanlarımızın kül oluşunu çaresizce izlemek,

Son birkaç ayda vuku bulan ve aklıma ilk anda gelen rastgele sıraladığım gerçeklikler bunlar. Gün geçmiyor ki böyle olumsuzluklar, yaşama evrenimizi acımasızca kuşatmasın. Neredeyse her sabah kalktığımızda yeni, vahim bir olayla karşılaşıyoruz. Belki de her birimizin : “Şöyle bir gün de bir felaket haberi ile uyanmasak” dediği olmuştur. Olmuştur çünkü, tüm benliğimizle yaşamı içimizde duyumsamak ihtiyacı hissederiz. Daha yeşil, daha temiz, daha hoşgörülü, barış ve sevgi dolu, şiddetsiz, silahsız bir yaşanılası dünyanın özlemini duyarız. Tabii, salt saf özlem ve niyetler düzleminde de kalıveririz. Bu fasit daireden kurtulmanın tek çaresi yaşamın içinde olmaktır, ki yaşamın anlamı, her daim harekettedir. Eyleyen, düşündüklerini uygulayanlar var olabilirler ve yaşamın içinde bulundukça da bir hak iddia edebilirler. Fransızların çok sevdiğim bir sözü şöyle der: “ Lâmevcutlar, her zaman haksızdır.” Ne kadar anlamlı bir cümle değil mi..

Hep birbirimize bakıp hareket ediyoruz, birbirimizden etkileniyoruz kuşkusuz. İnsanın doğasında var bu davranış tarzı, iyi huylu olduğu takdirde müthiş etkileyici bir yanı var. Bir de tersinden ele alalım bu dediğimi. “O, doğayı kirletiyor, ben de kirletirim.” yahut “O yapmıyorsa ben de yapmam.” diyerek davranmadığımız bir gün yok mu hiç? Neden kendi irademizi işe koşmayız ki? Nasrettin Hoca, bir gün denizin suyunu kovayla boşaltırmış. Oradan geçmekte olanlar, bu imkansız ve saçma görünen durum karşısında, var gücüyle çalışan Nasrettin Hoca’ya sorarlar: “Ya Hoca sen aklını mı kaçırdın? Hiç, denizin suyu kovayla boşalır mı ? Hoca “Önce ben bir başlayayım da, sonrası arkadan gelenlere bağlı.” demiş. Önce, ben varım diyebilmek ne büyük ve insani bir davranış biçimi bence. Kişiliği oturmuş, zırhını kuşanmış insanlar, yaşanan kimi olumsuzluklar karşısında sağlıklı kararlar alıp bunu da yaşanılır kılarlar.

Düşünmek (Genellikle felsefe ile uğraşanlara atfedildiğinden olsa gerek), hemen her devirde zül sayılagelse de biz aklıselim düşünelim ve sorgulayalım. Yok eğer, zaten başkaları bizim yerimize bunu yapıyor ya, niye istifimi bozup beynimi yorayım ki ya da nasıl olsa işlemeyen demir, pas tutar, ben de akıl tutulmasına uğramışçasına paşa paşa geçinir giderim diyorsanız, o da size kalmış..

Bağdaş kurduğumuz yerden kalkıp yürüyüş eylemeden, bencilliklerimizden arınmadan ve dayanışmacı ruhlarımızı harekete geçirmeden, mutlu bir dünyada yaşamak, külliyen imkansız…

Rotamız, her daim yalancı gözlerden öteye…

(…)
Gülüp geçtim yalan iktidarlar görkemine

Aşk adına sesimi sürdüm namlulara

En büyük eylemleri söz eyledim

(…)

Adnan Yücel

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları