Toplam okunma 1.721
ana sayfa > deneme > Sevgi ve Ölüm

Sevgi ve Ölüm

Cumartesi, 08 Kas 2008 yorum ekle Go to comments

Murat ÖZHAN

SEVGİ VE ÖLÜM

Sevdiklerimiz vardır,aramızdan ayrıldıklarında büyük bir boşluğa düşer,canımızdan bir parçanın kopup gittiğini derinden hissederiz.Damarlarımızda dolaşan,eski coşkusunu,tazeliğini,sıcaklığını yitiriverir ansızın.Ne etsek ne yapsak hep bir yanımız eksik kalır.Bu eksiklik ise,her daim acı hissi verir.Biz yaşadıkça tazelenen acılar,yüreğimizi dağlar,onların bir daha geri gelmeyeceğini bildiğimiz halde…Sanıyorum şunu da göz ardı etmemek gerek yaşadığımız müddetçe.O insanlar ki yapıp ettikleriyle,yaşadıklarıyla(Kuşkusuz ki her şeye rağmen, yaşanan tek tük olumsuzluklar,çoğunluktaki olumlulukların üzerini örtmemeli..)bize,geride kalanlara örnek olmuşlardır.Onların sözleri ve eylemleri,alacakaranlıkta kalanların yoluna bir ışık huzmesi halinde düşer.Onlardan,deneyimlerinden öğreneceğimiz çok şeyler var.. Ne biliyorsak onlara,tüm insanlığa borçluyuz.

Sevgi ve ölümün yan yana gelip de insanın yadırgayamadığı ender güzellikteki bir türküde, ölüme dair şöyle sözler geçer :

Yok olur benliğim çürürse beden
Boşa gider de gözyaşların ağlama
Halım yaman

Bir gün,bu dünyadan bizler de bir ihtimal mutlu( Her şeye rağmen,uzak bir ihtimal değil ) bir şekilde ayrılacağız..Hem de biz ölümü hiç istememişken.Belki de bizi gönendiren,şu dünyadan ayrılırken arkamızda bırakıp gittiklerimiz olacak:yarimiz,ana-babamız,çocuklarımız,bugüne kadar yetiştirdiğimiz öğrencilerimiz,dostlarımız, şairlerimiz,kısaca sevdiklerimiz.Aslında tüm bu varlıklar bizim yaşarkenki var olma nedenimiz.Nazım Hikmet paradoks bir şekilde, ölüme dair bir şiirinde bunu bize oldukça çarpıcı yanıyla yansıtır.

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERİM

Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin…
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar…
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.

18 Şubat 1945
Nâzım Hikmet

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

Categories: deneme Tags: , , , ,
  1. nihal umutlu
    Cumartesi, 08 Kas 2008 zamanında 10:45 | #1

    Sevgi ve ölüm yan yana… evet
    Nazım Ustanın şiirindeki gibi…
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak …”
    O çiçeğin bir köşesinde, yaprağın yesilinde bizden bir parça yaşarsa işte mutluluk bu…
    Evet bir de arkada bırakılanlar… ne mutlu o bırakanlara ki hep içimizde aramızda yaşıyorlar eserleriyle…

    Can dündar’ın bir yazısı geliyor aklıma “Rehberim isim dolu… Kimi canlı, kimi ölü… “Sil”meye kıyılamamış nice isim, yaşayanlarla birlikte duruyor orada… “Yaşayanlar” dediğim, sırasını bekleyenler… Kim bilir hangisi, hangisinin ardı sıra… “Ha 3 gün önce, ha 5 gün sonra…”
    Kimi vakitli, kimi apansız, bir anda…
    Rasgele arıyorum yitenlerden birini…
    Gençten bir kadın sesi yanıtlıyor:
    “Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor.”
    Gelecekte ulaşılması da mümkün görünmüyor. “Daha sonra tekrar deneyiniz” tavsiyesine gülüyorum.
    Denemeye söz veriyorum.
    Ölmüş de hafızadan silinmemiş dostlar, ölmeden silinenlerden daha uzun yaşıyor bu rehberde…”

    Ve son olrakta sana bir şiir yolluyorum sevgiyle Murat…

    GÖRÜLMEMİŞ BİR ÇİÇEK AÇMA

    Haykırmak istiyordu – daha fazla dayanamayacaktı. Sesini
    duyabilecek kimse yoktu orada;
    kimse duymak istemiyordu. Kendisi de korkuyordu sesinden,
    içinde boğuyordu sesini. Patlamak üzereydi susuşu. Birden,
    havaya uçtu gövdesinin parçaları. Özenle, sessizce
    toplayacaktı bu parçaları,
    hepsini bir bir yerlerine yerleştirecekti delikleri kapamak
    için.
    Ve rasgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa, onları da
    toplayacak,
    kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine yapıştıracaktı –
    böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu
    işte.

    Yannis RİTSOS

  2. Cumartesi, 08 Kas 2008 zamanında 11:24 | #2

    “Ölmüş de hafızadan silinmemiş dostlar, ölmeden silinenlerden daha uzun yaşıyor bu rehberde”

    Can Dündar’ın bu düşüncesine katılmamak mümkün değil.Şimdi aramızda olmayan öyle insanlar vardır ki, yaşarkenki yapıp ettikleriyle,duruşlarıyla zaten gönüllerimizi fethetmişlerdir.Hafızalarımızdan silmek olanaksızdır.Çünkü onlar,gönüllerimizin başköşesinde olmayı fazlasıyla hak etmişlerdir sevgili Nihal.

    Sevgi her daim..

  3. Cumartesi, 08 Kas 2008 zamanında 13:24 | #3

    Merhaba, yazıyı okurken aklıma ilk gelen Nazım Hikmet’in şiiri oldu.Sonra şiirle karşılaştım:) ezberimde olan şiiri tekrar okumak güzel oldu.
    Öldüğümde geride kalanların ne kadar acı çekeceğini bile bile, önce ben derim;Acı çekmektense…
    Belkide bencillik bendeki.
    Sevgilerimle…

  4. Cumartesi, 08 Kas 2008 zamanında 14:41 | #4

    “Ölüm” gibi düşüncesi bile insanı ürperten bir konuda,”önce ben demek”,tıpkı Nazım’ın şiirinde olduğu gibi müthiş bir fedakarlık ve cesurca bir tutum gerektirir.

    Öte yandan yaşarken yapmak isteyip de yapamadıklarımız yüzünden ölümü istemek ise,kendinden kurtuluşu yahut kaçışı imlemez mi bize sevgili saklıdefter?Acı,en küçüğünden en büyüğüne kadar yaşamımız boyunca bizimle beraberdir.Tıpkı mutlulukta olduğu gibi.Acı ve mutluluk,birbirinin ikiz kardeşidir,birbirinin karşıtı olarak görünse de hem biribirini törpüleyen hem de birbirine dayanak olandır..

    Önemli olan,acı ve mutluluğun farkında olup onlarla birlikte yaşamayı öğrenmektir.Çünkü aslolan,tüm handikaplara,olumsuzluklara rağmen yaşamak ve yaşatmaktır.

    Sevgi her daim..

  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları