Toplam okunma 405
ana sayfa > deneme > Seviyorum Halkımı / A. Murat Özhan

Seviyorum Halkımı / A. Murat Özhan

Salı, 24 Oca 2012 yorum ekle Go to comments

Seviyorum Halkımı / A. Murat Özhan

Uğur Mumcu’nun anısına…

Mitolojide “Armageddon”, mahşer günü iyilerle kötülerin savaşacakları savaş meydanı olarak geçer. İyi ve kötü, burada kozlarını paylaşacaktır.

Aslında dünya ve insan varolalı, iyi ve kötü kıyasıya çarpışıyor. Yaşadığımız anda da, kimimiz buna tanık oluyor, kimimiz bizzat muharebenin içinde yer alıyor.

Bir savaşta, mücadelede aslolan ne kazandığımız değil, ne kaybettiğimizdir. Nerede, ne hata yaptık, daha da önemlisi kimler yitip gittiyi sorgulamak gerekir. Mücadelenin içinde yoğrulup katkı sunanlar, aramızdan ayrıldığında bir parçamız da kopup gider ve yerleri kolay kolay doldurulamaz. Böylelikle her yeni mücadele başlangıcı, bir eksikle yaşamda yerini alır. Her ne kadar “bir eksikle” desem de, bu, karamsar bir bakış açısını yansıtmaz. Zira yıllardır sendikal mücadelenin içinde bulunmuş biri olarak söylüyorum, inançlı, umutlu, inatçı, dirençli, birikimli müthiş insanlar tanıdım ve bundan ötürü de bahtiyarım.

Yurdumun, içinde bulunduğu tüm koşullara ve dal budak sarmış sorunlara rağmen (Bir örnek vereceğim, sadece “Parasız eğitim istiyoruz” pankartı açan gençlerin 19 ay hapis yatması vb.), geleceğe dair güzel umutlar besliyorum. Kabahatin büyüğü halkımda da olsa onu seviyorum. Fildişi kulelerinde, halkı her daim hakir görerek, karalayarak, cahilliğini (Sanki halka kaliteli eğitim götürebildik de!) hiç sektirmeden yineleyerek ahkâm kesen tatlı su demokratlarına karşı halkımıza olan inancımı hiç kaybetmedim. Biliyorum ki gelecek güzel günler halkın bağrında şekillenecek.

Mümkün olduğunu sanmıyorum ama en mürekkep yalamışından, en alaylısına kadar “halk” konusunda fikir beyan edenlerin, kendini bir özeleştiriye tabi tutması kaçınılmazdır. Zira, halkı arkasına almayan, halkla beraber yürümeyen hiçbir hareketin, oluşumun, düşüncenin artık adına ne derseniz deyin, başarılı olma ihtimali yoktur. Bu bakımdan, halkı önemseyen politikalar üretilip geliştirilerek işe koşulmalı. Dünyanın en zor işinin, insanı eğitmek olduğu bilinciyle diyorum ki, bu, oy avcısı politik çıkarlar peşinde koşanların aksine, evet çok çok zor bir yöntem olmakla birlikte sonuç alıcı ve kalıcı bir yoldur. Dünyada pek çok örneği bulunmaktadır.

Anadolu halkının güngörmüş ve sabırlı bir yapısı vardır. Engellerle, zorbalarla baş edebilmiş, yeri gelmiş göğsünü siper etmiştir.

Anadolu felsefesi, özünde türküce ve dostanedir. Gelenek ve göreneklerinde bazı olumsuzlukları barındırsa da paylaşımcı ve dayanışmacıdır. Günümüzde bu paylaşımcı ve dayanışmacı anlayış, kapitalist dünya düzeninin bencilce dayatmasıyla azalmış görünse de tekrar diriltmek müşkül değil.

Halkımızın yürek evreninden kopup gelmiş şu söze bakıla: “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.” Anaya biçilen değerin göstergesi bu sözden ötesi var mı ki? Merak ediyorum, başka hangi kültürde, hangi toplumda böyle duygu yüklü bir söze rastlanır?

Duru bir su gibi olan türkülerimizin dile gelişindeki o içtenlik, güzellik başka hangi türde vardır?

Bir halkın yarattığı kültür evrenindeki değerlerde “insana ait” bir şeyler var ise, o halk dünya yüzeyindeki “Armageddon”dan zaferle çıkacaktır.

Sözlerimi burada bağlarken Tevfik Fikret’in dizerine yer vermek istiyorum:

Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır;
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa
Sönmez ebedî, her gecenin gündüzü vardır.

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

  1. Salı, 24 Oca 2012 zamanında 22:05 | #1

    Hocam, inşallah güzel gidiyordur siteniz
    Paylasimlar Yine Dört Dörtlük : ) Kolay gelsin..

  2. Perşembe, 26 Oca 2012 zamanında 13:53 | #2

    Düşündüren güzel bir yazı.

  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları