Yol ve Yolcu Metaforu
Murat ÖZHAN
YOL VE YOLCU METAFORU
Edebiyatta, bir istatistik yapılsa belki de en çok işlenen konuların başında gelir yol, yolcu, han, hancı…
Gerek dünya edebiyatında gerekse kendi edebiyatımızda yol ve yolcu metaforuna yaslanma ihtiyacı hissetmiş yazar ve şairler. Neler getirmiyor ki akla yol ve yolcu? Aşık Veysel, “İki kapılı bir handa / Gidiyorum gündüz gece” derken, dünyayı, birisiyle merhaba dediğimiz, ötekiyle de elveda dediğimiz iki kapılı bir hana benzeterek menzile varmak için her daim yürüdüğünü söylemez mi bizlere?
Kimi ayrılıkları, bırakıp gitmeleri anlatırken, kimi varılacak hedefi, tıpkı Tevfik Fikret’in “Haluk’un İnancı” şiirinde “dünya dönecek cennete insanla, inandım.” diyerek koymuş önümüze. Kimi, tasavvuf edebiyatında olduğu gibi Tanrı’ya ulaşmanın bir vesilesi olarak görürken yolu, kimi de sevgiliye, eşe, dosta kavuşmanın, onun yolunu dört gözle beklemenin timsali olarak almış.
Bu konuda daha oylumlu bir denemeyi ilerleyen zamana bırakırken sözü Bertolt Brecht’a vermek istiyorum..
YOLCU
Yıllarca önce
araba kullanmasını öğrenirken
ustam sigara içirtirdi bana.
Ve yoğun trafiğe çıktığımda
ya da keskin dönemeçlere geldiğimde
sönerse cıgaram,
direksiyonu alırdı elimden.
Ben araba kullanırken fıkralar da anlatırdı
ve eğer ben arabayı sürerken kendimi işime kaptırıp da
fıkralarına gülmediysem
direksiyonu alırdı elimden.
Güvensiz hissederim kendimi, derdi. Korkutur beni,
şoförün kendini işine gereğinden fazla kaptırdığını görmek
bir yolcu olarak.
İşte ben de o zamandan beri
gereğinden fazla dalmamaya bakarım yaptığım işe.
Çevremde olup biten şeylerle de ilgilenirim.
Birileriyle konuşmak için işime ara veririm çoğu kez.
Bir cıgara içemeyecek kadar hızlı araba sürmekten
vazgeçtim.
Yolcuyu düşünüyorum artık.
Bertolt BRECHT
Çeviri : A. KADİR – Gülen AKTAŞ
Bugün 3 kez okundu. Son okunma tarihi, 06 February 2012



Yol ve yolcu…
Aslında dediğin gibi edebiyatta bir çok alanda kullanılan iki tema…
Ben genelde yolcuları düşünürüm gecelerde çünkü hiç durmadan gelen ve giden … kimbilir nereden, nereye …kimbilir ne için, neden…
kimbilir mutlu, mutsuz…
İnsanlar içinde taşıdıkları umutları ve hüzünleri de birlikte götürür gittiği yere …
gitmek ise çare mi…
Ama yol belki de çaredir oyalar…
çünkü sonda her ne kadar gidilecek yer belli olsa da belirsizlik daha baskındır…
Bazen alıp başımı gitmek isterim….
nereye mi?
hiç bir yere!…
olsa olsa içime, kendime…
aslında en zor olanı da bu galiba…
insanın kendine yaptığı yolculuk…
Uzun incitici ve hüzünlü…
Ama bir kere yapmaya gör…
Bakalım bir daha yol görüyor mu gözün…
Çünkü bilirsin ki artık kaçmak çare değil…
Kalacaksın ve savaşacaksın, karşında yeldeğirmenleri bile olsa
umutla ve sevgiyle murat…
Bu hüzünlü ve biraz da kendini anlatan yorumun için teşekkürler nihal.
Sevgilerle..
yol…
yolcu…
Yolcu yola çıkar yol ezilir yolcunun gamından…
Mutlaka geride kalan vardır, ulaşmak istediğin her nere olursa olsun…
ve ben, yolcu her kim olursa olsun burkulurum…
Sevgilerimle…
Ben de “Yolcuyu düşünüyorum artık.” sevgili saklıdefter.
Hoş kalasın,yolun her daim aydınlık ola..