Louis Aragon, Uyudun mu Sen Kollarımda
Uyudun mu Sen Kollarımda
Uyudun mu sen kollarımda sallayabilirim ruhunu hep böyle
Tuttum işte seni kadınım sen de beni bırakıp gitmedin öyle
Kapalı kollarımda nasıl hafif uyursun hafif soluğunla hem
Koyup gitmedin beni bir düş uğruna yaşamadın o düşü bir dem
Öyle hafif ki korkardım en ince soluğun alıp götürmesinden
Kollarımı kenetliyordum korkarak ruhunun kaçıvermesinden
Sense koyup gitmedin beni sevgilim benim kollarımı ruhumu
Hep kapalı kaldılar senin çevrende aldılar bir halka durumu
Nasıl da nasıl da hafifsin ah öyle sen o çocuksu uykunda
Kendinin bir güvenle tehlikelerine kapıp koyveriyorsun da
Hafif soluğu ömrümün tatlım benim başucunda kalbim çarpmadan
Hep saklasam seni hep öyle baksam sana gecenin içinde hayran
Alışık çizgiyi görüyorum tavanda yavaşça gelen çizgiyi
Şafağın parmağı ağzında başlatmadan kumrular daha ezgiyi
Üstünde kımıldadığımız loş çarşaflar gibi hâlâ solgun beyaz
Kuğurma perdelerini yarıyor güvercinlerin biraz biraz
İnsan sesleri doluyor odamızdan içeri derinden derine
Bir pencere kanadının çarpışı Ülkesine kavuşan gün yine
Asfalt adımlarla Sokağın tekerlerin frenlerin keskin sesi
Çöp bidonlarının boyuna sallanması boyuna silkelenmesi
Sonra her şey gerinip boğuluyor sönüyor bir öksüren var yalnız
Yok bir şey başkaları ne durumdaysa biz de şimdi o durumdayız
Ödenmesi gerek bir harç gibi mutsuzluğu paylaşıyor herkes
Ama bizim mutluluğumuz bir şarap ki hiç kimse tatmadı bir kez
Bense alıştıramadım gitti bu mutluluğa bir türlü kendimi
Titriyorum onun üstüne her gün bu saatlerde gün yükseldi mi
Böyle bu şimdiye dek sensiz başlamış denilemeyecek olan gün
Gün öncesi bu ıssız gün bu tıpkısı düşünceden önceki düşün
Ertesi gün olsa da bu gün eninde sonunda bir ayrıntı ancak
Ve aşk her gün büyür boyuna kenardaki bir çentik gibi büyür aşk
Zaten nedir aşk dediğimiz şey daha yolun başındaki aşk nedir
Ona ki bütün işi gözlerini kocaman açmanı seymedir
Cimri sonuna kadar sıkmayı ister kollarında hazinesini
Düşünemez yazgısına başka bir sonucu duymaz başka esini
Onun gibi apaçık görüyorum kendi yazgımın yüzünü ben de
Altın ey kollarında tuttuğum altın aydınlanan kuşluk vaktinde
Ne mutludur o insan ki uyur gerçekleştirir de kötülüğünü
Bir cimrilik başyapıtı çıkaracağım ölümümden ben de son günü
Hayranlıkla kendinden geçmiş bir insan gibi gireceğim gece
Ben nasıl olduğunu bilmezken kalkışmasınlar şöyle demeye
O da anlamadı gittiğini Yaşamım bir sırçadan köşk oldu ancak
Gözüm açık ölürüm ben aşkı nasıl tattıysam hep göz açarak
Ah dün değil onun hep karşıma geldiğini görüşüm böyle benim
Onu görmek son iki parmağımla canlı koluna değmek isterim
Yalnız doruğa varma gücü kalmış bir adam gibi tıpkı canında
Ki duyup dizlerinde son adımları düşer uçuruma ânında
Ve yapılıp edilmediyse bu görev hiçbir Tanrı adına eğer
Az sayılmaz yüreğinin durduğu dorukta onun ulaştığı yer
Ve yalnız işte o zaman ben senin için ki sen olacaksın ilk gören
Gözlerimi rahatça kapatacağım aydınlığa senin için ben
Louis Aragon
Çeviren: Sait Maden
En Güzel Aşk Şiirleri-1, Derleyen: Nurhan Kavuzlu, sf.103-104, Baskı-Cilt MEDYA OFSET, (tarihsiz)
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 03 September 2010



Son Yorumlar