Lübomir Levçev, Yıldız Yolu
Yıldız Yolu’na Dair Öndeyiş / A.Murat Özhan
Dünya şiiri yolculuğunda rotamız bu kez, Bulgar şiirine.. A.Kadir’in hazırladığı Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri adlı seçkiyi okurken Bulgar şairi Levçev’in bu şiiri ile karşılaştım ve web ortamında ilk kez yayımlanacak bu metinle şiir severleri buluşturmak istedim.
Levçev, Yıldız Yolu adlı bu şiirinde gelecek güzel günlere olan inancını Yunan mitolojisinde geçen Ithaka ile pekiştiriyor. Beni bu şiirde etkileyense, şu müthiş güzellikteki dizeler: Ne zaman / geriye giden / bir yol bulsam, / içimde bile / olsa o yolu, / yakıyorum o yolu / hemen..
Levçev, kendi benliğinde bile olsa o yolu, şayet geriye gidiyorsa yaktığını söylüyor ki şüphesiz, şiirinde vermek istediği mesajla ilintilendirilmeli bu dizeler. Kendi adıma belirteyim geriye gidemeden de edemiyor insan. O yollar neler düşündürmüyor ki, nelere şahitlik etmemiştir ki? Edebiyatta yol, yolcu, yolculuk izleği, çok işlenmiş. Şair ve yazarlar, kendi bakış açılarına, ideolojik tutumlarına göre, yola farklı anlamlar yüklemişler. Kimi ayrılıkları, bırakıp gitmeleri anlatırken, kimi -Levçev’de olduğu gibi- varılacak hedefi, tıpkı Tevfik Fikret’in “Haluk’un İnancı” şiirinde “dünya dönecek cennete insanla, inandım.” diyerek koymuş önümüze. Kimi, tasavvuf edebiyatında olduğu gibi Tanrı’ya ulaşmanın bir vesilesi olarak görürken yolu, kimi de sevgiliye, eşe, dosta kavuşmanın, onun yolunu dört gözle beklemenin timsali olarak almış.
Her yolculuk / Soğumuş, ücra bir yüreğe / -Aklın heba oluşunu göze alarak- / inmektir biraz da.. derken yol, yolcu ve yolculuk konusunda daha derinlemesine bir denemeyi önümüzdeki süreçte ele almayı planlıyorum.
Yıldız Yolu
Karşılaşacağız Pire’de, bir handa,
siz-
iki görüntü
ve ben-
hâlâ sağ.
Mumlar ağlayacak şişeler üstünde
ve şarap akacak kankırmızı.
Sen, Odysseus, sen geleceksin önce,
soracaksın Ithaka yolunu…
Ama daha erken.
O ne.
partizan ceketinin altında
tamam,
bir açık yara…
Sonra sen, Çild Harold, geleceksin sen de.
Öç almak için
kaldıracaksın kadehini
seni vatanının kıyılarından
uzaklaştıran
o yola.
Ee, baylar…
Şimdi sıra bende.
Kaldıracağım kadehimi
dünyamıza
ve bu dünyada
seçtiğim yollara…
Şimdiye dek hiçbir siren
almadı aklımı baştan
ve ben
boyun eğmekten çok uzağım kedere.
Ama gene de,
yüreğimdesiniz
ikiniz de-
sürekli arayıcı
ve sürekli göçmen-
Kaçıyorum
yağma eden,
yakıp yıkan,
kan döken,
altüst olmuş
bu dünyadan
Ne zaman
geriye giden
bir yol bulsam,
içimde bile
olsa o yolu,
yakıyorum o yolu
hemen
Bir arayıcıyım ben de,
arıyorum geleceği.
Sosyalizmdir benim Ithaka’m.
Dolaşacağım durmadan,
öleceğim üç yüz kez.
Ama o,
sadık Güzellik,
ben gelinceye dek
bekleyecek…
Benim yolum,
ne çöllerden geçer,
ne denizlerden…
Devrimden geçer
benim yolum.
Kadehimi kaldırıyorum senin adına,
hâlâ yanan ışık!
Senin adına,
yıldız yolu!
Lübomir Levçev
Çev. A.Kadir – Gülen Fındıklı
Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri, Cilt 3, s.285-287, Hazırlayan: A.Kadir, Evrensel Basım Yayın, İkinci Basım, Mayıs 2000, İstanbul
Bugün 3 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012


” benim yolum
devrimden geçer
kadehimi kaldırıyorum senin adına
hala yanan ışık”
Teşekkürler, teşekkürler.