Ömer Hayyam, Girme Şu Alçakların Hizmetine
Girme Şu Alçakların Hizmetine
Girme şu alçakların hizmetine:
Konma sinek gibi pislik üstüne.
İki günde bir somun ye,ne olur!
Yüreğinin kanını iç de boyun eğme.
Ömer Hayyam
Ömer Hayyam,Dörtlükler,Çeviren;Sabahattin Eyüboğlu,Hasan Ali Yüce Klasikler Dizisi,Türkiye İş Bankası Yayınları,8.Baskı,İstanbul 2008
Not:Şiirin başlığı,dörtlüğün ilk dizesi dikkate alınarak benim tarafımdan konmuştur.
Görsel,Murat Özhan
Bugün 3 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 February 2012




“Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.”
söze ne hacet var değil mi… sevgiler
Hayyam’ın yaşadığı dönemin koşullarını şöyle bir gözümün önüne getiriyorum da sevgili Nihal ,söyledikleri, günümüz insanlığının hala idrak edemediği ve dolayısıyla uygulayamadığı düşünceler.
Oysa,uygulanabilirliği o kadar basit olan şeyler söylüyor ki,insan doğamız karmakarışık,dolambaçlı düşüncelerle haşır neşir olduğundan kaçırıyor bunları hepten.Bu dolambaçlılığa öylesine koşullanmışız ki,yaşamın basitliğine artık kendimiz bile inanamaz olmuşuz. Şüphesiz ki,her yeni günle bir gün daha eksiliyor,kim bilir güzelliklerin farkına bile varamadan..
Hayyam’ın şu rubaisini çok seviyorum:
Doyacak kadar aşın varsa,
başını sokacak bir de damın,
insanoğluna kulluk etmiyorsan,
başkasının sırtından değilse geçimin,
tam,güneşli günler içindesin.
Bugünün Diliyle:A.Kadir
Sevgi,her daim..
Evet Murat,
Basitçe söylenen ama hayatın gerçeği olan sözleri gerçekten kaçırıyor insanoğlu.Aslında basite indirgenmiş şeylerdeki asıl içeriği ne yazık ki bu karma karışık hayatta kaçırmaya mahkumuz…
Ve farkındalığımız ise gittikçe azalmakta…
Ben bu farkındalığı sıcak tutmak adına uğraş veriyorum…
Ama her gün bir yeni günün eksikliğini hissediyorum… ve biraz daha güzellikleri içimde hissedebilmek ve farkına varmanın önemine bir çizik atıyorum…
Son yazılarımın birinde kullandığım bir dörtlüğü paylaşacağım tekrar…
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle, birkaç huri
İsteyene ver onları
Bana seni, gerek seni…”
Yunus da basitliğin içinde ne muhteşem şekilde anlatmış anlatmak istediğini değil mi?
sevgiler sana…
Haklısın,farkında olmalıyız ve bunun için hiç usanmadan,elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışmalıyız.
Parçalanmış kimliklerin ve hayatların,kendine ve toplumuna yabancılaşmış insanların tam orta yerindeyiz.Bu hercümerc içerisinde insan dediğimiz,amaçsızca,yönsüzce,kendinde bir ahval içinde yoluna devam etmekte.Ama nereye kadar sürecek bu yolculuk?
Yunus,büyük tahribatların,açlık ve sefaletlerin,savaşların yaşandığı bir dönemin ereniydi.Anadolu’yu karış karış gezerken şiirleriyle de halkı aydınlatıyordu.O,yaşadığı dönemin koşullarına göre,çok çok ilerde değil mi sevgili Nihal?
Filistin’de yaşanan vahşete seyirci kalır mıydı her bir şiiri insan kokan Yunus?Hiç sanmıyorum.Yaşasaydı,bu vahşete alık alık bakanların yüzüne bir ibret vesikası olarak haykırırdı onun şiirleri.
İnsanlığın büyük şairinin bilgeliğine,yüce kişiliğine ulaşmak ne müşkül?
Ey dost!
Aşkın denizine dalıp garkolam,yürüyem
Başımı elime alıp yoluma varam yürüyem
Bülbül olup dalda ötem
Gönül olup ceset tutam
Yürüyem ey yar yürüyem
Yunus Emre
Sevgi,her daim..