Toplam okunma 212
ana sayfa > dünya şiiri > Salvatore Quasimodo, Çağımın İnsanı

Salvatore Quasimodo, Çağımın İnsanı

Cumartesi, 31 Eki 2009 yorum ekle Go to comments

Öndeyiş / Murat Özhan

Dünya şiiri yolculuğuna, Eugenio Montale ve Giuseppe Ungaretti’den sonra yine İtalya’dan, Nobel Edebiyat Ödüllü(1) Salvatore Quasimodo’nun “Çağımın İnsanı”(2) adlı şiiri ile devam ediyorum.

Bu çeviri üzerine bir noktayı anımsatmak isterim. Bu şiirin aynı adla, Egemen Berköz tarafından yapılan bir çevirisi de mevcut. Çevirinin bu varyantına arama motorlarından kolayca ulaşmak mümkün. Fakat Egemen Berköz’ün çevirdiği şiir, A.Kadir – Asım Tanış çevirisinden daha kısa ve biraz farklı. Farklı olması doğal, çünkü her çeviri şiir, yeniden üretimdir. Sözcükler, deyimler, anlam salkımları çevrildiği dilin sözdağarı ve sözdizimine göre, çevirenin algı prizmasından yansımış halde kâğıda yeniden ve yenilenerek dökülür. Bu bakımdan her çeviri şiir, aslında yeni bir şiirdir ve deyim yerindeyse artık şairinin malı değil, çevirenin olmuştur.

Çeviri konusu, özellikle de şiir çevirisi gündeme geldiğinde işler bir hayli çetrefilleşiyor. Bedrettin Cömert’in “Kuramsal Açıdan Çeviri Sorunu”(3) adlı oldukça kuşatıcı makalesinde, özellikle şiirde dilbilgisi kategorilerinin üstün bir anlam düzeyi bulunduğunu belirttikten sonra, Roman Jacobson’un 1959’da yazdığı “Çeviri Üstüne” adlı yazısına göndermede bulunur: “Şiirde sözdizimsel ve yapıbilgisel kategoriler, kökler, ekler, fonemler ve onları oluşturan ayırıcı özellikler, başka bir deyişle, dilsel kodu oluşturan tüm öğeler benzeşiklik ve aykırılık ilkesine göre yan yana, karşı karşıya ve yakınlık ilişkisine konularak, özgül bir anlamın taşıyıcısı olurlar. Ses benzeşimi anlamsal bir yakınlık gibi duyumsanır. Şiir sanatında söz oyunu egemendir. Bu egemenlik ister saltık, ister sınırlı olsun, şiir tanımı gereği çevrilemez.” Daha sonra Cömert, Roman Jacobson gibi bir yenicil dilbilimcinin şiirin çevrilemezliğini, ancak yaratıcı çevirinin olanaklılığını savunduğunu belirtir.

İster katılın ister katılmayın ama Hegel’in şu sözünü de yabana atmamak gerek: “Büyük şiir, düzyazıya çevrildiği zaman da büyük olan şiirdir.

Çeviri şiir konusunda son sözü Sait Maden üstada bırakıp yürüyelim: “Bir ozanıyla çevirmeni arasında gönül yakınlığı kurulmamışsa o şiirden başarılı bir çeviri çıkmaz pek.”

Çağımın İnsanı

Sen taş ve sapan dönemindesin henüz,
ey çağımın insanı.
Uçaktaydın, gördüm seni,
uğursuz kanatların, ölüm göstergelerinle.
Ateş arabaları içinde gördüm seni,
darağaçlarında gördüm, işkence çarklarında.
Gördüm seni, sendin o:
Sevgiden yoksun, inançsız,
ve kesin biliminle
insanların kökünü kurutmaya hazır.
Öldürdün gene, her zamanki gibi,
öldürdüğü gibi atalarının atalarını,
hayvanların öldürdüğü gibi seni, ilk kez, görür görmez.
Bugün akan bu kan da,
bir kardaşın bir kardaşa,
Habil’in Kaabil’e:
“Tarlaya gidelim, hadi gel”,
dediği günkü gibi korkmakta.
O soğuk, inatçı yankı
işte geldi sana kadar,
deldi kulaklarını,
yaşantının içine girdi.
Unutun, ey çocuklar, unutun,
toprağın üstüne ağan bu kan bulutlarını unutun,
unutun atalarınızı, atalarınızın atalarını:
Onların mezarları küller içinde boğulmuş kalmış,
kara kargalar ve karanlık rüzgârlar sarmış yüreklerini onların.
Onları unutun!

Salvatore Quasimodo
Çev. A.Kadir – Asım Tanış

- – -

Notlar:

(1)Baştan belirteyim, sözüm İtalyan ozan Quasimodo’ya değil. Ülke sınırlarının da dışına çıkarak dünya çapında prestij elde etmenin ve çok para kazanmanın (Marx’ın Burjuva Toplumunda Paranın Gücü adlı makalesinde, Shakespeare’in bir şiirini çözümlerken paranın, Evrensel kibar orospu, insanların ve halkların pezevengi olduğu yargısına nasıl da denk düşüyor !) bir aracı haline dönüşmüş, farklı dallarda verilen Nobel ödülünün hikmetinden sual olunmaz(!) varlığı, işlevi, neye hizmet ettiği öteden beri tartışılıyor. Bilhassa 2009 Nobel Barış Ödülü’nün barışa sunduğu katkılar vesilesiyle ABD Başkanı Obama’ya, Nobel Edebiyat Ödülü’nünse Alman yazar Herta Müller’e verilmesinden sonra, bu ödülün nasıl bir ilişkiler yumağının, hangi örgensel etkilerin sonucu verildiği zihinlerde iyice belirginleşti.

Kim bilir, yıllar öncesinden, onurlu ve sorumlu bir aydın duyarlılığıyla bu ödülü reddeden Sartre ve Pasternak’ı yürekten alkışlamak gerekiyor. Artık güvenirliği bunca tartışılır hale gelmiş bir ödülün ne kıymeti harbiyesi olabilir ki? (Murat Özhan)

(2)Dünya Halk ve Demokrasi Şiirleri-2, Hazırlayan: A.Kadir, Evrensel Basım Yayın, İkinci Basım, İstanbul, Mayıs 2000

(3)Bedrettin Cömert: “Kuramsal Açıdan Çeviri Sorunu”, sf.18, Türk Dili Çeviri Özel Sayısı, Sayı: 322, 1 Temmuz 1978

Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 March 2010

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok
olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları