Anadolu Folkloruna Dair-14(Fıkra-2)
Murat Özhan
Fıkralar, sayfanın altında künyesi verilen bu çok değerli eserden alınmış olup sevgili Pertev Hoca’nın aktardığı şekliyle dil ve anlatım özelliklerine, noktalama ve yazıma dokunulmadan verilmiştir.
54.
Nasraddin Hoca’ya: “Fülân kişi oruc yedi.” demişler. Hoca da ayıtmış: “Vay bir kişi dahı olayıdı, namâzı da yiyeyidi!” demiş.
111.
Nasraddîn Hoca’nun bir gün karısı hasta olur. İki gün, üç gün kim Nasraddîn aciz kalur, açluğıla. “Bire karı! der. Ye duru gel, ye seni şimdi sikerin.” Bunı işidücek karı nâzıla inler. Nasreddîn Hoca duru gelür. Karınun iki ayağın boynına alup berkidür. . Dahı çıkar, gider hammâma. Hammâmdan çıkup eve gelür. Ne görür? Ev süpürülmiş, aş pişmiş, minder salınmış, ‘avrat düzünmiş, bir kıl üzere durur. Nasreddîn Hoca kapuya kapuya dayanıp durur. Barmağın ısırup durur. Baş salup oturur. Aydur ki: “Hayf, şimdiye değin ölen oğlancuklaruma ve kızcuğazlaruma! Yok yere ölmişler, gitmişler.” der.
152.
Bir gün Nasraddîn Hoca, bir sabah, şehirden çıkup gitmek murâd eder. Meğer bir devesi var idi. Kendüye aydur: “Bari yayan gitmeden, şol deveyi bile alup merkeb edeyim; ana binüp huzûr-ı kalb ile gideyim.” dedi. İttifak, yolca kâfile birle giderken, bir gün, devedür kükrer, Hoca’yı yere urup üzerine çıkar. Hoca’yı altına aldukda Hoca’dur, feryâda başlar. Halk-ı kâfile cem olup Hoca’yı kurtarurlar. Ba’dehu Hoca’nun aklı başına gelüp aydur: “Müslümânlar! Gördünüz kim şol deve bana ne kadar cefâ eyledi. Lutf eylenüz, şol deveyi bana muhkem kayd u bend eylenüz, bari şunı sikeyim, intikâmum alayım.” dedi. Bunlar ayıtdılar: “Hay Hoca! Allâh’dan korkmaz mısın ki bir hayvanı sikmek istersin.?” Hoca aydur: “Siz durmayıp âdemi sikersiniz. Ben bir deve sikicek ne lâzım gelür?” dedi.
163.
Bir gün Hoca ata binmek istemiş; binememiş. “Vay yiğitlik, vay!” demiş. Dönüp ardına bakar, kimse yok; yine ayıtmış: “Evvel de hırlı sikdüğüm değil idin e!” demiş.
177.
Bir gün Hoca’nun oğlı aydur: “Eller şiir söyler; ben de söylerin.” deyü durur, gider. Meğer karşuda, ağaç dibinde bir bınar var imiş. Hoca’nun oğlı Abdal Alî dahı anda varur. “Fikr etdüm ağaç + Ağaç dibinde bir pınar” Aydur: “Eyü şiir ayıtdum.” deyüp söyledüği sözi gelür, anasına deyüverir. Avrat dahı Hoca’ya der. Hoca dahı aydur: “Mahalle halkın cem edelüm; yedürelüm, içürelüm, oğlumuz akıllu olduğı şükrânesi.” deyüp andan halkı cem ederler; yedürürler, içürürler. Andan ol sözi halk katında okur. Halk gülüşürler. Andan oğlanun anası aydur: “A kurban olayım bülbül dilüne!” der. Hoca bu sözi işidecek aydur: “Bok yeme, hey emcüğini sikdüğüm! Oğlana göz değirürsin.” demiş.
187.
Meğer Nasraddîn Hâce’nün karısı bir ulu suda çamaşır yurken ırmağa düşdi. Hâce ol ırmağun yukarı başın arar. Bir kişi ayıtdı: “Ne ararsın?” Hâce ayıtdı: “Karıyı suya aldurdum, anı ararum.” Ol âdem ayıtdı: “Suyun yukarusın arama, aşağısın ara.” der. Hâce: “Benüm karım inadcıdur, yukaru gider.” der.
188.
Nasraddîn Hâce’ye ayıtdılar: “Senün gelinün gezegendür.” dediler. “Eğer gezegen olsa bize de gelürdi.” demiş.
Kaynak:
Pertev Naili Boratav, Nasreddin Hoca, Edebiyatçılar Derneği Yayınları, Birinci Basım, Ankara, Haziran 1996
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 03 September 2010



Son Yorumlar