10.Yılında 17 Ağustos Depremi / Murat Özhan
İnsanın doğanın gücü karşısında aciz kaldığı felaketlerden biri deprem. Tıpkı sel, fırtına, heyelan gibi afetlerde olduğu gibi… Doğaya her fırsatta egemen olmaya çalışan insan, bu doğal afetlerin şiddetinin büyüklüğü karşısında canından olabiliyor.
Ama madalyonun bir de öteki yüzü var. Bizimki gibi vurgunculuğun, hırsızlığın, yağmacılığın kol gezdiği ülkelerde insan yaşamı, ne yazık ki pamuk ipliğine bağlı. Parayı bastıranın, her işini kolaylıkla yaptırabildiği fırsatlar ülkesi.. Kuralsızlığın bir meziyetmişçesine kural olarak kabul gördüğü bir sistemin uygulamalarıyla yüz yüze kalmak istemiyoruz artık. Gerçekten yaşanabilir bir dünyanın kapılarını aralamak niyetinde isek, kuralsızlığı bir yaşam biçimi haline getirip insanların heba olmasına yol açan kişilere göz açtırmadan, bu insanlar en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Hani deprem uzmanları bas bas “Deprem değil, bina öldürür.” diye bağırırlarken yapı denetimleri ilgililerce ne ölçüde gerçekleştiriliyor? Deprem için güvenlik tedbirleri alındı mı/alınıyor mu? Yaşananlardan dersler çıkarıldı mı? Çünkü çok çabuk unutmaya eğilimli bir toplumuz. Yaşananların bir kader olduğu zihniyetini artık külliyen terk etmenin zamanı geldi de geçti. Devletin ilgili birimleri, kriz yönetimi anlayışından önce, risk yönetimini hemen işe koşarak bu konuda gerekli çalışmaları yapıp riski doğru yönetecek nitelikli insanı yetiştirmelidir.
Hiçbir masraftan kaçınılmayıp vatandaşın güvenliği her koşulda sağlanarak yarın için değil, şimdi, hemen, hiç vakit kaybetmeden gerekli tedbirler alınmalı. Yoksa “yaşayanlar için”, aynı akıbete uğranılamayacağının garantisini kimse veremez.
Her şey insan içindir. İnsanı öldürmek değil, yaşatmaktır aslolan.
Büyük depremde yaşamlarını kaybeden tüm vatandaşlarımızı saygıyla anıyorum…
Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012


Haklısınız; insan her ürettiğini kendisi ve ailesi için yapar gibi düşünse sorunun büyük bir kısmı çözülür
Evet, o korkunç geceyi ben Bursa’da yaşadım….Anlatmak çok zor…Hele İzmit’teki akrabalarımızın yanına gidince facianın büyüklüğünü,acısını anlatmak çok daha zor…O korku ile İnşaat Mühendisleri Odası’ndan yaşadığımız binanın dayanıklığının tespiti için beklentimizi söylemiştik ve biz halen o tespit ve yapılması gerekenler için pek çok yapılan talebe rağmen halen beklemekteyiz…