2 Temmuz 1993 Sivas Toplu Kıyımının 16. Yılı / Murat Özhan
2 Temmuz 1993 Sivas Toplu Kıyımının 16. Yılı / Murat Özhan
2 Temmuz 93, insanlık dışı bir olayı, tarihin kara sayfalarına kaydedildiği bir zamanı işaret ediyor. Siz hiç istemeseniz de zihninizde bir yere gelip çörekleniyor bu olay. Sizi olay içinde yaşatmak babında ( Bunu yaptığım için beni bağışlayın) lütfen şunu hiç değilse bir kez düşünün:
Barış ve kardeşlik adına düzenlenen bir organizasyona davetlisiniz. Oraya güle oynaya gidiyorsunuz. Dinlenmek için yerleştiğiniz otel, çevresinde toplanan yüzlerce ne idüğü belirsiz, gözü dönmüş cani tarafından bir anda yakılıyor. Otelin içinde, can haliyle ne yapacağınızı bilememenin korkusuyla oradan oraya koşturarak bir çıkış kapısı ararken dışarıdakilerce çıkmanız engelleniyor. Yüzlerce derecelik alevlerin içinde tutuşup eriyorsunuz. Suçunuz! Sadece insan olmak… Sanatçı ve aydın olmak…
Güvenlik güçlerinin orada bulunmasına rağmen göz göre göre, 34 canın, dile kolay 34 insandan bahsediyoruz, yitip gitmesini aklım almıyor hâlâ. İnsan dışındaki bir canlıya, istemeden de olsa zarar verirken bile insanın içi sızlarken bu toplu kıyım hangi insanlık anlayışıyla, nasıl bir ahlak kuralıyla açıklanabilir ki? Acımasızca diri diri insan yakmaya ancak Ortaçağ’ın engizisyon mahkemelerinin(!) verdiği kararlarda rastlanırken 21. yüzyılda böyle bir olayı bizlere yaşatan zorbaları kınıyorum. Sanmıyorum ama, acaba vicdanları (Olmayan yürekleri) sızlıyor mu hiç, merak ediyorum?
Bu insanlık dışı olayı gerçekleştiren insan dışı varlıklar, hakkaniyetli olarak cezalandırılmadığı müddetçe, yakılan canların ana babalarının, eş dostlarının, sevenlerinin, yüreklerindeki yangın da asla sönmeyecektir.
Bu tertipte parmağı olanlar, aslında Türkiye’nin kardeşleşmesine, aydınlık yüzüne, laik ve demokratik yapısına saldırarak niyetlerini açık açık ortaya koymuşlardır. O gün atıldığı söylenen şu slogan (Buna benzer birçok slogan mevcut) bunun kanıtıdır: “Sivas laiklere mezar olacak, Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak, şeriat gelecek, batıl zail olacak…”
Çetelerden, mafyavari örgütlenmelerden arınmış, silahların gölgesinden uzak, barış, kardeşlik ve refah içinde yaşamayı şiar edinmiş, demokrasiyi yaşantısında içselleştirmiş bir Türkiye, yurdumun üreten, vefakar ve o ölçüde de cefakar insanlarının istek ve özlemleridir. Bu özlemi gerçekleştirmek hayal değil şüphesiz. Yeter ki kendimize güvenip üretimden gelen gücümüzün farkında olalım. Yeter ki sanatın o insanileştirici kollarına bırakalım kendimizi. Bildiklerimizi, gerçekleri hiç bıkmadan, yılmadan çevremizdekileri aydınlatma faaliyetleri için işe koşalım. Sivas katliamı gibi olaylara geçit vermemek, ancak böyle mümkün olur.
Okuyun Asım Bezirci’yi, bilimsel eleştirinin nasıl yapıldığını görün; dinleyin Hasret Gültekin’i, yüreğinizin her bir kıvrımı titresin; Metin Altıok’un, Behçet Aysan’ın yüreklerinden süzülüp gelen şiirleriyle yaşama bakın bir de.. Bu kahpe kıyımda yaşamını yitiren adını sayamadığım diğer canların da… Böyle değerler, kolay kolay yetişmiyor ne yazık ki.
Onların bizlere söyleyeceği sözler var hâlâ. Kulak verelim öyleyse onlara dostlar..
İzlemek için lütfen tıklayın:
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012


“Sivas\’ta 37 ler yandı kül oldu,
Onlar yanmadı birer gül oldu,
Hakkın verdiğini hani hakk alırdı?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Akşamdan kalsam sabaha diz çöksem yerde,
Camii ben, ben camii olsam bir yerde,
insan öldürsen etsen bin tövbe,
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Bir koyun oldum aldın canımı,
Pişirdin etimi neden yemedin?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Allah\’tan gayrı dostumuz yoktu.
Madımak\’ta dedin Allah yoktur..
Allah yolu için Yakın! dedin,
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Günahımız \’\’ Muhammed , Ali \’\’ miydi?
12 imamın güllerimiydi?
Neden kıydın Can\’a bilebildin miydi?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi? “
diyebilmiştir Can Yücel.bu olay Türkiyemin kara lekesidir.ve git gide karartılmaktadır.o insanlar(kusura bakmayın ama insan dedik size,pardon(!) ellerini kollarını sallayarak geziyorlarsa şu anda bu leke daha çok kalır daha çok kanla beslenir..
tarih:02.07.09
sivasta 37 cana kıyanların yakınları -sanırım ülkü(!) olarak- hala etrafımızdalar.arkadaşımın suçsuz yere parmağını kopardılar.bunu ülkümüz ülkemiz için yapıyorlarmış.sıra ağır ağır bana geliyor.
peki ya korku?
çorum olaylarında dedemi fırında yakanlardan mı korku?
sağda solda boş bulduğunda sıkıştırıp tehdit edenden mi korku?
ölümden mi korku?
sivas’ım çorum’um maraş’ım..kanlarım canlarım..hep mi biz kırılırız hep mi..bak hala kırıyorlar bizi.hatta bizi bize kırdıyorlar..nazım hikmet’in bir şiirinde geçerdi yanlış hatırlamıyorsam “ağaç demiş ki baltaya: senden korkmazdım ama sapın benden”. daha başka söze gerek var mı ki?
tarih:02.07.09
bir parmağını kopardılar arkadaşımın.koca bir yara daha açıldı içerimde.o gün de 37 tane yaram daha olmuştu.olsun be.yarayı da görür yaralayanı da Yaradan.
peki ya korku?
20 tane parmağım var..uzunca bir süre yeter..sağlıcakla