Madenciler Ölüme Yürüdü / Murat Özhan
Ne yapılırsa, ne üretilirse “insanlar için” olduğu gerçeğini asla göz ardı edemeyiz. Ama günümüz çıkarlar dünyasında, “Her koyun kendi bacağından asılır” mantalitesi geçer akçe kılınmış ki, buna hepimiz bir şekilde inandırılmışız ne yazık ki.. Özgürlükler, ancak egemenlerin izin verdiği ölçüde özgürlük! Ne yapılırsa yapılsın hiçbir şeyin değişmeyeceğine olan inanç, had safhada insanlarda. İnsanlar, birçok şeyi değiştirebilecek güç ve iradeye sahipken bu inanç, insanı hakikaten kahrediyor.
Gücünüzün (Parasal gücü kastediyorum burada) elvermediği noktada, bir adım dahi atma imkânınız var mıdır? Yaşadığımız bu düzende her şey paradır (derken akla Marx’ın , parayı tahlil ettiği “Burjuva Toplumunda Paranın Gücü” makalesi geliyor, ki Marx, bu yazısında Shakespeare’in Atinalı Timon adlı eserine atıfta bulunur: “…Şu azıcık altın, akı kara, güzeli çirkin, haklıyı haksız, soyluyu soysuz, genci yaşlı, yiğidi alçak kılmaya yeter… Hadi, kargışlı maden, tüm insanlığın orta malı orospu, sen ki uluslar arasına anlaşmazlık sokarsın…”), her şey alınır ve satılır. Alınıp satılan yerde ise sevgi ve insanlığın esamisi okunmaz. Paranın dili hâkimdir bu noktada. Şöyle düşünelim:
Teknoloji üretiliyor, trilyonluk yatlar inşa ediliyor, yerin üç yüz metre altından kömür çıkarılıyor…
Kim tarafından?
Emekçilerce.
Kimlerce kullanılıyor?
Gücü olanlarca!
Her şeyi üreten insan. Ama bu nimetlerden faydalanan (en azından yeteri kadar faydalanan diyelim) o kadar az ki.
Asgari ücretle çalışırken, gariban, emeğinden başka satacak hiçbir şeyi olmayan işçiler, trilyonluk yatların altında, maden ocaklarında can verdi, veriyor, bundan sonra da verecek. Ne büyük bir çelişki! Yatırım yapılan akıl almaz meblağlar bir yanda, çoluk çocuğuna bir iki ekmek, zeytin götürmek için çerez parasına çalışmak zorunda kalan işçiler öte yanda.
Bana kalırsa, maden işçiliği dünyanın en meşakkatli mesleği. Yaşamayan, anlamaz. Birkaç yıl önce, Suluova Çeltek Madeni işçilerinin grevine destek vermek için gittiğimizde, madene bir bakalım dedik ama yirmi metre kadar girebildik. Oysaki işçiler hayatta kalmak için, her gün ölüme iniyorlardı. 10 Aralık Perşembe günü, Bursa Mustafakemalpaşa’da da 19 maden işçisi grizu patlaması sonucu ölüme yürüdü. Bu faciada, maden ocağında yeterli can güvenliği önleminin alınıp alınmadığı, havalandırma kanallarının sağlıklı çalışıp çalışmadığı, bir ihmalin bulunup bulunmadığı araştırmalarla ortaya çıkacaktır.
Kuşkusuz ki yaşanan aksaklık ve olumsuzluklar, her daim, her koşulda dile getirilmeli. Bile isteye kör sağır kalanların gözüne kulağına sokmak için cümle âleme duyurulup ifşa edilmeli gerçekler. İletişim kurmak, bilgilenmek için bu merhaleden geçmemiz kaçınılmaz. Öte yandan çözüm odaklı söylenen sözler, tabii ki ete kemiğe büründürülmeli. Yani eyleme geçirilmelidir. Çünkü yaşamın temeli, harekette ve değişimdedir.
Alın teriyle çalışanlar, emekçiler, kendi zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmayanlar, ancak kendi bilinçlerinin farkına varıp örgütlenerek, bir olarak, kenetlenerek hareket ederlerse yaşamlarını refah içinde sürdürülebilir kılarlar.
Can güvenliği ve tedbir ise, her şeyin ama her şeyin üstünde tutulmalıdır. Yoksa bu tür üzücü olaylarla yeniden karşılaşmamız uzak bir olasılık değil…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 21 May 2013


Duygularımı siz yazıya dökmüşsünüz.(http://yakamoz.forumlari.net/)de yayınlayacağım izninizle
Elbette yayımlayabilirsiniz, buyrun..
Küçük bir not: Yayımladığınız sitede, yazının nereden alındığını belirten link verirseniz sevinirim.
Sevgilerle..