Kaygusuz Abdal, Kaplu Kaplu Bağalar
Öndeyiş / Murat Özhan
Kaygusuz Abdal’ın “Kaplu Kaplu Bağalar” adını verdiğim bu şiiri vesilesiyle hakkında birkaç söz söylemeden geçmek haksızlık olur.
Alevî-Bektaşî halk edebiyatının kurucusu olarak gösterilen Kaygusuz Abdal (Kaygusuz Sultan), şiirlerinde mizaha, “saçma”ya kadar varan sayıklamalara, sofuları taşlayan sözlere yer vermiş, her ne kadar Yunus Emre’ye öykünse de(ki bu kötü bir fiil değil, çünkü kendi çizgisini, kendi sesini bulabilmesi için, kendinden önceki şairleri okumalıdır bir şair), kendine özgü bir dil ve üslup yaratmayı başarmış önemli bir şairdi.
Onun şiirlerini bugün hâlâ okuyor isek, yüzyıllara meydan okuyan bu şaire de takdirlerimizi sunmaktan imtina etmemeliyiz. Gerçi şiirlerinde Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalara yer vermiş olsa da, bir Divan edebiyatı şairininki gibi külliyen anlaşılmaz değildir. Örneğin, şu dörtlüğüne bu açıdan bakalım: “Fil yükün karıncaya / Yükletme çekebilmez / Lâ’l ü gevher kıymetin / Umma seng-i hâreden” Dörtlüğün gelişinden, bilhassa ilk iki dizeden hareketle, az çok ne dediğini kestirmek mümkün. Son iki dize için şu söylenebilir: Doğada az bulunan kıymetli taşları, çok parlak ışıklar saçan adi taşlarla karıştırma.
Şiirlerinde kullandığı sözcüklere bakarak oldukça zengin bir sözdağarının bulunduğunu da belirtmek gerek. Aruz vezni ile de şiirler yazan şairimiz, büyük ihtimalle iyi bir öğrenim görmüş.
Şiirlerinde tasavvufu işleyen Kaygusuz Abdal’ın 14.yüzyılın sonu ile 15.yüzyılın başlarında yaşadığı Fuat Köprülü tarafından belirtilmiştir.
Kaplu Kaplu Bağalar*
Kaplu kaplu bağalar
Kanatlanmış uçmağa
Kertenkele derilmiş
Diler Kırım geçmeğe
Kelebek ok yay almış
Ava şikâra çıkmış
Tonuzları korkudur
Ayuları kaçmağa
Kazzaza balta koydum
Çervişin deremezem
Çuval çayırda gezer
Seğirdüben kaçmağa
Ergene’nin köprüsü
Susuzluktan bunalmış
Edirne minaresi
Eğilmiş su içmeğe
Allahımın dağında
Üçbin balık kışlamış
Susuzluktan bunalmış
Kanlı ister göçmeğe
Leylek koduk doğurmuş
Ovada zurna çalar
Balık kavağa çıkmış
Söğüt dalın biçmeğe
Kelebek buğday ekmiş
Manisa ovasına
Sivrisinek derilmiş
Irgad olup biçmeğe
Bir sinek bir devenin
Çekmiş budun koparmış
Salınuban seğirdir
Bir yâr ister koçmağa
Bir aksacık karınca
Kırk batman tuz yüklemiş
Gâh yorgalar gâh seker
Şehre gider satmağa
Tonuz düğün eylemiş
Ayuya kızın vermiş
Maymun sındı getirmiş
Kaftan gönlek biçmeğe
Deve hamama girmiş
Dana dellâllık eder
Susığrı natır olmuş
Nöbet ister çıkmağa
Kaygusuz’un sözleri
Hindistan’ın kozları
Bunca yalan söyledin
Girer misin uçmağa
Kaygusuz Abdal
Kaplu bağa: kaplumbağa / derilmek: toplanmak / şikâr: av / tonuz: domuz / ayu: ayı / kazzaz: ibrişim büken, ip yapan / çerviş: yemekteki yağ / dermek: toplamak / seğidiben: seğirterek / kanlı: kağnı / koduk: sıpa / salınıban : salınarak / koçmak: sarılmak / yâr: sevgili / yorgalamak: rahvan gitmek (binicisini sarsmadan giden at için söylenir) / sındı: makas / gönlek: gömlek / susığrı: su sığırı, manda / koz: ceviz / uçmak: cennet / natır: hamamda müşterileri yıkayan ya da keseleyen kimse (kadınlar için) / dellâk: tellâk, aynı işi yapan kimse (erkekler için)
Kaynaklar:
*Bir Aksacık Karınca, Şiir Atlası, s.15-17, Hazırlayan: Erdal Alova, Yapı Kredi Yayınları, Birinci Baskı, Mayıs 1992, İstanbul
100 Ünlü Türk Eseri, Cilt 1, Hazırlayan: Tahir Alangu, Milliyet Yayınları, Birinci Baskı, Ocak 1974
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 February 2012



Teşekkürler, selamlar.