arşiv
Giuseppe Ungaretti, elveda / Murat Özhan
Giuseppe Ungaretti, elveda / Murat Özhan
Akdeniz’in -o kendine özgü sesiyle- lirik şairi Ungaretti, ruha işleyen şiirleriyle Türkçede.. Daha önce, İtalyan şiirinden Montale’nin bir şiirini yayımlarken Türkçe kaynakların bu konuda ne kadar kısıtlı olduğunu fark ettim. Elimde sadece Gül Işık’ın Montale’ye dair hazırladığı ve İstanbul Üniversitesi’nin bastığı bir doktora çalışması ile dergilerde yayımlanmış bir iki makale var. Ungaretti ile ilgili de aynı sıkıntı söz konusu. Dilimizde, derli toplu hazırlanmış bir tek Işıl Saatçıoğlu’nun yapıtı var sanırım.
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Eugenio Montale, Bilirim En Acımaz…
Bilirim En Acımaz…
Bilirim en acımaz dudak bükülmesinin
en aldırışsız yüzden geçtiği zamanları:
görünmeyen bir keder belirir bir an için,
sokakta varmaz onun farkına kalabalık.
Bugün 4 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Saint-John Perse, Yeller’den
Yeller’den
Ve çağının insanları yolundaki Ozan da bizimledir.
Çağımıza ayak uydurup da, bu büyük yele ayak uydurup da. Bildirileri çözümlemektir aramızdaki uğraşı onun.
Ve yüreğin aydınlanışıyladır içine doğan yanıt onun.
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Blaise Cendrars, Adalar
ADALAR
Adalar
Adalar
Hiç karaya çıkılmayacak adalar
Hiç ayak basılmayacak adalar
Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Jacques Prévert, Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin
Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin
Önce bir kafes resmi yaparsın
Kapısı açık bir kafes
Sonra kuş için
Bir şey çizersin içine
Bugün 3 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Ruben Dario: Aşık Değilsen Eğer, Bırak Kapını Çalsın Aşk
Aşık Değilsen Eğer, Bırak Kapını Çalsın Aşk
Aşık değilsen eğer, bırak kapını çalsın aşk,
alem dediğin ağrıtacak,
Sen gittikçe, dipsiz olacak,
mutluluk ve keder aynı zamanda vuracak.
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
James Oppenheim, Ekmek ve Gül
(Resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız.)
Görsel, Nurşen Görsen
EKMEK VE GÜL
Yürüyoruz yürüyoruz, günün aydınlığında
Donuk fabrika bacalarına, yoksul mutfaklara
Çarpıyor sesimiz ve birden parlayan
Bir ışık gibi ulaşıyor insanlara
“Ekmek ve gül! Ekmek ve gül!”
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012







Son Yorumlar