En olgun metin, en kısa yoldan ifade edilmiş olandır.
Borges
Dilin savrukça kullanılışına her geçen gün tanık oluyoruz. Basında okuyor ve görsel iletişim araçlarında izliyoruz. Pop kültür, popüler kültür adına yaratılan yozlaşma diz boyu. Öyle ki kitle iletişim araçları da bu işe tuz biber ekiyor. İnsanların evlerine kadar girerek zihin tahribatı yapmakla bire bir bu araçlar. Bunu da gayet iyi başarıyorlar.
devamını oku…
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 02 September 2010
Yaşadığımız şu son süreçte oldukça yoğun bir şekilde bilinçli yahut bilinçsiz bir taklitçilik akımına kapılmış gidiyoruz. Aslında, yaklaşık iki yüz yıllık bir süreci kapsayan bu taklitçilik akımı, hem bir zihin hem de dil kirlenmesine yol açmıştır ne yazık ki. Bunu ister istemez dil, düşünceyi; düşünce, dili etkiler tezini göz önünde bulundurarak ileri sürüyorum. Çünkü dil ve düşünce, birbirinden bağımsız gibi görünse de, birinin varlığı diğerine bağlıdır.
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 03 September 2010
Mizahın Gücü / Murat Özhan
Shakespeare, mizah, zekâdan kaynaklanan bir oyundur(1) derken mizahın ne denli güçlü bir yapı olduğunu vurgulamak ister aslında. Keza mizahta, kullanmasını bilen için müthiş bir ironi vardır. Hemen hemen tüm toplumlar, mizahı zaman zaman bir savunma mekanizması, zaman zaman da bir saldırı nesnesi olarak kullanma ihtiyacı hissetmişlerdir. Bu, şüphesiz ki bin yıllardan beri yönetenler ile yönetilenler arasındaki çelişki ve anlaşmazlıktan kaynaklanmıştır.
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 03 September 2010
Şiddet Hakkı Olur Mu?-2 / Murat Özhan
Bireyine karşı ceberut, baskıcı, zor kullanan devlet anlayışını terk edip insanıyla barışık, her daim insanı ön plana çıkaran, sevecen, demokratik bir yapı işe koşmak gerekiyor. Birey devlet için değil, devlet birey için vardır. Daha doğrusu “var olmalıdır”. Devlet, bireyine kin gütmez, bireyinin güvenliğini sağlamak ve refahını artırmakla yükümlüdür. Bu, “sosyal devlet” anlayışının da gereğidir zaten. Çünkü aslolan insandır. Her şey insan içindir ve tüm çabamız insanı, insanca yaşatmak adına olmalıdır..
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 28 August 2010

Eurovision, Türkiye ve Hadise / Murat Özhan
Şu sıralar Türkiye’nin gündemini hayli meşgul eden Hadise’nin sadece ucundan, birazcık, o da nakarat kısmından Türkçe sosuna bulanmış tamamı İngilizce “Düm Tek Tek/Crazy about you” adlı parçasıyla bu akşam finali düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışması’na katılması hususunda bir iki noktaya değinmek gerekiyor. Hani milli gururumuz ya o bakımdan! Artık nasıl millilikse, şarkımız bile İngilizce!
devamını oku…
Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 02 September 2010
Şiddet Hakkı Olur Mu?-1 / Murat Özhan
Yaşamımızın her alanını işgal eden ve insanlıkla bağdaşmayan bu şiddet olgusu, nasıl engellenebilir acaba? Sevgisizliklerimizin bu denli ayyuka çıktığı bir dönemde şiddet içeriklerinden uzak durmak nasıl mümkün olur? Birbiriyle hiç ama hiç yan yana gelemeyecek sevgi ve şiddetin mücadelesinde, hangisi galebe çalacak?
“Şiddet Hakkı Olur Mu?” başlıklı iki bölüm halinde tasarladığım yazımı, yukarıdaki sorular bağlamında sosyo-politik açılım sunarak aktarmaya çalışacağım..
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 02 September 2010
Sel Suları, Olumlu Tepkileri Önüne Katıp Götürdü / Murat ÖZHAN
Filozof, “Dil, düşüncenin evidir.” derken belli bir gerçekliğe işaret eder. Düşüncenin dışa vurulmasında dilin yadsınamaz payına dikkat çekilmektedir aslında burada. Dilimiz, varlığımızın yegâne (Belki paradoksal gibi gözükecek ama) kanıtı, iletişimin olmazsa olmazı. Kendimizi, çevremizi kısacası nesnel gerçekliği dil yoluyla anlatırız hep. Meramımızı, istek, düşünce ve duygularımızı her daim dile başvurarak aktarırız. Bu dile getirişte ise, zaman zaman hatalar yapmamız kaçınılmaz hale gelir. Ama dili kullanırken bilinçli davranmak bu hata payını en aza indirebilir.
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 01 September 2010

Görsel, Behiç Ak
Sendikal Mücadelenin Ekonomi-Politik Alana Etkisi-2 / Murat ÖZHAN
Aslında salt sendikal alanda değil yaşamın hemen hemen tüm alanlarında bir dil kirliliği yaşıyoruz. Bu da ister istemez bir bilinç bulanıklığına yol açıyor. Örneğin günümüz gerçekliğinde, özgür köleliğin adı, esnek çalıştırma; emperyalizmin küreselleşme; postmodernizminse modern ötesi yenilikler, farklılıklar olmuş. Gelgelelim sermaye sınıfı kavramları allayıp pullayıp göz boyamaya devam ediyor ve bunda da büyük ölçüde başarılı oluyor. Sermaye bir sınıf olarak bilinçli bir şekilde hareket ederken emekçiler yapay ayrımlarla birbirine düşürülüyor, parçalanıyor ve sınıf bilinciyle hareket etmeleri her daim bir vesileyle engelleniyor.
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 03 September 2010
Son Yorumlar