Sel Suları, Olumlu Tepkileri Önüne Katıp Götürdü / Murat ÖZHAN
Filozof, “Dil, düşüncenin evidir.” derken belli bir gerçekliğe işaret eder. Düşüncenin dışa vurulmasında dilin yadsınamaz payına dikkat çekilmektedir aslında burada. Dilimiz, varlığımızın yegâne (Belki paradoksal gibi gözükecek ama) kanıtı, iletişimin olmazsa olmazı. Kendimizi, çevremizi kısacası nesnel gerçekliği dil yoluyla anlatırız hep. Meramımızı, istek, düşünce ve duygularımızı her daim dile başvurarak aktarırız. Bu dile getirişte ise, zaman zaman hatalar yapmamız kaçınılmaz hale gelir. Ama dili kullanırken bilinçli davranmak bu hata payını en aza indirebilir.
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012

Görsel, Behiç Ak
Sendikal Mücadelenin Ekonomi-Politik Alana Etkisi-2 / Murat ÖZHAN
Aslında salt sendikal alanda değil yaşamın hemen hemen tüm alanlarında bir dil kirliliği yaşıyoruz. Bu da ister istemez bir bilinç bulanıklığına yol açıyor. Örneğin günümüz gerçekliğinde, özgür köleliğin adı, esnek çalıştırma; emperyalizmin küreselleşme; postmodernizminse modern ötesi yenilikler, farklılıklar olmuş. Gelgelelim sermaye sınıfı kavramları allayıp pullayıp göz boyamaya devam ediyor ve bunda da büyük ölçüde başarılı oluyor. Sermaye bir sınıf olarak bilinçli bir şekilde hareket ederken emekçiler yapay ayrımlarla birbirine düşürülüyor, parçalanıyor ve sınıf bilinciyle hareket etmeleri her daim bir vesileyle engelleniyor.
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012

Görsel, Misha Gordin
Sendikal Mücadelenin Ekonomi-Politik Alana Etkisi-1 / Murat ÖZHAN
Hani deyim yerindeyse, at izinin it izine karıştığı, ortalığın toz duman olduğu epeyce sıkıntılı, sancılı günler yaşamaktayız. Bu hengame içerisinde yuvarlanıp giderken toplumsal sorumluluk ve duyarlılıklarımız noktasında bir gevşeme yaşadığımızı da söylemeden geçemeyeceğim ne yazık ki. Toplumsal duyarlılığımızın göstergeleriyse, kitle emek örgütleri sendikalardır. Hak arama ve alma odakları olarak biçimlenen sendikaların içinde bulunduğu durum nedir? Hak alma mücadelesinin dinamik örgütleri olan sendikalar, sekter tutum ve açmazlardan nasıl kurtulacaktır? Sendikalar, etliye sütlüye dokunmayıp her yaşanan olumsuzluğa kafa sallayıp “evet efendimci” bir yaklaşımda mı olmalı? Sendika-siyaset bağlamında, sendikaların yeri ve rolü nedir? Bu noktada, nasıl bir mevzilenmeyi hedeflemeli ve saf tutmalıdır sendikalar?
devamını oku…
Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Karl Marx
Burjuva Toplumunda Paranın Gücü-2
Shakespeare paranın özünü yetkin bir biçimde betimler. Bunu anlamak için, önce Goethe’nin parçasını açıklamakla başlayalım.Para sayesinde benim için olan şey, ödeyebildiğim, yani paranın satın alabildiği şey, ben kendimim, para sahibi olan ben. Paranın gücü ne kadar büyükse, benim gücüm de o kadar büyüktür. Paranın nitelikleri, benim niteliklerim ve özsel güçlerimdir -onun sahibi olan benim. Ne olduğum ve ne olabileceğim demek ki hiç de benim bireyselliğim tarafından belirlenmemiştir. Ben çirkinim, ama en güzel kadını satın alabilirim. Demek ki ben çirkin değilim, çünkü çirkinliğin etkisi, itici gücü, para tarafından yok edilmiştir. Bireyselliğim bakımından, ben kötürümüm, ama para bana yirmidört ayak sağlar; öyleyse kötürüm değilim; ben kötü, namussuz, vicdansız, kafasız bir insanım, ama para saygındır, öyleyse sahibi de; para en yüksek iyiliktir, öyleyse sahibi de iyidir, para beni ayrıca namussuz olma güçlüğünden de kurtarır; bunun sonucu beni dürüst sayarlar; ben kafasızım ama para her şeyin gerçek tinidir, nasıl olur da sahibi kafasız olabilir? Üstelik, para tinsel erk sahibi insanları satın alabilir ve kafa adamları üzerinde erklik sahibi olan kişi, kafa adamından daha tinsel erk sahibi değil midir? Para aracıyla bir insan yüreğinin özlediği her şeyi yapabilen ben, türn insanal erkliklere sahip değil miyim? Öyleyse benim param benim türn yeteneksizliklerimi kendi karşıtlarına dönüştürmüyor mu?
devamını oku…
Bugün 3 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Murat ÖZHAN / Öndeyiş
Yaşadığımız şu son bir, bir buçuk ay içinde oldukça önemli badireler geçirdik. Kapitalizmin kalesi ABD’de devasa finans kuruluşları ardı ardına çöküşler yaşadı. Kapitalist tekellerin bir bir yıkılışı, dünya üzerinde belki de yüz binleri bulan işten çıkarmalara yol açtı. Olan oldu, krizin faturası yine emekçilere çıkarıldı. Binlerce insan, işsiz kalmanın hezimeti içinde kara kara düşünüyor şimdi.
devamını oku…
Bugün 3 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Yoksulluğa Dair / Murat ÖZHAN
İnsanlık, karamsarlığın gölgesinde sinik bir vaziyette yaşamaya mecburmuş gibi, sanki bu,doğal bir akış ve insanlar da bu akışın bir parçası imişçesine geçinip gidiyor. Burada, karamsarlıktan kastım; savaşlar, ülkelerin harıl harıl silahlanmaları, küresel ısınma, çevre kirliliği, sömürü ve sömürünün yol açtığı yoksulluktur..
Bugün 3 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012
Son Yorumlar