Toplam okunma 918
ana sayfa > kitap > Andonis Samarakis ve Tehlike Kolu-2 / Murat Özhan

Andonis Samarakis ve Tehlike Kolu-2 / Murat Özhan

Pazar, 09 May 2010 yorum ekle Go to comments

Samarakis’in Can Yayınları’ndan 1991’de çıkan 116 sayfalık “Tehlike Kolu”(1) adlı romanını, Panayot Abacı dilimize çevirmiş.

Roman kahramanı, sakin bir kent olan Farsala’da Belediye Hastanesi’nde doktor olarak çalışan Vasiliyadis’tir.

Bu sakin kent, günün birinde korku kentine dönüşür. Olayların fitilini ateşleyecek olansa, kimliği belirsiz bir kişinin “Güzel Teselya” Pastanesinin vitrinini kırdığı haberidir. Haber, “Farsala’nın Sesi” gazetesiyle duyurulur. “Farsala’nın Sesi”, kentin tek yayın organıdır ve romanın ilerleyen bölümlerinde, olay örgüsü içinde bu gazetenin haber ve manşetlerine zaman zaman yer verilecektir. Ayrıca gazete haberinden olayın 6 Mart 1959’da vuku bulduğunu öğreniyoruz. Yazar, teknik açıdan, romanında, “gazete haberleri”ni olay örgüsüne ne eksik ne fazla yedirerek oldukça başarı sağlamış bence.

Doktor(Yine gazete haberinde, şehir kulübünün taşlanması olayıyla ilgili tanığın ifadesinden anlıyoruz ki, zanlı kırk yaşlarında, orta boylu, normal vücut yapılı, iyi giyimli bir kişidir), dünyadaki iki korkudan, savaş ve açlık korkusundan çok kaygılanıyor. Bu iki korkununsa, insandaki özgürlük tutkusunu bitireceği ve gelecek kuşakların özgürlük duygusundan yoksun kalacağı tedirginliğini iç konuşmalarında devamlı dile getirir.

Doktor Vasiliyadis, bir yandan sürekli bu kaygıları yaşarken öte yandan insanların kayıtsızlığı karşısında içi içini kemirir.

İşte bu duygu ve düşüncelerle, yaşadığı şehirde iş çıkışı hava kararır kararmaz, sokakları arşınlarken pastaneleri, marketleri, şehir kulübünü taşlayıp kaçmaktadır. Bu sakin şehrin halkı, öyle bir paniğe kapılmıştır ki “Farsala’nın Sesi”, kadın, erkek, çoluk çocuk bu “bilinmeyen yabancı”yı “Canavar” olarak nitelerken bir yandan da bu taşlama olayları yaşanmaya devam eder.

Romanın son bölümünde, bütün gece Atina sokaklarında amaçsızca dolaşan Doktor Vasiliyadis, sabah gele gele bir tren istasyonuna gelir. Bir vagona bilinçsizce kendini atar. Yazarın bu bölümde, bilinç akışı tekniğini büyük bir ustalıkla kullandığını söylemeden geçmemeliyim. Bilhassa şu cümleleri, bilinç akışı tekniğini örneklemesi açısından buraya alıyorum:

“iyi gidiyoruz,” dedi biri.
“Elbette, ekspres,” dedi başka biri.
“Posta olsaydı…”
İyi gidiyoruz, hayır, iyi gitmiyoruz, iyi gitmiyoruz, “… çünkü Sovyetler Birliği’nin Berlin’le ilgili ültimatomu 27 Mayıs’ta sona eriyor. Bu yüzden her yerde savaş korkusu var…”, “meyve yiyin, güzellik verir, sağlık verir”, sessizlik vardı, kompartımanda tam bir sessizlik vardı, “passiflorine, öğle akşam iki tatlı kaşığı”, iyi gidiyoruz, hayır, hayır, iyi gitmiyoruz, savaş, savaş, açlık, açlık, kompartımanda sessizlik, dışarıda hava kararmış, bunaltıcı bir sıcak, pencereler kapalı, “seçin, seçin”, karşıki şişman kadın, “mersi”, sıska adam, eli elmada, eli kadının göğsünde, dünyada tek gerçek, tek önemli şey, insanlarda olan tedirginlik, insanlarda olan kuşku, “passiflorine, öğle akşam iki tatlı kaşığı”, Dr.Daikos’a hayır, Dr.Matheus’a hayır, Dr.Lukas’a hayır, kuşkudur önemli olan, kiliselerde bulunmayan bu Azize, İsa’nın kuşkusu, “passiflorine, öğle akşam iki tatlı kaşığı”, çıkar yolu bilmiyorum, umudu bilmiyorum, çıkar yol için tek umut kuşkudur, kuşkudur, kuşkulu olduğuma göre, umutluyum, kuşkum var, demek umutluyum, dünyamızdaki insanlarda kuşku oldukça, umut da vardır, evet, umut vardır kuşku olduğu sürece, “güzel ve sağlıklı olmak için meyve yiyin”, tren koşuyor, koşuyor, hava sıcak, vagonda dinginlik… (2)

Doktor Vasiliyadis’in zihninde bu düşünceler akarken trendeki yolcuların yüzlerini inceler. Böylesine rahat rahat, hiçbir şey yokmuşçasına oturmalarına içerler, asıl tehlikenin kuşku duymamak olduğunu aklından geçirerek trenin TEHLİKE KOLU’nu çeker.

Roman, TEHLİKE KOLU’nun çekilmesiyle biter. Roman biter ama okuyanların beyninde de o andan itibaren şimşekler çakmaya başlar.

Şüphesiz ki Samarakis’in bu romanı, tezli bir eserdir. İnsanlar, kuşkulandığı sürece umut vardır. Umutlu oldukları sürece de yaşamsal varoluşları sağlam bir temele oturacaktır.

Savaşların, açlıkların, tröstlerin, sömürünün kısaca kötülüklerin olduğu bir dünyada, şayet insanlar rahat iseler, istiflerini bozmuyorlarsa, eksik olan yahut yolunda gitmeyen bir şeyler mutlaka var. Böyle insanların olduğu bir dünyada da TEHLİKE KOLU’nu çekecek birileri her daim olacaktır..


Kaynak:
(1) Andonis Samarakis, Tehlike Kolu, Can Yayınları, İstanbul 1991
(2) A.g.y. sf. 112-113

Andonis Samarakis ve Tehlike Kolu-1 / Murat Özhan

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları