Toplam okunma 1.460
ana sayfa > kitap > Son Moda Saçmalar

Son Moda Saçmalar

Pazar, 18 Oca 2009 yorum ekle Go to comments

Son Moda Saçmalar / Murat ÖZHAN

İletişim Yayınları’ndan 2002’de çıkan, Memet Baydur ve Ongun Onaran’ın iki yıllık bir çalışmanın ardından dilimize kazandırdıkları “Son Moda Saçmalar” kitabını okumayı bin bir güçlükle de olsa nihayet bitirebildim. Bin bir güçlükle dedim, zira yazarların kullandığı dil ‘bilimcilik’ten öte, bir konuşma havasında geçse de kitaptaki fizik ve matematik terimleri anlamayı oldukça zorlaştıran bir etkendi. Kitabı derinlemesine ve layıkıyla kavramak, hiç değilse temel fizik ve matematik alt yapısına bağlı şüphesiz. Kitapta, biri Amerikalı diğeri Belçikalı fizikçi iki bilim adamının, Alan Sokal ve Jean Bricmont’un, edebiyat adına bir iddia ile ortaya çıkıp da kendi yazdıklarını dahi anlayamayacak entelektüellerin deyim yerindeyse ipliğini pazara çıkaran serüvenlerine tanık oluyoruz. “Sokal Vakası” olarak da anılan ve skandalla sonuçlanan bu olayla edebiyat dünyası bir hayli karışmıştı zamanında.

Kitap,on iki bölümden oluşuyor.Bölümlerde,eleştirilen yazarların eserlerinden örnekler verilerek açıklamalar ete kemiğe büründürülürken öte yandan Epistemik Görecilik,Postmodern Bilim,Gödel Teoremi ve Küme Kuramı gibi konuların irdelendiği ara bölümler de mevcut bu kitapta.

‘Tanrı Yanılgısı’ ve ‘Neredeyse Bir Balina’ kitaplarının yazarı ünlü İngiliz bilim adamı Richard Dawkins,1998’de ‘Nature’ dergisinin kitap tanıtım bölümünde,’Son Moda Saçmalar’ı değerlendirirken ‘postmodernizmin maskesi düştü’ diyerek Lacan,Deleuze,Kristeva gibi yazarların dokunulmazlık zırhını,Alan Sokal ve Jean Bricmont’un cesurca hamleleriyle kaldırdığını belirtir.

“İkinci Baskıya Önsöz” bölümünde,Alan Sokal ve Jean Bricmont,bu kitabın ortaya çıkış öyküsünü şöyle anlatıyorlar:

Kitap, birimizin Amerikan kültür çalışmaları dergisi Social Textte yayınladığı, şimdi ün kazanmış muzip bir aldatmacasıyla başladı. Bu makale bozuntusu parodi, ünlü Fransız ve Amerikan entelektüellerin fizik ve matematik üstüne söylediklerinden yapılan, hiçbir anlamı olmayan ama ne yazık ki otantik alıntılarla tıkabasa doluydu.(*) Sokal’ın kütüphane araştırması sonucunda oluşturduğu “dosya”nın yalnızca küçük bir bölümü bu parodinin içinde yer aldı. Bu dosyayı bilim adamı olan ve olmayan arkadaşlara gösterdikten sonra, elimizdeki malzemenin daha geniş kitlelere ulaşmasının yararlı olabileceğini düşündük. Teknik olmayan terimler kullanarak bu alıntıların neden saçma ya da çoğunlukla anlamsız olduklarını açıklamaya çalıştık. Öte yandan bu anlatılanların hangi kültürel ortamlarda bu denli ün kazanıp neden şimdiye dek oldukları gibi sergilenmediklerini tartışmak istedik.

Peki ama ne iddia ediyoruz? Aşağı yukarı şunu: Lacan, Kristeva, Irigaray, Baudrillard ve Deleuze gibi ünlü entelektüeller sürekli,defalarca bilimsel kavramların ırzına geçmişlerdir.Ya en küçük bir açıklama yapmadan bilimsel fikirleri tümüyle bağlamları dışında kullanmışlar-lütfen kavramları bir alandan ötekine taşımaya karşı olmadığımızı biliniz,yalnızca bu aktarmanın tartışılmadan yapılmasına karşıyız- ya da bilimsel jargonu bilim adamı olmayan okurların karşısında,ilintisine ya da anlamlarına bakmadan atıp tutarak kullanmışlardır.Bu durumun adı geçen entelektüellerin diğer yapıtlarını zedelediğini ileri sürmüyoruz,bu konudaki yargımızı şimdilik erteliyoruz.
(…)
Kitabımızın ikinci hedefi ise epistemik göreceliktir. En azından dillendirildiği zaman Fransızcadan çok İngilizce konuşulan yerlerde daha yaygın olan,(başka şeylerin yanı sıra)çağdaş bilimin bir ‘mit’ten, bir ‘anlatı’dan ya da bir ‘toplumsal oluşum’dan başka bir şey olmadığını iddia eden inanç.(**) (sf.11-12)

Alan Sokal ve Jean Bricmont, kitabın 3 numaralı bölümünde Julia Kristevayı inceliyorlar.Şüphesiz ki, kitabın bütününde, araştırmalarına söz konusu olan yazarların eserlerinden alıntılarla tezlerini kanıtlıyorlar. Sokal ve Bricmont’un, Kristeva’nın eserlerinden oldukça çarpıcı örnekler sergileyerek okurun gözünde,söylenenlerin,yazılıp çizilenlerin daha anlaşılır kılınması için çaba sarf ettikleri su götürmez yalınlıkta. Ama yukarıda da bahsettiğim gibi matematik ve fizik terimlerinin varlığı,kitabın anlaşılmasını bir hayli zorlaştırıyor. Şimdi, Kristeva’nın, eserlerinde matematik terimlerini kullanarak okuyucunun gözünü nasıl boyadığını açığa çıkaran yazarlara kulak verelim:

Kristeva’nın tasladığı matematiksel âlimlik, küme kuramıyla sınırlı değil. ‘Dilbilimde özne üzerine’ adlı makalesinde, matematiksel çözümlemeyle topolojiyi psikanalize uyguluyor:

Ayna safhasını izleyen sözdizimsel işlemler içinde özne, tekliğinden şimdiden emindir: Anlamlamada [signifianse] ‘ noktasına’ doğru uçuşu durmuştur. Örneğin akla her zamanki ’te tanımlanmış bütün Co kümesi gelebilir. ’te tanımlanmış bütün sürekli F işlevleri ve her n tamsayısı >0 için F(X)’in n’yi aştığı X noktalar kümesi sınırlıdır ve Co’ın işlevleri, X değişkeni ‘diğer sahneye’ doğru geriledikçe 0’a giderler. Bu topos’ta Co’ya yerleşmiş özne, Lacan’ın sözünü ettiği ve topolojide halka [ring] denen bağıntısal öbeğe çevrilebilen, kendisini bir özne olarak yitirme durumu olan bu ‘dil dışı merkeze’ erişmez.
(Kristeva 1977, s.33)

Bu,Kristeva’nın ne anlama geldiklerini bilmediği cafcaflı sözlerle okuru etkileme girişiminin en iyi örneği. Oysa Andreski bu tür sosyal bilimcilere matematik kitaplarının en az karmaşık bölümlerini kopyalamalarını ‘öğütlüyor’ ; ama burada Co() işlevler kümesinin tanımı bile yanlış kopyalanmış.Konudan anlayanlar için bu hatalar apaçık ortadadır.(12) Ama asıl sorun psikanalize yapılan bu uygulamanın tümüyle anlamsız olmasıdır. Bir ‘özne Co’a’ nasıl ‘yerleştirilir’?

(…)

Özetle, Kristeva’nın bilimi kötüye kullanması ile ilgili değerlendirmemiz Lacan için söylediklerimizle aynıdır.Genelde, kullandığı sözcüklerin anlamlarını her zaman kavramadığı açıkça belli olmakla birlikte, hiç olmazsa başvurduğu matematik konusunda bulanık da olsa bir fikri var.Ama, bu metinlerde ortaya çıkan temel sorun, Kristeva’nın araştırdığını iddia ettiği alan (dilbilim,yazınsal eleştiri,siyaset felsefesi,psikanaliz) ile bu matematiksel kavramların ilgisini haklı çıkaracak hiçbir çaba göstermemesidir. Bizce bunun çok iyi bir nedeni var; çünkü bunların birbirleriyle zaten ilgisi yoktur. Aslında tümceleri Lacan’ınkilerden daha anlamlı ama bilgiçlik taslama konusundaki yüzeyselliği Lacan’ı bile geride bırakıyor. (Sf.64-65)

“Son Moda Saçmalar”,kıyısından da olsa postmodern düşünüş tarzını anlamak ve öğrenmek isteyenlerin başucu kitabı olmayı hak ederken aynı zamanda, “aydın” tavırları ile ortalıkta arz-ı endam edip allamelik taslayan ve anlaşılmazlığı bir meziyetmişçesine kendilerine paye olarak biçen günümüz entelektüellerine ithaf olunur!

(12) Co(R³) uzayı, R³’te tanımlanmış, “sonsuzda 0’a giden” gerçek değerli sürekli işlevlerin tümünden oluşur. Ama bu kavramın tam tanımı için Kristeva: a) F(X) yerine lF(X)l ; b) “n’yi aştığı” yerine “1/n’yi aştığı” ; c) “R³’te tanımlanmış bütün sürekli F işlevleri” yerine “R³’te tanımlanmış… özelliğindeki bütün sürekli F işlevlerini içeren” demeliydi.

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları