Sumerli Ludingirra / Murat Özhan
“Sumerli Ludingirra”*… Dünyanın sayılı Sumerologlarından Muazzez İlmiye Çığ’ın bir ömür vererek ortaya çıkardığı kitabın adı. 4000 yıl öncesine dayanan bir yaşama kültürünün ve aynı zamanda Sumerlilerin icat ettiği çiviyazısının Latin harflerine çevrilişinin meşakkatli öyküsünün de adı.
Çözümlemesi yapılan bu 23 kil tablette; “Tanrının adamı” anlamına gelen “Ludingirra” adlı bir öğretmen-şairin yaşamöyküsü dile getirilirken bir yandan da Sumer toplumunun gelenek, göreneklerine, çeşitli olaylar karşısındaki tutumlarına, okumaya ve okula verdikleri öneme büyüteç tutuluyor adeta.
Ludingirra, öğretmenlik yıllarını anlattığı 7.tablette, öğretimde “ezbercilik” yöntemini temel alan bir yaklaşımı benimsemekle birlikte, ezberlemenin, insanın düşünce yeteneğini kısıtladığını da belirtir. Öte yandan bunun belirli kuralları öğretmek için yararlı olduğunu söylemeden geçmez.
Şiir derslerinin oldukça zevkli geçtiğini, şiirin kendileri için huzur veren bir deniz kıyısı anlamına geldiğini, ayrıca şiirin, bilgileri kuşaktan kuşağa aktaran bir bağ olduğunu anlatan Ludingirra, çocukların öykü ve destanları okumaktan da büyük haz aldıklarını ifade ederken ders kitaplarında bulunmayan, ama ana babalarından, yaşadıkları çevreden duydukları öyküleri, atasözlerini yazıp getirmelerini ödev konusu olarak verdiğini, böylelikle öğrencilerin çok ilginç öyküler ve atasözleri getirdiğini söyler. Ludingirra, kendi zamanında henüz yazıya geçmemiş atasözleri bulduklarından bahisle birkaç örnek verir. Ben de bir ikisini buraya aktarıyorum: Çok yiyen uyuyamaz. / Köpeksiz köyde, tilki bekçidir. / Zamanını boşa geçirdin, ne işe yaradı? / Mademki biliyorsun, neden öğretmiyorsun?
Binlerce yıl önceki bir uygarlığın izlerini şair Ludingirra’nın ağzından samimi anlatımıyla öğrenmek oldukça hoş. Sumerli Ludingirra, böylelikle aynı zamanda, geçmişe doğru keyifli bir yolculuğa da çıkarıyor bizi..
Kitabın, anneye duyulan sevginin anlatıldığı belki de en güzel bölümünden, “Sevgili Annem” adını taşıyan 16 numaralı tabletinden Muazzez İlmiye Çığ ve Ludingirra’yı sevgiyle anarak…
Çocukluğuma ait anım, annemin gülen, gülerken ışıl ışıl parlayan gözleriyle tatlı yüzüdür. Bir de güzel sesiyle bize söylediği ninni kulaklarımdan hiç silinmedi. U-a a-u-a sesleriyle başlayan ninnideki;Gel uyku gel,
Oğlumun duraksız gözlerini uyut.
Ağulayan** diliyle uykusunu bozdurtma.
Ururu şarkımla oğlum büyüsün,
Ururu şarkımla kocaman olsun.dizelerini, daha annem beni ayağında sallarken ezberlemiş olmalıyım. Bunun başka dizeleri de vardı. Annem, bazen onları da söylerdi.
(…)
Öğretmen olduğum sıralarda başkentimiz İsin’e gitmiştim. Amacım oradaki okulları, sarayı görmek, öğretmenlerle tanışmaktı. Orada kaldığım sürece hep annem aklımda idi. Nedense onu bir daha görmeyeceğim gibi gelmişti.(…) Kendi kendime, ‘Anneme olan sevgimi, özlemimi bir şiir halinde açıklayarak bu hislerimin kalıcı olmasını sağlamalıyım.’ dedim ve İsin’de, gezmeden kalan zamanımdan yararlanarak annemi her yönü ile tanıtan tam 53 satırlık mektup şeklinde bir şiir yazdım.Sevgili Anneme
Yola çıkan kralın habercisi,
Seni Nippur’a göndereceğim, bu haberi götür!
Uzun bir yolculuk yaptım,
Annem üzüntüde, uyuyamıyor,
Odasına sıkıntılı bir söz girmeyen diyen o,
Bütün yolculara sağlığımı soruyor,
Benim selam mektubumu eline ver!
Eğer annemi bilmiyorsan, onu sana tanıtayım:
Onun adı Şatiştar’dır.
Pırıl pırıl görünüşü ile
Bir Tanrıça hoşluğu, tatlı bir gelindir o,
Gençliğinden beri kutsanmıştır o.
Kaynatasının evini gayretle yöneten,
Kocasının Tanrısına hizmet eden,
Tanrıça İnanna’nın yerine bakmayı bilen,
Karalın sözünün yabana atmayan,
Sevilen, sevgi ile yaşayan,
Kuzu, iyi kaymak, bal, kalpten akan tereyağdır o?
(…)
Annemin üçüncü tanımını vereyim:
Annem mevsiminde yağmur, ilk tohum için su,
Zengin bir bahçe, meyveyle dolu,
Kozalaklarla süslü, bakımlı bir köknar ağacı,
Yeni yılda ilk ayın ürünü,
Sulama yerlerine bereket getiren kanal
Aranan en tatlı Dilmun hurmasıdır o.
(…)
Benden haber için kulak kesilen ona,
Haberi neşe ile götür,
‘Sevgili oğlun Ludingirra’dan selam’ de ona!Haberciyi bu tanımlamalarla gönderseydim, annemi bulabilir miydi? Kuşkusuz bulamazdı. Onlar yalnız kendim içindi. Annem, sevgisi ve şefkati üzerimizden hiç eksilmeyerek uzun yıllar yaşadı. Gölgesi kıvansın!
*Muazzez İlmiye Çığ: Sumerli Ludingirra, Kaynak Yayınları, Birinci Basım, Mayıs 1996
(Alıntı yapılan bölüm sf. 93-97)
** Ninnide geçen “Ağulayan”, ağlayan ya da agulayan anlamında düşünülmelidir. Zira ağu, zehir, ağulayan da zehirleyen anlamına gelmektedir (Murat Özhan).
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 09 September 2010



Son Yorumlar