Egzajere Etmenin Abartılılığı! / Murat Özhan
Yaşadığımız şu son süreçte oldukça yoğun bir şekilde bilinçli yahut bilinçsiz bir taklitçilik akımına kapılmış gidiyoruz. Aslında, yaklaşık iki yüz yıllık bir süreci kapsayan bu taklitçilik akımı, hem bir zihin hem de dil kirlenmesine yol açmıştır ne yazık ki. Bunu ister istemez dil, düşünceyi; düşünce, dili etkiler tezini göz önünde bulundurarak ileri sürüyorum. Çünkü dil ve düşünce, birbirinden bağımsız gibi görünse de, birinin varlığı diğerine bağlıdır.
Hasbelkader yazdıklarımsa, yaşanan bu dil kirlenmesini mümkün olan en alt seviyeye çekme kaygısı taşımaktadır. Aynı zamanda bu çaba, diline, kültürüne, sanatına duyarlı olan herkese açık bir daveti de bağrında barındırıyor. Uygar ölçüler içinde eleştirelim ama eleştiri dozumuz densizliğe varmasın.. Aklın ve bilimin aydınlığında hareket ettiğimiz müddetçe, doğruya ve güzele bir adım daha yaklaşacağımıza olan inancım tamdır.
İngilizce taklitçiliğimiz konusunda herhalde kimse elimize su dökemez! Öyleki İngilizce Türkçe kırması bir dille konuşmak, bilgili yahut karizmatik görünmenin ölçüsü sayılıyor herhalde. Özellikle son günlerde, mekteplisinden alaylısına kadar kullananların ağzında sakız olan bir ifade var: egzajere etmek.
Mikrofon uzatılan kişi, “Bu konuyu haddinden fazla egzajere ediyorsunuz..” derken tumturaklı bir eda ile kendinden geçiyor adeta. Halbuki ne kadar da kulak tırmaladığının farkında değil herhalde. Egzajere etmek yerine abartmak fiilini kullanmak, sanırım sorunu kökten halleder.
Başbakan Erdoğan ile Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu arasında geçen toplusözleşme tartışmasıyla ilgili ilginç diyalog dikkat çekiyor şu son günlerde. Başbakan’ın greve giderlerse gitsinler restini, işçi tarafı efelenerek(!) ve sureti haktan görünerek yanıtlıyor vesselam: Greve gideriz(!).. Hadi bakalım. Ben, çok heyecanla izlediğim ve çok çetin geçen bu kulvarda, kullanılan dile dair bir yanlışlığa vurgu yapmak istiyorum.
Başbakan, Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu’nun greve gidebilecekleri uyarılarına cevaben,
“… Ben, bana ait özel kasalarım yok…” cümlesini kullandı ki böyle bir ifade tarzı Türkçe söz dizimine külliyen aykırı.
Doğrusu şöyle olmalı:
“Benim özel kasalarım yok.” yahut “Bana ait özel kasalarım yok.” Burada, “özel” sözcüğü de kullanılmayabilir.
Yorumsuz
Dünkü Kanal D Ana Haber Bülteni’nde “Gönül Köprüsü” projesine dair bir haber sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, proje kapsamında kendisini ziyaret eden öğrencilerden görme engelli bir çocukla sohbet ederken şöyle söyledi:
“Nereleri gördünüz?”, “Meclis’i de göreceksiniz değil mi?”
Ben daha ne diyeyim ki? Kör kör parmağım gözüne! Yorumsuz dedim ama yine kendimi tutamadım…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012


Kültürümüz o kadar yozlaştı ki,bakan Aliye Kavaf da,Nimet Çubukçu da,Başbakan ve de ötekiler,hemen hepsi kullanmaları gerekli olan resmi dilden bi-haber ağızlarına geldiği gibi konuşuyorlar. TRT ise bir acayip süper dejenerasyon içinde. Sanatçılar bir alem, sunucular bir alem.Özellikle son yirmi yılda kaybettiklerimizi, elli yılda geri kazanacağız gibi görünmüyor. Hoş,geri kazanmak ne kelime,daha da yıkıma götürüyorlar ya. Eğer diyorum, yeni bir kültür devrimi yapılamazsa, veleddaalliiin, amiin. Dil gider,biz de gideriz,eğer gidecek yerimiz kaldıysa.