Toplam okunma 1.319
ana sayfa > makale > Mizahın Gücü / Murat Özhan

Mizahın Gücü / Murat Özhan

Çarşamba, 17 Haz 2009 yorum ekle Go to comments

Mizahın Gücü / Murat Özhan

Shakespeare, mizah, zekâdan kaynaklanan bir oyundur(1) derken mizahın ne denli güçlü bir yapı olduğunu vurgulamak ister aslında. Keza mizahta, kullanmasını bilen için müthiş bir ironi vardır. Hemen hemen tüm toplumlar, mizahı zaman zaman bir savunma mekanizması, zaman zaman da bir saldırı nesnesi olarak kullanma ihtiyacı hissetmişlerdir. Bu, şüphesiz ki bin yıllardan beri yönetenler ile yönetilenler arasındaki çelişki ve anlaşmazlıktan kaynaklanmıştır.

İnsanlar, çeşitli istek ve beklentilerini, zaman zaman bir takım yollarla açığa vurmuşlar. Kimi zaman ayaklanırlarken, kimi zaman da kalemlerini / sözlerini kullanarak isteklerini duyurmaya çalışmışlar. Ayaklanmaları bir tarafa bırakırsak, sözle mücadelede bile insanlar birtakım baskılara, cezalara maruz kalmış, hatta bunun diyetini canlarıyla ödeyenler olmuştur. Bu, bir anlamda düşüncelerin özgürce söylenememesinin de bir göstergesidir.

Edebiyatımızda kişisel husumetin, sataşmaların ortaya çıkardığı bir mizahın varlığından söz edilebileceği gibi, toplumsal sorunlara dayalı mizah ürünleri de yer alır. Bu konuda ileriki bir süreçte, halk ve Divan edebiyatları, Tanzimat dönemi ve sonrasını da kapsayarak bugüne gelen bir incelemeyi yazmak farz oldu. Ama ondan önce birinden bahsetmek gerekiyor. Bilhassa Tanzimat dönemi şairlerinden dili sivri Eşref, II. Abdülhamid yönetimine hiciv oklarını saplamış, bundan ötürü yönetimin gazabına uğramış, hapis, sürgün ve baskı gibi çeşitli yıldırma ve uslandırma politikalarına maruz kalmıştır.

Eşref, hicivlerinde küfrü kullanmaktan asla imtina etmez. Küfür, bir bakıma rahatlama aracıdır da dense yeridir aslında. Şiirsel bağlam içinde, verilmek istenen mesaj yerine ulaşırsa ne âlâ . Küfrün şiirsel bağlam içinde kullanılması, o şiirin estetik değerini eksiltir mi yahut kaybettirir mi? Bu minvalde, Can Yücel’in şiirlerini düşünmek bize bir fikir verebilir sanırım. Konuyu fazla dallanıp budaklandırmadan Şair Eşref’ten şiir örnekleri ile noktalamak istiyorum bu yazıyı.

Usûl-i Merkeziyyet Şarkısı(2)

Züğürtlükten kül olduk, gayrı yandık,
Usûl-i Merkeziyyetten usandık!
Bu hâli biz yine evvelki sandık,
Usûl-i Merkeziyyetten usandık!

Kabul eyler miyim ben nush u pendi,
Tahammül kalmadı, sabrım tükendi.
Yetiş imdade Defterdar Efendi,
Usûl-i Merkeziyyetten usandık!

Bugün bir pâresiz kaldık süzüldük,
Kapattı defteri bakkal, üzüldük.
Züğürtlükten büzüldükçe büzüldük,
Usûl-i Merkeziyyetten usandık!

Not: Usûl-i Merkeziyyet, illerin bütün işlerinin merkezden yönetilmesi esasına dayanan yönetim biçimi.


Kıta(3)

Oldu âzâ biri Şûraya, dedim, yer yoktur.
Olsa olsa sana ancak, bu olur tedbirim:
Tutacak anda kayış yoksa tramvay âsâ,
Ayak üstünde re’îsin sikini tut mîrim!


Kıta(4)

İstemem devlet aleyhinde evimde kıyl ü kâl!
Korkarım jurnal ederler herkesin namusu var.
Askerîden, şeyhten, kıssîsten, küttabtan,
Hazret-i Şâhın cihanda it kadar casusu var.


(1)Mina Urgan, Elizabeth Devri Tiyatrosunda Soytarılar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayını, 1949, İstanbul
(2)Bütün Eşref, Derleyen: F. Uzun, İnkilâp ve Aka Kitabevleri, 1964, İstanbul
(3)A.g.y.
(4)A.g.y.

Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

Categories: makale Tags: , , ,
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları