Toplam okunma 935
ana sayfa > makale > Şiddet Hakkı Olur mu?-2 / Murat Özhan

Şiddet Hakkı Olur mu?-2 / Murat Özhan

Cumartesi, 23 May 2009 yorum ekle Go to comments

Şiddet Hakkı Olur Mu?-2 / Murat Özhan

Bireyine karşı ceberut, baskıcı, zor kullanan devlet anlayışını terk edip insanıyla barışık, her daim insanı ön plana çıkaran, sevecen, demokratik bir yapı işe koşmak gerekiyor. Birey devlet için değil, devlet birey için vardır. Daha doğrusu “var olmalıdır”. Devlet, bireyine kin gütmez, bireyinin güvenliğini sağlamak ve refahını artırmakla yükümlüdür. Bu, “sosyal devlet” anlayışının da gereğidir zaten. Çünkü aslolan insandır. Her şey insan içindir ve tüm çabamız insanı, insanca yaşatmak adına olmalıdır..

Demokrasi ve özgürlükler tarafında oldukça ciddi problemlerimiz var. Tanımları, kavramları öyle sözde, yazıda pervasızca kullanmakla da (pratiğe dökmedikçe) demokrat olunamıyor ne yazık ki. Her daim savunduğum ve zaman zaman farklı konu başlıklarında da dile getirdiğim düşüncelerim var. Bir bakıma insanı insan yapan, yaşam karşısında takındığı söz ve tutumlardır. İnsan; yapıp etmeleriyle yaşamın tam orta yerinde olabilmelidir, kendi içinde tutarlığı yakalayabilmelidir. Tutarlı olmak ise söz ve eylem birlikteliğini gerekli kılar. Yaşam evrenimizde elbette “söz” olacak, bu yadsınamaz bir gerçeklik ama salt söz, bence,“yok hükmündedir”. Önemli olan, “söz” dünyasının gereklerini pratiğe yani eyleme dökebilmektir. Gül üzerine methiyeler düzmek değil, gülü koklamaktır aslolan. Bu ise, yaşadığımız dünyada, çok yakıcı bir şekilde bizi hegemonyası altına alan “söz tabanlı” dünyanın çeperinin dışına çıkmayı gerektirir ki, bu, oldukça zor. Demokrasi ve özgürlüğü, kitabın orta yerinden çıkarıp yaşam biçimi haline getirmediğimiz müddetçe, ne şiddeti defetmek ne de insanca yaşamak mümkün.

Karşıdakine güven verebilmek, öncelikle kendine güvenden geçer. Kendine güvenemeyen insanda hem eleştiriden hem de özeleştiriden eser okunmaz. Eleştiri ve özeleştiri mekanizmasını işletemeyen, sanat ve kültürden beslenemeyen toplumlar, her daim şiddete meyilli olmaya yatkındırlar. Sağlıklı iletişim kuramaz bu tür toplumların insanları. Sağlıklı iletişimin temel koşulu ise insandır, empati kurmaktır (Empati; kendini karşıdakinin yerine koymak değil, tastamam karşıdaki olmaktır) ve insan dediğimiz de harmandan yeni çıkmış saman değildir.

Ne zaman ki sevgileri, özgürlükleri, hakları günlük yaşamımızda, uygulamalarımızda, eylemlerimizde tam anlamıyla kullanabilir hale gelir isek, yani bir yaşama felsefesi, yaşama biçimi haline getirip içselleştirebilir isek o zaman şiddet egemen bir dünyadan daha yaşanabilir bir özgürlükler dünyasına yelken açarız.

Deneyimlerimizi, düşüncelerimizi paylaşalım ama dayatma ve şiddet içeriklerinden uzak duralım. Beğenmemek, kabul etmemek elbette ki hak. Ama zor kullanmak ve şiddet, ama sansür kabul edilemez hiçbir koşulda. Eleştiri ve özeleştiriye açık olalım.

Sanatın, şiirin cana can katan gizilgücüne her fırsatta hiç usanmadan ısrarla yer verelim. Her sabah uyanır uyanmaz, sevdiğimiz şairlerin bir iki dizesini, dörtlüğünü okuduktan sonra, yüzümüzde oluşacak hafif bir tebessüm, o güne umutla ve moralle başlamamıza vesile olmaz mı? Kitapla, sanatın bir kolu ile haşır neşir olan bir insan, katılıkları, çirkinlikleri, şiddeti mahkum eder.

Sait Faik’in deyişiyle “Bir insanı sevmekle başlar her şey.

Bitti.

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 19 May 2012

Categories: makale Tags: , , , ,
  1. şimdilik yorum yok.
  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları