Toplam okunma 6.627
ana sayfa > sanat kuramı > İmge ve Gösterge-2 / Avner Ziss

İmge ve Gösterge-2 / Avner Ziss

Pazartesi, 30 Mar 2009 yorum ekle Go to comments

resim

İmge ve Gösterge-2 / Avner Ziss

(Resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız.) Görsel, Salvador Dali

Bilimsel dil, kendisini anlayanlarda, özdeş kavramsal süreçlere ve tepkilere yol açar. Bilimsel göstergelerin genelgeçer anlamı bildirişim sırasında kendisinin upuygun bir biçimde anlaşılmasına olanak verir. Eşanlamlılığa dayalı, bilimsel terimlere ve ad türetmelerine ilişkin sözlükler, son çözümlemede bu özgülükten yararlanarak yapılabilmektedir. Bilimsel göstergelerin asıl anlamlamasının bütünleyici ya da alternatif anlamları olamaz, sebebi de şudur: Bilim, nesnesinin açık ve kesin, tek-anlamlı gösterilmesinden (désignation) kalkarak soyut genellemeye varmayı amaçlar. Bu genelleme, ne denli tam olursa, bilim için o denli değer taşır. Sanat dilinde bambaşka bir şey sağlamaz ona. Sovyet estetikçisi Sémion Rapoport şöyle der haklı olarak: “Bilimsel dilyetileri için iyilik olan bir şey, sanat dilleri için kabul edilmeyecek büyük bir kusurdur. Özdeş değişkenlerin (variante) kullanımını sanata sokmak kötü sonuçlar doğurur; çünkü o zaman sanat, tüketicilerin kişiliği üzerindeki yenileştirici etkisini yitirir.”

Sanatsal gösterge (ki imge onun en iyi anlamlama işlevidir.) simgesel ve tasarımsal (representative) bir değer taşır; başka bir deyişle insanî, toplumsal ve ruhbilimsel deneyin büyük katmanlarını yorumlamaya yönelen ussal ve duyusal etkinliğin en-son vargısını belirtmeye yarar. Sanatsal gösterge, bilincin özgül bir yolla yansıtmış olduğu ve bu yüzden gerçek, somut ve duyulur özelliklerinden bir şey yitirmemiş bulunan gerçekliğin kendisini imgeleştirme olanağı verir. Sanatta gösterge, genelgeçer anlamlama işlevi de taşır; yoksa, toplumsal bildirişimde devreye giremezdi; ama şu da var, sanatsal göstergenin genelgeçer değeri, bilimsel göstergenin değeriyle bir tutulamaz; bilim, düşüncenin imgelerle nesnelleştirilmesine pek yatkın değildir. Sebebi de şu: Bilimsel gösterge, maddesel gösterme’nin kendi anlamlama işlevi karşısındaki bağımsızlığıyla ayırt edilir aslında. Sözgelimi, bilimsel söylemde sözcüklerin titremlenmesinin (intonation), dizemsel (rythmique) aralıkların vb. pek önemi yoktur; başka bir deyişle, kendisiyle anlamlamanın aktarıldığı gösterge pek önem taşımaz. Önemli olan şudur: Maddesel kılıfın (enveloppe) kavrambilimsel (sémasio-logique) bir işlevi yerine getirmesi, düşüncemizi kendi gösterdiği şeye, kısacası, anlamlama işlevine yollaması. Bilimsel gösterge özgül bir araçtır; herkesçe kabul edilen anlamı zorunlu olarak, alıcının bilincinde ortaya çıkarır; işte bu nedenle bilimsel metinler bir dilden ötekine kolayca çevrilebilirler. Aynı şey sanat yapıtı için söylenemez elbet.

Sözgelimi, şiir düzyazı diline çevrilebilir mi? Çevrilirse, şiirsel göstergenin özgüllüğünü yaratan şey; diyeceğim, duyulur dünyanın zengin çeşitliliğini bir bütünlük ve uyum içinde dile getirebilen şey yitirilmiş olmaz mı? Bizce, sanatsal bağlamın organik niteliği yıkıldığında, göstergenin yapısı da yok edilmiş sayılır. Bu yapı, özerk bir anlamlama işlevi taşıyan öğelerden oluştuğu zaman bile; genel bireşimsel anlamı, öğelerinin anlamlamalar toplamına indirgenemez. Sanatsal göstergeler, anlamlamalarını sınıflandırmaya ve sözdizim (syntaxe) kurallarını açık ve kesin olarak tespite olanak verebilecek bir eşanlamsal (synonimique) çokdeğerlilik taşımaz. Göstergelerin her birinde sözdizimsel yasalar, sanatsal türlerine ve yaratıcının bireysel kişiliğine göre değişiklikler gösterir.

Sanatsal göstergenin yapısı bağlamlı ve tam bir bütünlük koyar ortaya; kendisini yok etmeksizin göstergenin içsel ilişkileri yıkılıp ortadan kaldırılamaz. Aslında edilgen bir kurgu değildir gösterge; parçaları arasında sürekli bir geçişme (osmos) olan bir sistemdir; bunun göstergenin maddesel kılıfı da onun organik yaşamının bir bileşenini oluşturacaktır. Sanatsal göstergenin algılandığı sırada, yapısı, doğasına uzak kalmak bir yana, tersine, bütünün genel anlamlamasını büyük ölçüde belirler. Bunun için öğeleri belli bir bağlam içinde bütünleşmeden; başka bir deyişle, tüm yapının organik yaşamıyla kaynaşmadan, kendi anlamlarını bulamazlar. Öyleyse sanatsal göstergeler bir sözlükte toplanamaz; imdi burada apayrı önemde bir nokta çıkıyor karşımıza: Alıcıda yaratılan kavramsal süreçlerin, gösterge yaratıcısındaki kavramsal süreçlere upuygun olmasını gerektiren bilimsel göstergenin büsbütün araçtan farksız işlevinin tersine, buna taban tabana zıt bir işlev, sanatsal göstergeye damgasını vurur: Sanatın tüketici tarafından edinilmesi sırasında, sanatçının aklından geçenlere hiç de uymayan anlamlar doğabilir, dahası, bunlar yapıtın değişik alıcılarında hep aynı olmayabilirler de. Nitekim, Thomas S. Eliot şöyle yazar: “Bir şiir çeşitli alıcılara değişik şeyler anlamlayabilir ve bütün bu anlamlamalar, yazarın dile getirdiğini sandığından bambaşka olabilir… Okurun yorumu yazarınkinden başka olabilir, üstelik onunki kadar geçerli olabilir. Şiir, yaratıcısının yazdığını sandığından daha fazlasını da içerebilir… Anlam belirsizlikleri, şiirin, gündelik dilin iletebileceğinden daha fazlasını anlamlamasından ileri gelebilir; ama, daha azını anlamlamasından doğmaz herhalde.”(17)

Bir sanat yapıtının değişik yorumları, o yapıta, özdeş olmayan açılardan ve ayrı düzeylerde yaklaşılmasından da kaynaklanabilir. Özellikle tiyatroda dramatik bir yapıtın değişik yorumlara uğramasının sebebi budur.
Sanatsal göstergenin bütünlüğü içinde algılanması, bilinçteki ussal ve duyusal alanları daha etkin kılar; çünkü bireysel, zihni yapıları bütün çeşitliliği içinde hareketlendirir ve göstergeden anlamlamaya bu geçiş sırasında, alıcının coşku ve çağrışım deneyiminin tümünü işe karıştırır.

Bu türden göstergelerin tarihsel ve toplumsal pratik içinde oluşmaları ve sanatsal yaratımdaki birçok yanları ve düzeyleri gösterme gerekliliğini tam karşılamaları son derece matıkidir.

(17) T. S. Eliot: Ozanların Müziği – The music of poets (Şiir ve Şairler Üstüne), Londra 1957, s.30-31.

Bitti.

Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 20 May 2013

  1. sultan oygur
    Pazartesi, 02 Kas 2009 zamanında 18:33 | #1

    çokkkk  teşekkürler

  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları