Toplam okunma 799
ana sayfa > Şiir > Adnan Yücel, Yürek Çağrısı

Adnan Yücel, Yürek Çağrısı

Çarşamba, 12 Kas 2008 yorum ekle Go to comments

Çok verimli olabilecekken genç sayılabilecek bir yaşta, 49 yaşında akciğer kanserine yenik düşerek aramızdan ayrılan Adnan Yücel, o kadar güzel şiirler yazmış ki, şiir kitaplarını insanın başucundan ayırmadan her daim okuyası geliyor. Sevdiğimiz insanların eksikliğini derinden hissetmek bu olsa gerek ve bu hissiyat çok acı veriyor. Hele hele onların okuduğumuz şiirlerinde kendimizden de bir şeyler buluyor isek bu acı daha bir katmerleşiyor. Bize teselli verense,anılarını zihnimizde her dem taze kılan şiirlerinin varlığıdır. Onların bedenleri olmasa da, yarattıkları eserler, bizden sonraki ölümlülerin dahi anılarında ve sonsuzluğun akıp giden mecrasında yerini alacaktır. Çünkü onlar, eserleri ile ölümsüzlük payesini çoktan hak etmişlerdir.

Önümüzdeki süreçte Adnan Yücel’in anısına, onu yeni kuşaklara daha iyi tanıtabilmek adına, onun şiirlerini irdeleyen bir yazı kaleme almak umuduyla…

YÜREK ÇAĞRISI

Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere
Tatlı su göllerine akamıyorum
Yüzüm yüreğim deprem dalgası
Bu gül kıyımlarına bakamıyorum
Her sevi bir türküdür bağrımda
Her öfke bir ağıt
Ağıtlar kuşatmış dört yanımı
Kendi türkülerimi haykıramıyorum

Şarkılarla bezeniyor ufuklar
Yüreğim patlıyor dağbaşlarında
Yüreğim
Sancımı duyar mısın yaralarında
Kuş seslerinde yas nağmeleri
Şarkılar sabır ve çile makamında

Mendilimde öfke çıkınımda bilinç
Uykusuz kalır mısın kitaplarıma
Dudaklarımda hüzün
Avuçlarımda sevinç
Kulak verir misin çığlıklarıma
Dağları aşarak gelmişim sana
Demir kapıları kırarak
Işık olur musun karanlıklarıma

İsterim ki senden
Yaylalarda otlak olasın
Ovalarda ırmak olasın
Yayılasın göğsümün kırlarına
Sarasın beni sarasın

Dalların sevdası düşmüş toprağa
Olgun meyvelere hasret gençliğimiz
Zamanın billur çağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz

Ateşler yine parlıyor dağlarda
Dolular yine kırıyor çiçekleri
Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri
Bulutları delen ışıklar
Ezik ve kinli
Aydınlık iri
Sanki kocaları işkencede kadın gözleri

Nasıl kapanır bu kanayan yara
Nasıl anlatılır ki sana bu hal
Terimde tuz gözyaşımda bal
Bağdaş kurar mısın soframa
Gözlerimde umut yüreğimde aşk
Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama

İsterim ki senden
İnancıma aşık olasın
Zindanıma ışık olasın
Yürüyesin gönlümün yollarına
Sorasın beni sorasın

İnce kabukları zorlanıyor zamanın
Gelecek damlıyor yorgun havuzlara
Damlalarla yılların gelin yüzü
Suların üstünde koskoca bir çağ
Umutlar sığmaz oluyor alanlara

Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yaşamayı bilmez miyim
Çocuklarım okul yollarında
Okullarım sabah kollarında
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazlığında ölüm sarısı
Karanfil kıvrımlarında kan
Bu çiçekler uğruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim

Bahar değil acı yükleniyor dallarıma
Yapraklarımda ayrılık
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarıma
Ellerimde kış saçlarımda kar
Cemre olup düşer misin toprağıma

İsterim ki senden
Yılgınlıkta inanç olasın
Zulme karşı direnç olasın
Gömülesin aşkımın sularına
Göresin beni göresin

Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalın nağmelerinde
Alıp başını gidesin
Bağrı yanık yeller üstünde
Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma
Kırasın karanlıklarımı kırasın

Adnan YÜCEL

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 31 July 2010

  1. nihal umutlu
    Çarşamba, 12 Kas 2008 zamanında 12:02 | #1

    Çok güzel bir şiir ve Adnan yücel…
    Okuduğımız şiirlerinde kendimizden bir şeyler bulabildiğimiz şairlerin yokluğu senin de dediğin gibi çok acı verici Murat… Hele böylesi bir erken ölümde.
    Her ne kadar Cemel Süreyya’nın dediği gibi “her ölüm erken ölümdür” de olsa
    “…İsterim ki senden
    İnancıma aşık olasın
    Zindanıma ışık olasın
    Yürüyesin gönlümün yollarına
    Sorasın beni sorasın”
    ne kadar içten ve yalın bir dilek. Bu kadar yalınlığına rağmen adeta insanın içini ürpertiyor.
    Aslında bazen çok süslü kelimelerin yerini alan basit ama vurucu bir kelime bütün yükü taşıyabiliyor…
    Bende son sözleri Adnan Yücel’e bırakayım.

    “…Ne kırlarda direnen çiçekler
    Ne kentlerde devleşen öfkeler
    Henüz elveda demediler
    Bitmedi daha
    Sürüyor o kavga ve sürecek
    Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek.”

  2. Çarşamba, 12 Kas 2008 zamanında 17:06 | #2

    Adnan Yücel aşkın ve kavganın şairidir,tanımlamasına tıpatıp denk düşer ve bu betimleme de ona çok yakışır.
    Bu iki kavramın(aşk ve kavga) yan yana anılması belki ilk anda garipsenebilir.Ama bunu slogancılığa düşmeden biçemiyle,kendine özgü sesiyle ortaya koyan şair sanırım bir elin parmaklarını geçmez.Bu konuda verilebilecek en aşikar örnek,Nazım’dır.Nazım’ın hemen hemen tüm şiirleri, aşk ve kavganın birlikte örülmesiyle şiirler içinde ustaca yedirilmiştir.

    Adnan Yücel,salt bu bakımdan bile edebiyatımızın köşe taşlarından biri bence..
    O, kendine özgü sesi yaratarak şiirinin o çileli yolculuğundaki uğraklarda usul usul ama mütevazi bir eda ile bırakmış bir şair ise bizler de o uğraklarda bırakılan çiçeklerin özünü alan yolcularız..

    Sevgili Nihal yazdığın yorum,Adnan Yücel ile ilgili kaleme alacağım yazının belki de giriş kısmına daha şimdiden vesile oldu.Bu yazıda senin de payın olacak.. :) )

    Teşekkür ediyorum.
    Sevgilerle..

  3. nihal umutlu
    Çarşamba, 12 Kas 2008 zamanında 17:35 | #3

    EĞER HERHANGİ BİR YAZINDA UFACIK BİR PAYIM VAR İSE BU BENİ ÇOK MUTLU EDER…
    TEŞEKKÜR EDERİM…
    ÇİÇEKLERİN ÖZÜNÜ ALAN YOLCULARIZ DEMİŞSİN…
    GİTTİĞİMİZ VE GİDECEĞİMİZ HER YERDE BÖYLE UĞRAKLAR BULMAK ÜMİDİ İÇİMİ ISITIYOR. MURAT
    SEVGİLERLE…

  4. dulsinyam
    Çarşamba, 12 Kas 2008 zamanında 22:07 | #4

    insanlara umut kaynağı olmuş,”daha bitmedi ,sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek ” diyen, eşsiz bir sevdayı yüreğinde taşıyan ve dizelerine yansıttıklarıyla güç veren ender bir yürek Adnan YÜCEL .Ve son sözleri ben de Adnan Yücel’e bırakıyorum….

    Varsın eylül vurmuş olsun bahçeleri

    Bağlar bozulmuş olsun

    Yine hiç durmadan sevinçleri topla sen

    Geçtiğin yerlerdeki çocuk gülüşlerinden

    Her yolculuğa bir türkü yakan

    Irmak boylarında konakla geceleri

    Kuş seslerine dökülen

    Yıldızlarla çoğalsın düşlerin

    Seninle başlasın her yerde

    Ve her zaman günün ilk zafer şenlikleri

    Sen yolculuklara yeniden başla…`

  5. Çarşamba, 12 Kas 2008 zamanında 23:01 | #5

    Gittiğimiz ve gideceğimiz yolda emin adımlarla ilerlemek,kendimize ve birbirimize güvenden geçiyor.Yeter ki bu sönmez inancı içimizde taşıyıp bir adım ileri götürebilelim.

    Uğraklar,her daim var olacaktır.Ama hangi uğrakta durup soluklanacağımızı bilmek,biraz çaba,azıcık fedakarlık gerektirir.Bunu yapabilecek güç,bilinç ve irade bizlerde var sevgili Nihal.

    Sevgilerle..

  6. Çarşamba, 12 Kas 2008 zamanında 23:10 | #6

    Sizin gibi Adnan Yücel severlerin varlığından haberdar olmak,inan beni mutlu kılıyor dulsinyam.

    “Aşk adına sesimi sürdüm namlulara
    En büyük eylemleri söz eyledim” diyen bir şairi,biz bağrımıza nasıl basmayız?Adnan Yücel,yaşarkenki duruşuyla,eylemiyle,sözüyle,şiiriyle gönüllerimizin başköşesindeki yerini çoktan aldı..

    Teşekkürler dulsinyam.
    Sevgi her daim..

  1. şimdilik geri bağlantı yok
olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları