Can Yücel, Suda
Suda
Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık,
Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin;
Düşmüşüz yavaşça bir sâkin derenin
İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.
Balıklar gibiymiş, sessiz ve karanlık,
Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin;
Susarmışız öyle, bir sâkin derenin
İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.
Can Yücel

IM WASSER
Zart wie zwei Blätter am Zweing,
Als berührte ich dich,deine Hände;
Als fielen wir langsam herab,in ienen stillen Bach
Als wären wir in ihm,als wären wir Grün,
Als wären wir Schilf.
Stumm und dunkel wie Fische,
Als schwämme dein Haar,dein Atem;
Als schwiegen wir in dem stillen Bach
Als wären wir in ihm,als wären wir Grün,
Als wären wir Schilf.
Can Yücel
Almancaya çeviren: Tarık Seden, Angelika Kopecny
Çeviri şiir, “Metis Çeviri” Dergisi, sayı:11, Bahar 1990
Fotoğraf, deviantart
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 February 2012



“…Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni…”
can yücel
Şiir,
Vazgeçilmezlerimizden,tıpkı ekmek ve su gibi..
Sevgi her daim..
KİBAR HIRSIZIN TÜRKÜSÜ
Anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
Kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
Taksinize mülkünüze dairenize…
Heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
Belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi…
Gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
Vesairenize…
Şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
Aşk yokmuş sizde beş paralık!
Gidiyorum ben boşçakallar
Sıçmışım ortalık yerinize
Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık
Can YÜCEL
İmeem sitesi kapanmadan önce benim blogda da vardı Suavinin bu şarkısı . Site kapandığından beri dinlemiyordum bu çook sevdiğim şarkıyı…
teşekkürler yeniden dinlettiğin için…
üstelikten eşliğinde vazgeçilmezlerden şiirle…
SEVGİ DUVARI
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Can YÜCEL
http://www.siir.gen.tr/