Hasan Hüseyin Korkmazgil, Akarsuya Bırakılan Mektup
Akarsuya Bırakılan Mektup
incecikti
gül dalıydı
dokunsam kırılacaktı
dokunmadım
kurudu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını
neden akşam oluyorum tren kalkınca
kırlangıçlar birdenbire çekip gidince
mendiller sallanınca neden tıkanıyorum
öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki
az önceki çiçekler nasıl da diken diken
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti
o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti
artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz
günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı
oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı
kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı
nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu
gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Hasan Hüseyin, Bütün Şiirleri 7, Koçero Vatan Şiiri, Bilgi Yayınevi, İkinci Basım Temmuz 1984, Ankara
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 February 2012



hasan hüseyin korkmazgil..
bir insan düsündüklerini bu kadar mı guzel dile getirir.
siz daha iyi bilirsiniz hocam: benzeyen ve benzetilen vardır butun benzetmelerde.bunlar benzetmenin ana unsurlardıri.
bir şairin şiirlerinde benzeyen benzetilenini bu kadar mı guzel bulur..
bir hasan hüseyin korkmazgil şiiri ve beraberinde benim ilave ettiğim satırlar:
“sana şiirler yazmak o kadar zor ki sevgili..
sana olan sevgimi kelimelerle paylaşmak..
bir kalıp bulmak sevgime..
kalıbı kalabalığa kaçmadan
kaytarmadan
uygun biçimde sunmak sana..
o kadar zor ki sevgilim;
yürekten hissettiklerimi
ordan çıkarıp sana sunmak
“al bak; bu kadar çok seviyorum seni ben”
diyebilmek..
sayfalar dolusu şiirler
mektuplar
yazmak sana..
o kadar zor..
ben aşk şiirleri yazamam.
hiç bir dil karşılayamaz sevgimi
hiç bir ses tonu vurgulayamaz olması gerektiği gibi
hiç bir şarkı böylesi bir aşkı söylememiştir
hiç bir sinemada anlatılmamıştır bu hikaye..
biliyorum bana düşüyor anlatmak
bana düşüyor;
şu ana kadar olmamışı
olur kılmak..
amaa sevgili;
ben aşk şiirleri yazamam..
aşkı yaşarım
seni senle yaşarım.
dudaklarına dokunduğumda sana kimsenin duymayacağı
duysada anlamayacağı
anlasada hissedemeyeceği
en guzel şiirimi söylerim..
halı dokur gibi dokurum aşkımı
ilmik ilmik
şaşırmadan
çünkü bilirim;
yanlış yanlışlara yol açar.
emeğimsin sen
yaşım
yaşantım
yaşadığımın göstergesi..
oysa anlatmak seni..
odamın duvarlarına..
kendi içinde bir dunya olan herkese..
parklara bahçelere.
günün son otobusune geç kalmışlara
hayata hep son anda tutunmuşlara..
anlatmak seni.
o kadar zor ki.
ben sana asla aşk şiiri yazamam..
yazdıklarım,yazılanlar..
hepsi sana eksik.
hepsi bir o kadar da başkaları için fazla..”
Kazım Hasırcı
sen aşk şiiri yazamazsın hasan hüseyin
çünkü aşk şiirden önce gelir sende
oysa şiir önünde gitmelidir herşeyin
sen aşk şiiri yazamazsın hasan hüseyin
çünkü aşk
kavganın içindedir
çünkü sen
içindesin kavganın
elmayı kokusundan
güvercini biçiminden soyutlamaktır
yaşamak denilen kavagyı aşksız düşünmek
sen aşk şiiri yazamazsın hasan hüseyin
çünkü sen
gagasından tutup kuşu
öt kuşum öt kuşum demiyorsun
çünkü sen
yedirip çiçekleri ineğe
koklayıp gerisini ineğin
kok çiçeğim kok çiçeğim demiyorsun
öpüşmek başka şeydir yiğidim
öpüşmeyi düşünmek başka
sevişmek başka şeydir güzelim
sevişmeyi düşünmek başka
sende yaprak -iki gözüm-
sende yıldız -yürek sızım-
sende su
sende bu dört boyutlu kaçma tutkusu
atlıkarıncadan geceleyin
bakmaktır lunaparka
sen aşk şiiri yazamazın hasan hüseyin
çünkü sen ilkyaz yağmurlarında çırılçıplak
dolaşır gibi sıcak morlarda
içer gibi morları
düşer gibi morlara
yaşarsın aşkı iliklerinde
çünkü sen iki düşman ucun bileşkesisin
acısısın kavuşmanın
ayrılmanın sevincisin
sen aşk şiiri yazamazsın hasan hüseyin
çünkü aşkın kendisidir şiirin
oysa sen
oysa aşk
oysa sen
sen
sen aşk şiiri yazamazsın hasan hüseyin
Hasan Hüseyin Korkmazgil
tabi bırakın yaklaşmak onun şiirine yakınından geçmek bile imkansız..ama benim defterimde her ikisi beraberdir..size de öyle aktarıyım istedim.
sevgilerle..
Güzel bir buluşma olmuş.
Şiirin o iç ferahlatıcı akışına kendimizi bıraktığımızda, her daim zorbalıklardan, riyadan uzaklaşarak “insan olmak”lığımız yönünde bir adım daha atmış olacağız.
Sevgi her daim…