Nâzım Hikmet, Cevap No 2
“Cevap No 2” Şiirine Dair Öndeyiş / Murat Özhan
Nâzım Hikmet’in şiir tarihinde, onun kalem kavgaları pek bilinmez. Hep aşk şiirleri ya da emek eksenli olanlar öne çıkarılır.
Nâzım’ın hiciv şiirleri, biçim feda edilmeksizin sanatsal- estetik değerlerini korumuştur. Şair, bu şiirlerde bile hünerini göstermiştir. Demek ki ideolojik alt yapı sağlam temellere oturdu mu, en polemik içerikler dahi okunası bir değer kazanıyor.
Bu şiirlerden birini, sevgili Nâzım’ı yine yâd etmek adına yayımlamak istiyorum. Web ortamında, Nâzım’ın, ki yanlış olarak “İki Serseri” adıyla bu şiiri dolaşıyor. Yine bilgi kirliliğinin bir başka örneği ile karşı karşıyayız. Tabii, ilk elden kaynaklara başvurulmadığı için bu yanlış süregelmekte. Bu şiirin asıl adı, “Cevap No 2”(1)dir ve önceleri Nâzım’ı öven, alkışlayan Ahmet Haşim’i yermek için yazılmıştır.
Nâzım Hikmet’in, alışılmışın aksine, biçim ve içerik denemeleri, şiirde çığır açmıştı. Bu da ister istemez eskiyi savunanları ayağa kaldırır. Nâzım, eski edebiyatı savunanlarla savaşarak onlara hak ettikleri cevabı verir. Bu konuda Asım Bezirci şunları aktarır: “…Nâzım Hikmet ‘Putları Yıkıyoruz’ başlığı altında bir yazı dizisine başlar. En çok yüceltilen şairlerden Abdülhak Hamit ve Mehmet Emin için yazdığı imzasız eleştiriler geniş tepki yaratır. Eskiden Nâzım Hikmet’i öven Yakup Kadri ve Ahmet Haşim ile Hamdullah Suphi, Yusuf Ziya gibi yazarlar da ona hışımla, öfkeyle saldırırlar. Nâzım Hikmet onlardan ilk üçü için taşlama şiirleri ( Cevap No.1, Cevap No.2, Cevap No.3 ) kaleme alır. Önceleri Nâzım Hikmet’i tutan Peyami Safa sonraları saf değiştirir, jurnalcılığa kadar uzanan aşağılamalı, sövgülü, karalamalı yazılar yayımlar.”(2)
Sözlerimi Nâzım’ın “Cevap No 2“ şiiri ile noktalıyorum.
Cevap No 2
İki serseri var:
Birinci serseri
köprü altında yatar,
sularda yıldızları sayar geceleri..
İki serseri var:
İkinci serseri
atlas yakalı sarhoş sofralarında
Bağdatlı bir dilencinin çaldığı sazdır.
Fransız emperyalizminin
idare meclisinde ayvazdır..
Ben:
ne köprü altında yatan,
ne de atlas yakalı sarhoş sofralarında
saz çalıp Arabistan fıstığı satan-
-ların
şairiyim;
topraktan, ateşten ve demirden
hayatı yaratan-
-ların
şairiyim
ben.
İki serseri var:
İkinci serseri
yolumun üstünde duruyor
ve soruyor
bana:
“PROLETER
dediğimin
ne biçim kuş
olduğunu?”
Anlaşılan
Bağdadî şaklaban
unutmuş,
Mösyö bilmem kimle beraber
Adana – Mersin hattında o kuşu yolduğunu…
İki serseri var:
Birinci serseri
pencerelerden bir gölge gibi girer
geceleri..
İki serseri var:
İkinci serseri
halkın alınterinden altın yapanlara
kendi kafasında hurma rakısı sunar.(3)
Ben hızımı asırlardan almışım,
bende her mısra bir yanardağ hatırlatır.
Ben ne halkın alınterinden on para çalmışım
ne bir şairin cebinden bir satır…
İki serseri var:
İkinci serseri,
meydana dört topaç gibi saldığım dört eseri
sanmış ki yazmışım kendileri
için.
Halbuki benim
bir serseriye hitap eden
ikinci yazım işte budur:
Atlas yakalı sarhoş sofralarının sazı,
Fransız sermayesinin hacı ayvazı,
bu yazdığım yazı
örse balyoz salanların şimşekli yumruğudur
katmerli kat kat yağlı ensende..
Ve sen o kemik yaladığın
sofranın altına girsen de,
- dostun KARAMAÇA BEY gibi -
kaldırıp kaldırıp yere çaaal-
-mak için
canını burnundan al-
-mak için,
bulacağım seni..
Koca göbeklerin RUSEL kuşşağı sen,
sen uşşşak murabbaı,
sen uşşşak mik’abı,
satılmış uşşakların uşşşşağı sen!!!
Nâzım Hikmet
- – -
Notlar:
(1) Nâzım Hikmet, Bütün Şiirleri, {835 Satır (Şiirler 1), Sesini Kaybeden Şehir}, s.225-227, Yapı Kredi Yayınları, 5.Baskı, İstanbul, Mart 2009
(2) Nâzım Hikmet, Hazırlayan: Asım Bezirci, s.25, Evrensel Basım Yayın, Dördüncü Baskı, Şubat 1996, İstanbul
(3) Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan eserde, “kendi kafasında hurma rakısı sunar.” dizesindeki “kafasında” kelimesi, Asım Bezirci’nin hazırlayıp çıkardığı inceleme-antolojide “kafatasında” şeklinde yer almaktadır. Kendi kütüphanemdeki eserin künyesi: Nâzım Hikmet ve Seçme Şiirleri (inceleme-antoloji), s.373, Hazırlayan: Asım Bezirci, a Yayınları, Şubat 1975, İstanbul
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 22 May 2012


Son Yorumlar