Şiire Dair / Murat Özhan
Şiire Dair
Yaşamda hiçbir şey yoktan var edilemez; vardan da yok edilemez.
Ama…
Şiir, olmazı, olduran; olduranı olmaz kılandır.
Şiir, şafağın kızıllığını doyumsuzca beklemektir.
Şiir, eriyeceğini bile bile güneşe dokunmaktır.
Var olan değerlerden yola çıktığı halde, onları da yeri geldiğinde eleştirendir şiir.
Şiir, inattır, inatçıdır, sorgulayandır, ana kucağıdır, barikattır, mücadeledir,
yârin dudağıdır, dostun omuz başıdır.
Yalnızlığa sığınıştır; yalnızlıktan kaçıştır şiir.
Şiir, sistemin külliyen insansızlaştırma girişimlerine karşı bir başkaldırıdır.
Alevden denizleri mumdan kayıkla geçmektir şiir (Şeyh Galip’e yürekten bir merhaba..)
Yukarıda şiir adına dile getirdiğim benzetmeler, yakıştırmalar ve her şey bir yana, belki salt şiirin marketten gidip ekmek almak (fiili bir yönü) gibi bir gücü yok ama kişiyi gereksiz katılıklardan, hoşnutsuzluklardan bir nebze de olsa arındırarak insanîleştirdiğini söylemek abartı sayılmaz sanırım.
Dünya Şiir Günü vesilesiyle her günümüzü şiir tadında geçirmeyi dilerken, sözlerimi 2009 PEN Şiir Ödülü’nü kazanan sevgili Kemal Özer ile, yine onun kaleme aldığı 21 Mart Dünya Şiir Günü Bildirisi ile noktalıyorum.
YALIN SÖZÜ YEĞLESE DE YALINAYAK DEĞİLDİR ŞİİR!
Bir yüzleşme günündeyiz yine.
Yine şiire bakıyoruz. Yine şiir ne işe yarar diyenlerle göz göze gelerek.
Sesimizde yankılanan yine öncelikli bir soru: Hangi niteliklerle yüz yüze getirir bizi şiir?
Sayabiliriz o niteliklerin birkaçını hemen: Yaratıcı eyleme merak, dönüşü olmayana cesaret, sıradana açılan savaş, emeğe gösterilen saygı, duyarlığa tanınan özgürlük, tasarlananı genişleten ufuk…
Şöyle diyebiliriz örneğin:
“Çin Seddi bittiği akşam duvarcılar nereye gittiler?” diye soran meraktır şiir.
Kralı çıplak gördüğünde korkağın söyleyemediği cesur sözdür.
Sıradanın yavanlığına başkaldıran çeşitlilik, emeği hor görene indirilen tokattır.
Duyarlığı sınırlı tutanın karşısına yeni bir dil ile, tasarlananı güdük bırakanın karşısına yeni bir dünya ile çıkandır.
Neruda’nın dediğini bir kez daha yineleyebiliriz öyleyse: Yedi canlıdır şiir. Bunca sömürü ve yoksulluğun insana yaşamı dar ettiği, işkence ve savaşlarla bunca zulmün, zorbalığın, kıyımın yeryüzünü kana boğduğu günlerde şiirin payına da canından olanların acısı düşer, soluğunun önüne birtakım engeller dikilir. Ama her keresinde yeniden canlanacaktır o, yüzleşmek için ayağa yeniden kalkacaktır.
Her yüzleşme gününde kıyıcıya, zorbaya, işgalciye karşı diyeceği bir söz, yapacağı bir eylem, her yüzleşme gününde suskun kalanlara, boyun eğenlere karşı dolaşıma çıkaracağı bir öfke vardır çünkü. Eylemini kendisi kalarak gerçekleştirmeyi, öfkesini sözcüklere bürüyerek biriktirmeyi, sözünü çoğu kez yalın söylemeyi yeğlese de, onlarla kıyıcının, zorbanın, işgalcinin ve suskunluğun üstüne yürürken yalınayak değildir. Çıkarıp kafalarına fırlatacağı bir ayakkabısı her zaman vardır.
Kemal Özer
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 09 September 2010



Şiirlerin öyle farklı, öyle doyumsuz, öyle sıcak bir dili var ki…Hangi cümleyi kursam yetersiz kalır tarifi için…
SIĞINAK
Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Korusun diye beni,
Sarsın
Solusun diye…
Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Dileğimce değiştirebildiğim
Değiştikçe beni de değiştiren
Yüreğimle sindiğim,
Kimsenin bilmediği,
Acısına başka acı
Sevincine başka sevinç değmemiş,
Canım gibi
Yok etmek hakkını kendimde gizlediğim
Ömrümce çılgın, gönlümce engin,
Yeni doğmuş bebeklerin sesiyle
Yankısı ufkuma dokunurcasına yakın
Soluğumda kıvılcım, dudağında gül
Yaşamaya düğümlü,
Goncalar kadar körpe
Dalgalar kadar hırçın
Kavuşmamız olanaksız birine sakladığım,
Mahrem, bağışıksız,
Mazlum bir şiir
Yedeğimde hep bir şiir olmalı;
Çırpındığım geceler
Yetişip yatıştıran
Esinlenip dindiğim,
Duygusu sağılmamış,
Üşüse soluverecek,
Pürüzsüz, bir başına incecik,
Gülüşü gülüşüme denk, andıkça parıldayan
Andıkça parıldadığım,
Kanmayan, kandırmayan;
Öfkesi kirlenmemiş,
Zehri gibi kendi hayatımın
Ayrılık yaralarını sarılır sanmış,
Sürgün, ürkütülmüş,
Üzgün bir şiir.
Yedeğimde hep bir şiir olmalı
Yuvasında ilk kez uçan serçe gibi telaşlı,
Şafakta kuzulamış karaca gibi baygın,
Ulaşınca çılgınlığa kırılan dallarda ömrün
Yanarak uğuldayan
Yanarak uğuldadığım…
Yine daldım da kendi düşüme
Hasretin kanayışı bitermiş sandım…
Beni şiirler bağışlasın
N.Behram
Şiirin ne olduğuna dair şairce bir duyarlılık işte önümüzde duran. Sağolasın dulsinyam, Nihat Behram’ın çok hoş bir şiirini yayımlamışsın bu sayfada.
Eklemeyi unuttuğum bir şey daha.Yüreğinden gelen “ŞİİRE DAİR” başlığı altında şiir adına yazdıklarını hayranlıkla okudum.
VAR OL…
Çok teşekkürler sevgili dulsinyam. Paylaşım olanağı olanın, yaşama şansı vardır ancak. Paylaşalım ve hep birlikte güzelleştirelim yaşamı..
Rotamız, her daim kem gözlerden öteye olsun. Sevgilerle..
ne mutlu şiir okuyana ve sevene!..
“şiir depremdir, şiir ayaklanmadır, şiir başkaldırıdır. şiir şimşektir,
yıldırımdır, gök gürültüsüdür şiir. şiiri, yani yıldırımı hiçbir siper-i
saika durduramaz. şiir korkunçtur, güzeldir. hiçbir kapı, hiçbir duvar
önünde duramaz. kapı tunçtan, demirden, çelikten de olsa önünde duramaz.
şiir yürür, ezer geçer. şiir her şeyden, herkesten daha güçlü, daha
yıldırıcıdır. şiir sınır tanımaz, ne kral tanır, ne imparator. şiir cengiz
han ‘dan da, sezar ‘dan da, hitler ‘den de, büyük iskender ‘den de büyüktür.şiirdir insanoğlunu sürekli kılan.
anaların şefkati, babaların güveni, çocukların kıvancıdır. şiiri anlatmaya
çalıştım ama ne gezer. önce söylediğim gibi şiiri, deniz gibi kendi, yalnız
kendi anlatır. yaşasın şiir. yıkılsın diktatörler, krallar, asiller,
emperyalistler. şiir zaten onları hep ama hep yıktı ve hep yıkacaktır. ne
mutlu şiir yazan, şiir okuyan, şiir sevene. ötesi yok.” Arif Damar’dan bir alıntıyla katıldım bu güzel güne…
Senin o güzel benzetmelerine ise bir tek şey ekleyerek katılayım…Şiir yaşamı anlamlı kılıp bana kendimi ve benim için önemli olanları tanıtandır… diyerek sevgilerimi yolluyorum
Katkın için teşekkürler Nihal. Arif Damar’ın bu cümleleri şiir üzerine dile getirilmiş bir manifesto niteliğinde adeta. Ona yürekten selamlarımızı iletelim..
Sevgi her daim..