Toplam okunma 1.880
ana sayfa > Şiir > Tevfik Fikret ve Tarih-i Kadim’e Zeyl / A. Murat Özhan

Tevfik Fikret ve Tarih-i Kadim’e Zeyl / A. Murat Özhan

Salı, 01 Kas 2011 yorum ekle Go to comments

Tevfik Fikret ve Tarih-i Kadim’e Zeyl / A. Murat Özhan

Tevfik Fikret, şiirimizin olduğu kadar düşünce dünyamızın da gelişmesine -yaşadığı dönemin koşulları dikkate alınmalı kuşkusuz- katkıda bulunmuş bir aydındı.

Dönemine göre, her türlü riski göze alarak oldukça ilerici, cüretkâr düşünceleri şiirleri vasıtasıyla dile getirdi. Dinin günlük yaşamda belirleyici bir rol oynadığı koşullarda fikirlerini söylemekten asla imtina etmedi. Zaten bir aydın sorumluluğunun gereği değil midir düşüncelerini korkmadan söylemek, halkın önünde olmak, halka yol göstermek? Şimdiki “aydıncıklara” bakıyorum da sevgili Tevfik Fikret’in görkeminin yanında bir habbe kadar kalıyorlar. Adeta onun şu sözleri altında eziliyorlar bana kalırsa:

Kimseden bağış ummam, dilenmem kol kanat / Kendi boşluğumda, kendi göklerimde kendim uçarım. / Eğilme tutsaklık boyunduruğundan ağırdır boynuma; / Düşüncesi özgür, bilgisi özgür, vicdanı özgür bir şairim.

“Beşerin böyle dalaletleri var / Putunu kendi yapar, kendi tapar” dizelerini “Tarih-i Kadim’e Zeyl” şiirinde sarf eden Fikret, paradoksal bir biçimde bir yandan insanı eleştirirken öte yandan da yüceltir. Aslında bu şiirini, Molla Sırat Hazretleri diye hitap ettiği Mehmet Akif Ersoy’a cevap vermek için yazan Tevfik Fikret, şiirinde insanın yaratıcı gücüne külliyen bağlılığını ifade eder. Doğa’nın muhteşem gücü karşısında hayranlığını gizlemez. Öyleki kendini doğaya tapan biri olarak addeder, yaşamanın, var olmanın en büyük din olduğunu belirtir.

Tevfik Fikret’in 28 Nisan 1905 tarihinde yazdığı “Tarih-i Kadim” şiiri, adeta bir dönüm noktasıdır. Zira bu şiirinde Tevfik Fikret, bütün bir insanlık tarihinin savaş, kan, acı ve zulümden oluştuğunu yazar. Gerçek özgürlüğe ise, gelecekte savaşların olmadığı, rabbin de ibâdın da kalmadığı bir toplum düzeniyle ulaşılabileceğini söyler. Bunun üzerine Mehmet Akif Ersoy 1912’de yazdığı “Süleymaniye Kürsüsünde” ile Fikret’e ağır bir ithamda bulunur: Şairi para düşkünü bir zangoç olarak yerer. Öyleki Tevfik Fikret, uzun bir süre sessiz kalmayı yeğler ve nihayet 14 Kasım 1914’te “Tarih-i Kadim’e Zeyl” şiirini Mehmet Akif’e cevap mahiyetinde kaleme alır.

Tarih-i Kadim’e Zeyl” şiirini, Atilla Özkırımlı’nın sadeleştirdiği haliyle yayımlarken, onurlu ve başı dik bir aydın sorumluluğuyla yaşadığı çağa damgasını vuran Tevfik Fikret’i minnettarlıkla anıyorum.

Tarih-i Kadim’e Zeyl* (Eski Çağ Tarihi’ne Ek)
-Bir Cevap-

Buyurulmuş ki :
Şimdi Allaha söver.. sonra, biraz bol para ver,
Hiç utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder.

Ben ki üç beş kuruşu yeğlediği için
Protestanlara zangoçluk eden
Şairim. Kesin bilgi kürsüsünün süsü,
Apaçık olan dinin yorumcu şairi
Molla Sırat Hazretlerine, edebi
Saygılarımı sunarak
Duraksamadan diyorum: Zangoçluk
Nitelemesinin bağışlanmasına tanık olduk;
Lâkin aldanma sakın, üstâdım,
Ben de bir parça Tanrının birliğine inananlardanım.
Bana anlatma o güzelim dini,
Bilirim ben de senin bildiğini,
Okudum ben de Tanrının kitabı,
Dinledim ben de onun seslenişini,
Ben de zâtın gibi cami cami
Dolaşıp Yaradan’a eğildim,
– Cennet isteğiyle meşgul hayalim,
Yüreğim cehennem korkusuyla üzgün -
Ben de tırmandım ulu Tûbâ’ya,
Ben de çıktım Mele-i a’lâ’ya; (**)
Ben de âşıktım ezan nağmesine,
Ben de koştumdu o Allah sesine;
Ben de tesbih, dua, oruç, namaz,
Hepsini, hepsini yaptım, yazık ki!
Çünkü telkinlere aldanmıştım,
Kandığın şeylere hep kanmıştım,
Bilmeden, görmeden iman ettim,
Nefsimi dinime kurban ettim;
Sevdim Tanrıyı da, Peygamberi de;
O alay kaldı bugün hep geride.
Anladım çünkü hakikat başka,
Başka yoldan varılırmış Hakka.
Saydığın hârikalar, mu’cizeler
Birer zekâ büyüsüdür ki, insan
Durmadan açıyor sırlarını;
Mucize gösterenler unutmuş yarını.
Aldatan ve aldanan o İsa, Musa;
Köhne bir tılsımlı yalandır asâ.
İnsanın böyle sapıklıkları var:
Putunu kendi yapar, kendi tapar.
Git ara kilisesini, gez Kâbesini,
Dinle tekbîri, işit çan sesini,
Göreceksin ki, bütün boşluktur,
Umduğun, beklediğin şey yoktur;
Düzme Tanrısı gibi Şeytanı,
Buda’sı, Ehrimen’i, Yezdân’ı;
Topunun yaratanı bir korkak kuruntudur.
Gölgeler, gölgeler… Onlarda derin
Bir karanlık sezerek çevrildim,
Acı bir darbe yeyip devrildim,
Şimdi cennete ve cehenneme aldırmadan,
Süzerim yaradılışı hayran hayran!
Ben ne tapılan, ne tapan bilirim,
Kendimi doğaya tapınan bilirim.
Gökte binlerce mescit görürüm,
Orada vicdanımı secde eder görürüm.
Bu secdedir işte benim tapınmam,
Bu tapınışla geçer saatlerim.
Bu tapınışla övünçlü ve sevinçli,
Kendimi bir kayadan ayırt etmem.
Bir minik kuşla biriz tapmakta:
Ben de tehlîl (***) ederim, ishak kuşu da.
Doğruluk, sevgi ve vefa, alçakgönüllülük,
Acımak, iyilik ve yurtseverlik, insaf,
Sonra bir şaire “zangoç” dememek…
İşte vicdanımın yörüngesi bunlar.
Düşünüp işlemek dinsel törenimdir,
Yaşamak dini benim dinimdir.
İnançlıyım: Varlığa inancım var,
Her kanat bir melek bildirir.
Yaşarım peygambere gerek duymadan,
Bir örümcek götürür Tanrıya beni.
Kitabım doğa alanının kitabı,
Bendedir iyilik ve kötülüğün nedenleri.
Varırım böyle mezarın kapısına dek,
Diriliş ve öbür dünyaya gerek görmem pek.
Taşırım coşkun yüreğimde
İnsanın aşkını da, acılarını da.
Hak dini bence, bugün hayat dinidir!
Sen ne dersin buna, ey Molla Sırat?..

Tevfik Fikret

Bugünün diliyle: Atilla Özkırımlı

(*) Atilla Özkırımlı, Tevfik Fikret, s.213-217, Cem Yayınevi, İstanbul, 1990
(**) Meleklerin ileri gelenleriyle peygamberlerin ruhlarının bulunduğu yer.
(***) “Lâilâhe-ill-Allah” sözünü söyleme

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 22 May 2012

  1. nihalumutlu
    Salı, 01 Kas 2011 zamanında 08:17 | #1

    teşekkürler bu harika şiiri bize okuttuğun için…ve bu şiiri
    yazan güzel insan tevfik fikret i tekrar hatırlamamızı sağladığın
    için… “bir örümcek götürür tanrıya beni” bir mısra ama herşeyi
    anlatıyor….. ve “bendedir iyiliğin ve kötülüğün nedenleri”
    sevgiler….

  2. alizafersapci
    Salı, 01 Kas 2011 zamanında 08:54 | #2

    Tam bir kaynak, çok işime yarayacak! Teşekkürler!

  3. nihan
    Cumartesi, 03 Mar 2012 zamanında 19:52 | #3

     

    Doğaya tapınan bir şair olan, Annesi evvela Hristiyan olan,
    Müslümanlığı seçen ve Hac yolunda vefat eden, Tevfik Fikret’e
    Üstad Akif çok güzel cevap vermiş:

    Şimdi Allaha söver.. sonra, biraz bol para ver, Hiç
    utanmaz, Protestanlara zangoçluk eder.

    Yazık, Fikret oğlu Haluk kadar bile net ve samimi olamamıştır!

    Kaybolmuş biri olmuştur, yazık!

     

     

     

  1. şimdilik geri bağlantı yok

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları