arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘biyografi’

Yaşayan Nâzım ve “Taranta Babu’ya Mektuplar” / Murat Özhan

Pazar, 06 Haz 2010 1 yorum

Yaşayan Nâzım ve “Taranta Babu’ya Mektuplar” / Murat Özhan

Nâzım Hikmet anısına iki gün üst üste (3 ve 5 Haziran 2010 tarihlerinde) yazılar yayımlamıştım. Bugün üçüncüsü bu blogda yerini aldı.

devamını oku…

Bugün 5 kez okundu. Son okunma tarihi, 30 July 2010

Can Yücel’in Ardından – 2

Pazartesi, 24 Ağu 2009 1 yorum

Can Yücel’i ölümünün 10.yılında sevgiyle anarken, yazının ikinci bölümünü kamu emekçilerinin “toplu görüşme” vesilesiyle hak alma sürecine denk düşen gündemle de ilgili olduğunu düşündüğüm Aydın Çubukçu’nun(1) Can Yücel’e dair bir yazısına yer vererek noktalamak istiyorum.

devamını oku…

Bugün 3 kez okundu. Son okunma tarihi, 30 July 2010

Bedrettin Cömert’ i Anarken / Murat Özhan

Pazar, 12 Tem 2009 yorum yok

Birçoklarına Bedrettin Cömert (1940-1978) ismi yabancı gelecektir hiç şüphesiz. Çünkü 11 Temmuz 1978’de arabasının içinde şer odaklarınca katledildi. Öldürülen birçok aydının cinayeti gibi, onunki de çözülemedi, fail ya da failleri yakalanamadı ne yazık ki. Ona yapılan saldırı, Türkiye’nin aydınlık geleceğini, demokrasiyi, dostluğu, emeği, özgürlüğü hedef tahtasına koymak demekti.

devamını oku…

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 29 July 2010

Tevfik Fikret’in Cülûsiyesi / Murat Özhan

Pazar, 07 Haz 2009 yorum yok

Tevfik Fikret’in Cülûsiyesi / Murat Özhan

Abdülhak Şinasi Hisar’ın Geçmiş Zaman Fıkraları (1) adlı kitabını okurken Tevfik Fikret’le ilgili bir anekdota rastladım. Abdükhak Şinasi, bu olayı bizzat Tevfik Fikret’ten dinlediğini (birbiriyle görüştüklerini farz ederek “dinlediğini” diyorum zira yazar olayı anlatırken “…hikâye etmişti ki” ifadesini kullanmış. Yazışmaları ile de Tevfik Fikret bu olayı nakletmiş olabilir.) belirterek söze başlıyor.

devamını oku…

Bugün 4 kez okundu. Son okunma tarihi, 30 July 2010

Nâzım Hikmet ve Pablo Neruda’ya Dair Bir Enstantane

Cuma, 05 Haz 2009 yorum yok

3 Haziran 63… 3 Haziran 2009…
Nâzım Hikmet’in 46. Ölüm Yıldönümü Anısına Sevgi ve Minnettarlıkla…

Nâzım Hikmet ve Pablo Neruda’ya Dair Bir Enstantane

topraktan, ateşten ve demirden
hayatı yaratanların
şairiyim ben.

Radi Fiş(1), Nâzım Hikmet’in Pablo Neruda ile ilk kez 1951 yılında Berlin Gençlik Festivali’nde tanıştıklarını, Nâzım’ın da Pablo Neruda’nın şiirlerini bizzat onun ağzından dinleyeceğini aktardıktan şöyle devam eder:

devamını oku…

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 30 July 2010

Bir Çınar Daha Gitti (Aşık İhsanî’ye Son Görev)

Çarşamba, 22 Nis 2009 4 yorum

resim

Bir Çınar Daha Gitti / Murat Özhan

Şöyle bir arkaya dönüp bakıyorum da ölüm üzerine ne çok yazı yazmışım. İnsanın zihnini gaddarca baskılıyor ki ölüm denen karabasan, kendinden ha bire bahsettiriyor.

Ölenlerin ardından bir iki çift söz söyleyip yazmak o kadar zor ki.. Öyle insanlar vardır ki, onları görmeseniz de, ellerinizi omuzlarına koymasanız da, onlarla aynı duygu bağı ile bağlandığınızı bilmek, aynı topraklardaki kaderi ve kederi solumak, aranızdaki mesafeyi yaklaştırır..

devamını oku…

Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 30 July 2010

Anadolu Folkloruna Dair-6(Aşık İhsani)

Pazar, 30 Kas 2008 yorum yok

Murat ÖZHAN

Aşık İhsani’yi yeni yetişen kuşaklar bilmezler.Onu ben de tanıma fırsatı bulamadım.Ama onu tanıyanların tanıklığında onunla ilgili birçok anı dinledim.Özellikle o kısacık boyuyla sahneye çıktığında sesiyle nasıl da devleştiğini,dinleyenleri hemen çekim merkezine aldığını öğrenince bu halk ozanımıza olan sevgim daha bir perçinleşti.

Arşivimde,Aşık İhsani’nin ‘Mektup’ ve ‘Taban Uyanıyor’ adlı iki albümü var.Bunları da ben Merzifon’da görevli iken,bizzat onun konserlerine gitmiş sevgili Haydar Kaymaz hocamın ve şair dostum Muhsin Salman’ın arşivinden almıştım.Sağolsunlar,böyle bir zenginliği bana sağladıkları için..

devamını oku…

Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 30 July 2010

Bekir Yıldız

Pazartesi, 23 Haz 2008 yorum yok

Edebiyatımızda halkın acılarını, özlemlerini, yaşam kavgasını, gelenek ve göreneklerin acımasızlığını, Almanya’daki Anadolu insanının ezilişini, sömürülüşünü kendine özgü üslubuyla işleyen bir öykücüydü BEKİR YILDIZ. Ne var ki, edebiyatımızda onun hak ettiği yeri yeteri kadar bulmadığına inanıyorum. Hele hele yeni yetişen kuşaklar, bu yazarımızdan külliyen habersiz. Bunda kuşkusuz ki biz yetişkinlerin ve eleştirmenlerin de payı var.
Yazar, öykülerinde kısa cümleler kurarak akıcı Türkçesiyle, okuyanları hemen kendi çekim merkezine alabiliyor. Özellikle çarpıcı ve beklenmedik bir şekilde bitirdiği öyküleriyle insanı allak bullak ediyor.

Yazarın okuduğum öykülerinden beğendiklerim:

Sahipsizler kitabında: “Bahtiyar Amele” adlı öykü

Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 30 July 2010

olhayat, tasdix kullanır Creative Commons License Kullanım Kuralları