Can Yücel, Yaprak Dökümü
Yaprak Dökümü
Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 March 2010
Yaprak Dökümü
Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 March 2010
Can Yücel’i ölümünün 10.yılında sevgiyle anarken, yazının ikinci bölümünü kamu emekçilerinin “toplu görüşme” vesilesiyle hak alma sürecine denk düşen gündemle de ilgili olduğunu düşündüğüm Aydın Çubukçu’nun(1) Can Yücel’e dair bir yazısına yer vererek noktalamak istiyorum.
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 March 2010
Mizahın Gücü / Murat Özhan
Shakespeare, mizah, zekâdan kaynaklanan bir oyundur(1) derken mizahın ne denli güçlü bir yapı olduğunu vurgulamak ister aslında. Keza mizahta, kullanmasını bilen için müthiş bir ironi vardır. Hemen hemen tüm toplumlar, mizahı zaman zaman bir savunma mekanizması, zaman zaman da bir saldırı nesnesi olarak kullanma ihtiyacı hissetmişlerdir. Bu, şüphesiz ki bin yıllardan beri yönetenler ile yönetilenler arasındaki çelişki ve anlaşmazlıktan kaynaklanmıştır.
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 March 2010
Giuseppe Ungaretti: elveda / Murat Özhan
Akdeniz’in -o kendine özgü sesiyle- lirik şairi Ungaretti, ruha işleyen şiirleriyle Türkçede.. Daha önce, İtalyan şiirinden Montale’nin bir şiirini yayımlarken Türkçe kaynakların bu konuda ne kadar kısıtlı olduğunu fark ettim. Elimde sadece Gül Işık’ın Montale’ye dair hazırladığı ve İstanbul Üniversitesi’nin bastığı bir doktora çalışması ile dergilerde yayımlanmış bir iki makale var. Ungaretti ile ilgili de aynı sıkıntı söz konusu. Dilimizde, derli toplu hazırlanmış bir tek Işıl Saatçıoğlu’nun yapıtı var sanırım.
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 March 2010
Görsel, Necati Abacı
Nisan Tezi
Güneş gözlükleri gökyüzünün kırılmış
Kırkikindilere düşüyor bütün iş
Gayrı siz ağartacaksınız çocuklar
Işığın yüzünü
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 10 March 2010
SUDA
Bir çift yaprakmış dalında yumuşacık,
Tutmuşum tutmuşum ellerinden senin;
Düşmüşüz yavaşça bir sâkin derenin
İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.
Balıklar gibiymiş, sessiz ve karanlık,
Yüzermiş saçların, yüzermiş nefesin;
Susarmışız öyle, bir sâkin derenin
İçindeymişik, yeşilmişik, sazmışık.
Can YÜCEL

IM WASSER
Zart wie zwei Blätter am Zweing,
Als berührte ich dich,deine Hände;
Als fielen wir langsam herab,in ienen stillen Bach
Als wären wir in ihm,als wären wir Grün,
Als wären wir Schilf.
Stumm und dunkel wie Fische,
Als schwämme dein Haar,dein Atem;
Als schwiegen wir in dem stillen Bach
Als wären wir in ihm,als wären wir Grün,
Als wären wir Schilf.
Can YÜCEL
Almancaya çeviren:Tarık Seden,Angelika Kopecny
Çeviri şiir, “Metis Çeviri” Dergisi,sayı:11, Bahar 1990
Fotoğraf,deviantart
Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 March 2010
Parça Parça-2
Bu küfür küfür değil, bu küflü rüzgâr,
Bu silsilesini siktiğimin koridorlarına
Demirli dosyalar gibi sıralanmış kapılardan
Ayaklarımın dibine kadar sokularak
Ve sezdirmeden üflüye üfüre
Parmaklarımın uçlarını kemiren
Bu kılları ağarmış fare
Ne bilir, ne anlar ki çocuklardan haber vere!
Hem verse de ne umurum!
Ben ki müebbet muhabbete mahkûmum,
Çocuklardan haber değil,
Çocukları güneş kokan enselerinden koklaya koklaya
öpüp ısırmak istiyorum
Can Yücel
Can Yücel, Bir Siyasinin Şiirleri, Doğan Kitap, 17.Baskı, İstanbul, Ağustos 2008
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 11 March 2010
Son Yorumlar