En olgun metin, en kısa yoldan ifade edilmiş olandır.
Borges
Dilin savrukça kullanılışına her geçen gün tanık oluyoruz. Basında okuyor ve görsel iletişim araçlarında izliyoruz. Pop kültür, popüler kültür adına yaratılan yozlaşma diz boyu. Öyle ki kitle iletişim araçları da bu işe tuz biber ekiyor. İnsanların evlerine kadar girerek zihin tahribatı yapmakla bire bir bu araçlar. Bunu da gayet iyi başarıyorlar.
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 09 February 2012
Ben Dili / Murat ÖZHAN
Bizi eleştirene pençemizi değil, elimizi uzatalım. (Montaigne)
İnsan, yeryüzünde yaşayan, duygusu, aklı, bilinci, alet ve iş yapma yetenekleri en gelişmiş ve aynı zamanda çözümlenmesi en karmaşık varlık olma özelliğini hâlâ koruyor. İnsanı diğer tüm varlıklardan ayıran en temel özelliklerinden biri emeği ise diğeri de dili kullanma yetisidir. Dili yerli yerinde kullanmanın olanakları muhteşem olsa da kimi zaman tongaya düşürdüğü de olur insanı. Sevgili Yunus, kendi yaşadığı çalkantılı dönemin tecrübelerini, billur Türkçesiyle yüzyıllar öncesinden nasıl aktarıyor bize:
devamını oku…
Bugün 5 kez okundu. Son okunma tarihi, 08 February 2012
Sel Suları, Olumlu Tepkileri Önüne Katıp Götürdü / Murat ÖZHAN
Filozof, “Dil, düşüncenin evidir.” derken belli bir gerçekliğe işaret eder. Düşüncenin dışa vurulmasında dilin yadsınamaz payına dikkat çekilmektedir aslında burada. Dilimiz, varlığımızın yegâne (Belki paradoksal gibi gözükecek ama) kanıtı, iletişimin olmazsa olmazı. Kendimizi, çevremizi kısacası nesnel gerçekliği dil yoluyla anlatırız hep. Meramımızı, istek, düşünce ve duygularımızı her daim dile başvurarak aktarırız. Bu dile getirişte ise, zaman zaman hatalar yapmamız kaçınılmaz hale gelir. Ama dili kullanırken bilinçli davranmak bu hata payını en aza indirebilir.
devamını oku…
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 09 February 2012

Murat ÖZHAN
ANLAMAK VE İLETİŞİMİN DİLİ
Yaşamadan öğretilen(alınan) yahut öğrenilen bir şeyin ne olursa olsun tek taraflı ve dayatmacı olduğu gerçeğini göz ardı mı edelim? Bir bakıma “Anlatmak” kavramıyla yukarıdaki cümle arasında paralellik kurulabilir. Her nedense birden böyle bir çağrışım yarattı bende. ‘Anlatmak’ta tek yönlü bir akış vardır. Salt “ben”e hitap eder. Karşıdakini yok sayar. Egemen yapının dili böyledir. Duygudan, sıcaklıktan yoksundur bu dil. Bu noktada günümüzde var olan televizyonlara göndermede bulunabiliriz. Çünkü televizyonlar, egemen yapının en önemli yardımcı araç gereçleridir. Bunlar, deyim yerindeyse, burnumuza tutulmuş bir çeşit kloroformdur ve bunlarda iletişimin esamisi okunmaz. Çünkü akış tek yönlüdür.
devamını oku…
Bugün 4 kez okundu. Son okunma tarihi, 08 February 2012
Son Yorumlar