Nâzım Hikmet, Sanat ve Edebiyat Üstüne / Murat Özhan
3 Haziran 63… 3 Haziran 2010…
Nâzım Hikmet’in 47. ölüm yıldönümü anısına sevgi ve minnettarlıkla…
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 31 July 2010
3 Haziran 63… 3 Haziran 2010…
Nâzım Hikmet’in 47. ölüm yıldönümü anısına sevgi ve minnettarlıkla…
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 31 July 2010
Şiddet Hakkı Olur Mu?-2 / Murat Özhan
Bireyine karşı ceberut, baskıcı, zor kullanan devlet anlayışını terk edip insanıyla barışık, her daim insanı ön plana çıkaran, sevecen, demokratik bir yapı işe koşmak gerekiyor. Birey devlet için değil, devlet birey için vardır. Daha doğrusu “var olmalıdır”. Devlet, bireyine kin gütmez, bireyinin güvenliğini sağlamak ve refahını artırmakla yükümlüdür. Bu, “sosyal devlet” anlayışının da gereğidir zaten. Çünkü aslolan insandır. Her şey insan içindir ve tüm çabamız insanı, insanca yaşatmak adına olmalıdır..
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 31 July 2010
“İmge” Üzerine Son Deyiş / Murat Özhan
Ey oğul, eğer şair olup da şiir söylemeye niyetlenirsen, şiirde sözünün ruşen olmasına, yani açık olmasına çalış, sakın gamız söylemeyesin, yani örtülü söylemeyesin. Mesela bir şiirde bir sözün anlamını yalnız sen biliyorsan başkası bilmiyorsa böyle sözü söyleme, çünkü şiiri halk için söylerler, kendi kendileri için söylemezler. Öyleyse şiirin anlamı açık gerektir ki açıklığından ötürü herkes beğensin.(1)
Bu yazı, iki bölüm halinde yayımladığım Avner Ziss’in “İmge ve Gösterge” yazısı ile ilişkilendirilebilir de, bağımsız da okunabilir. Bu bakımdan yazının adında “son deyiş” ibaresi bulunmaktadır. Bu vesileyle dilimin döndüğünce, imge kavramını malumun ilamı babında yeniden görünür kılma denemesine girişeceğim.
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 31 July 2010
İMGE VE GÖSTERGE-2 / Avner Ziss
(Resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız.)
Görsel, Salvador Dali
Bilimsel dil, kendisini anlayanlarda, özdeş kavramsal süreçlere ve tepkilere yol açar. Bilimsel göstergelerin genelgeçer anlamı bildirişim sırasında kendisinin upuygun bir biçimde anlaşılmasına olanak verir. Eşanlamlılığa dayalı, bilimsel terimlere ve ad türetmelerine ilişkin sözlükler, son çözümlemede bu özgülükten yararlanarak yapılabilmektedir. Bilimsel göstergelerin asıl anlamlamasının bütünleyici ya da alternatif anlamları olamaz, sebebi de şudur: Bilim, nesnesinin açık ve kesin, tek-anlamlı gösterilmesinden (désignation) kalkarak soyut genellemeye varmayı amaçlar. Bu genelleme, ne denli tam olursa, bilim için o denli değer taşır. Sanat dilinde bambaşka bir şey sağlamaz ona. Sovyet estetikçisi Sémion Rapoport şöyle der haklı olarak: “Bilimsel dilyetileri için iyilik olan bir şey, sanat dilleri için kabul edilmeyecek büyük bir kusurdur. Özdeş değişkenlerin (variante) kullanımını sanata sokmak kötü sonuçlar doğurur; çünkü o zaman sanat, tüketicilerin kişiliği üzerindeki yenileştirici etkisini yitirir.”
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 31 July 2010
Sisyphos ve Sanatçı / Murat Özhan
(Resmi büyük görmek için üzerine tıklayınız.)
Görsel, tuebingen
Sanat, gerçekliği kendine has ilkelerle yeniden yaratmak süreci. Şüphesiz bu süreç, sanatçı açısından kimi zaman oldukça karmaşık ve meşakkatli geçerken kimi zaman da basitlikler temelinde kalabilir. “Basitlik” ibaresi burada, değersiz anlamında yorumlanmamalı. Keza gerek yaşamda gerekse sanatta bilhassa edebiyatta nice basit “gibi” görünen şah eserler mevcuttur. Basit olanı görmek de bir marifettir ve asla küçümsememek gerekir. Sanat uğruna yaratılar ortaya çıkardığını sananların, güya entelektüel birikim ve bile isteye anlaşılmazlık kisvesi altında, aslında nasıl da kendi fildişi kulelerinde debelenip durduklarını burnumuzun dibindeki örneklerden biliyoruz.
Bugün 0 kez okundu. Son okunma tarihi, 31 July 2010
KÜLTÜR-SANATÇI BAĞLAMINDA YERELDEN EVRENSELE UZANMAK
Bizim gibi ülkelerde sanatçı olabilmek,sanatçı duyarlılığıyla hareket edebilmek hiç de kolay değil.Çünkü sanatçı dürüstlük,sorumluluk bilinci,halkın yanında olma,haksızlıklara karşı sesini çıkarma,insanlara ve doğaya sevgi saygıyla yaklaşma gibi öz nitelikleri bağrında bulundurur.Bu temel nitelikler aynı zamanda bir aydın tavrıdır da.Hele hele günümüz dünyasının birkaç günde pıtrak gibi çıkıveren “sanatçı” müsveddeleri ürettiğini göz önüne getirirsek daha bir somutlaşır zihnimizde “sanatçı olabilmek kolay değil.” yargısı.
Bugün 1 kez okundu. Son okunma tarihi, 29 July 2010
Murat ÖZHAN
Bireyci dünya görüşünü yahut “sanat için sanat” anlayışını savunanların temel tezi şu: “Ben, başkaları için değil kendim için yaşarım, kendim için yazarım. Beni diğerleri ilgilendirmez. Hem ben başkaları için yazmadığımdan, anlaşılmak gibi kaygıları da taşımam. Toplum ya da halk benim için ‘vız gelir, tırıs gider’ “ Kısaca böyle. Bu anlayışı savunanları her nedense anlamakta zorluk çekiyorum. Neden mi?Bir önceki bölümde, insanın toplumun koşullarının ürünü olduğunu vurgulamam bundandı. İnsan, istemese de toplumsal bir varlıktır. Çünkü her “ben”, ancak ve ancak “sen”le var olabilir. Bunu tersinden de söylersek her “sen”, bir “ben”le mümkündür. Dolayısıyla diyalektik açıdan, biri olmadan öteki asla var olamaz. Kadın olmazsa erkek de olmazdı. İşte “ben” ve “sen” in birliği, “biz”i meydana getirir ki en az iki kişi de bir toplumdur.
Bugün 2 kez okundu. Son okunma tarihi, 30 July 2010
Son Yorumlar